Kelly Porter hâlâ iş başında…
Ve ben onunla birlikte yine bir maceranın tam ortasındayım: Yolun Sonu’nda!
Lowesdale Kontu, görkemli Wasdale Malikânesi’nde torunu Zac tarafından ölü bulunuyor. Herkes hemen “intihar” diyor ama Adli Tıp devreye girince, Kelly kendini yalanların ve sırların gölgesinde bir cinayetin içinde buluyor.
Yetmedi!
Bu sırada iki genç yürüyüşçü kayboluyor, aramayı da doğal olarak Kelly üstleniyor. Derine indikçe olaylar dallanıp budaklanıyor ve bu yeni kayıpların, geçmişteki bazı çözülememiş vakalarla bağlantısı ortaya çıkıyor. Yani anlayacağınız: Zamana karşı bir yarış başlıyor!
Ama durun, olaylar sadece dışarıda değil…
Asıl bomba Kelly’nin kendi hayatında patlıyor!
Kız kardeşi Nikki… Of! Gerçekten sinir bozucu. Ne biçim kardeş o öyle? Sevemedim, kusura bakmasın.
Ama Kelly’nin aile geçmişine dair öğrendiğim bazı şeyler vardı ki... En az onun kadar ben de rahatladım. Sırlar ortaya dökülünce içime su serpildi resmen.
Bu arada yan karakterler de çok iyi yazılmış. Hatta katili daha ilk sahnesinden tahmin ettim! :)) Ama inanın bu, okuma keyfimi hiç ama hiç kaçırmadı. Hatta hoşuma bile gitti.
Kelly’yi her kitapta daha çok seviyorum. Güçlü, duygusal, zeki ve tam bir görev kadını.
Ben bu kadın dedektifi gerçekten sevdim.
Okuyanlar varsa yorumlarda buluşalım. Siz Nikki'ye sinir oldunuz mu bakalım:)