SEBEPLERE SESLENEN ŞAİR:ERDEM BAYAZIT
Puan vermedi·90 syf.··
2025 10. kitabı
Ali Haydar Haksal’ın son kitabı olan Erdem Bayazıt 2024 mayıs ayında Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları arasında yayımlandı. Kitap Adil Erdem Bayazıt’ın anlatıldığı monografik bir çalışmadır. Monografi türünde yapılan çalışmalar ele alınan kişiyle birlikte, onun dönemini, temsil ettiği topluluğun çeşitli yönlerini de ortaya koymaktadırlar. Bu tür çalışmaların bahsedilen özellikleri nedeniyle edebiyat tarihimiz açısından taşıdıkları önem edebiyat dünyasındaki herkesin malumudur. Adil Erdem Bayazıt’ın kitabının ismine atıf yapılarak aynı başlıkla kaleme alınan “Sebeb Ey” kısmında Ali Haydar Haksal, “Şiiri bir ey uyarısıyla anımsatan şair,sana selam olsun.İçimizin hazin seslenişini yüksek sese dönüştüren şair. Şiir sesiyle karanlığa keskin yıldırımlarla şavkıyan güçlü ses,sana selam olsun.Sebeplere seslenişine selam olsun.”(s.4) şeklinde şair Adil Erdem Bayazıt’ı selamlar. Kitap “Sebep Ey” girişinden sonra yer alan “Poetikası”,”Psikolojisi”,”Erdem Bayazıtlı Günler”,”Fotograflar” ve “Kaynakça” bölümlerinden müteşekkildir. ADİL ERDEM BAYAZIT : BİR ŞİİR İŞÇİSİ Poetikası İlk bölüm olan poetikası kısmında dört başlığa yer verilmiştir. Kitabın en uzun bölümü olan bu kısımda yazar, Erdem Bayazıt’ın şiir görüşü,niçin şiir yazdığı,şiirini meydana getirirken nelere dikkat ettiği,kimlerden etkilendiği,kimleri etkilediği…gibi konuları derinlemesine anlatır.Ali Haydar Haksal’ın sağlığında onunla tanışmış,onu yakınen bilen biri olması ve Erdem Bayazıt’la ilgili kişisel görüşlerine de yer vermesi yazıları daha değerli hale getirmektedir. Kimi şairler yalnızca şiir yazarlar, kimisi de şiir yazarken aynı zamanda şiirlerinin felsefesini,tezlerini de ortaya koyarlar tespitinde bulunan Haksal’a göre Erdem Bayazıt çok şiir yazan biri değildir,fakat şiir üzerine sıkı düşünen şairlerden biridir.(s.7) “Sanat esas fonksiyonu itibarıyla bir telkin vasıtasıdır.”( s.7)Telkin,kendini ifade ediş ya da dolaylı ama estetik bir yaklaşım iledir.Kendi adına şiir budur düşüncesinde olan Adil Erdem Bayazıt,“Önce şunu itiraf edeyim.Ne şiir,ne sanat ne de sanatkarlık bir amaç olarak bende birinci öncelik olmamıştır.Aslında ben şiir işçisiyim,nazariyatçısı değilim.Her sanatın bir dili olduğu gibi şiirin de özel bir dili var.Şiir,konuşma dilini kullanarak anlatamadığımız duyguların,düşüncelerin bu sanatın özel dilini kullanarak ifade edilmesi hadisesidir.” şeklinde şiir hakkındaki görüşlerini belirten Sebep Ey şairinin şiire yüklediği anlam sadece bununla sınırlı kalmaz ve “Gaybın anahtarı şairlerin elindedir.” diyerek şiire yüklenen ve şairden beklenen manevi bir bakışı vurgular. Adil Erdem Bayazıt şair olma düşüncesinin ötesinde yazdığı şiirlerin bir araç olduğu düşüncesindedir.Asıl amaç hayırlı ve güzel şeyler yapmaktır.O müslüman bir sanatçı sorumluluğu taşır, kendisi için değil insanlık için şiir yazar.Bir meselesi,davası vardır.İyi ve güzel olanı şiire yansıtarak bunları insanlarla paylaşma amacı taşımaktadır. A.Erdem Bayazıt başlangıç döneminde,her ne kadar İkinci Yeni etkisinde olsa da ses ve söyleyiş bakımından Nazım Hikmet ile Ahmed Arif çizgisindedir. Gençliğinde onları elinden düşürmez,onlardan beslenmesine rağmen ruh ve gönül olarak onlardan uzak olan A.Erdem Bayazıt biçim ve seste onlar gibidir. O acılar yaşamış bir Maraş şairidir,oradan ses verir.Bir şehrin ortasında haykıran mümin bir şairin sesidir bu. Daha sonra ise asıl damarına yönelir:Diriliş. Şiir görüşünü verirken yukarıda zikredilen telkin yaklaşımı da bu Diriliş damarına bağlıdır. Şiir ve sanat üzerine düşünen Erdem Bayazıt asıl amacının ne olması gerektiği üzerinde durur.Yaşadıkları,içinde bulunduğu ve onu yetiştiren toplum onu yönlendirir ve sonraki dönemlerde İkinci Yeni şiir anlayışından uzaklaşarak farklı bir düzleme kayar.O sadece kendi için şiir yazamaz, onun sorumlulukları vardır.”İnsan olma,Müslüman Olma sürecinin sorumluluğu.Müslüman şairlerin şiir rezervleri diğerlerinden daha fazladır yani sonsuzdur.Çünkü ebediyeti kucaklayanlar ancak Müslümanlardır.”(s.18) Materyalist düşüncenin toplum üzerindeki etkisinin giderek ağırlığının artması insanımızın kendi değerleriyle buluşmasını sağlayacak atılımları ortaya çıkardı.Üstad Necip Fazıl ile başlayan bu atılımlar Diriliş ile ana akım haline geldi. A.Erdem Bayazıt için de şiirde en başta Sezai Karakoç gelir.Ondan, “Şiir istikbalimizin kurucusudur.”diye bahsetmesi de bu sebepledir. (s.18) A.Erdem Bayazıt yazdıklarının belli bir ekol çerçevesine oturtmak gibi bir kaygı duymasa da yazdıkları için Yeni İslami akım yakıştırılması yapıldığını belirten Ali Haydar Haksal’a göre,1960 sonrası toplumumuzun üzerine çöken yabancılığa karşın böyle yüksek ve hakiki bir sese gereksinim vardı.Bu bir refkleksti.Savunma refleksi.Şiirde kendi sesini burada gösteren İslami duyarlılığa sahip gençler kitlelerin sesi oldu. A.Erdem Bayazıt,1970’ li yılların tok ve gür sesidir.Uzun bir süre içine kapanan milletimize bize ait bu ses güven verdi,kendimizin farkına vardık. Mehmet Akif ile başlayan diriliş, feveran ve çırpınış şiiri ruh olarak zaten vardı topraklarımızda fakat bu uzun sürmedi,ses içe çekildi.Akif’in yüksek tonlu haykırışı herkesçe bilinir.Çökmekte olan bir topluma böyle bir haykırış,böyle bir ses gereklidir.Fakat bu ses meclise girdikten sonra İstiklal Marşı haykırışını dile getirir , sonrasında ise susar. ve akif Mısır'a gittikten sonra şiirinin duru suyunda akarak haykırışını derin bir sessizliğe bırakır.Kendi dünyasının derin sessizliğine.Oysa o ses aynı şekilde haykırmaya devam etseydi kimbilir neler üretecekti? 1930’lı yılların başında Necip Fazıl ‘ın sesi duyulur ötelerden, Çile ikliminden. A.Erdem Bayazıt,şiirinin ses tonununuN yüksekliğinde bu iki şairin izleri ve psikolojisini gördüğünü belirtir Ali Haydar Haksal.Hatta A.Erdem Bayazıt’ta daha çok Necip Fazıl'ın atılgan tavrını ve gözüpekliğini gördüğünü belirtir..Şiiri ses özelliklerei bakımından bu iki büyük şaire yaslansa da söyleniş bakımından her ikisinden de ayrılır.Onun kendisine ait bir sesi vardır.Şiirlerinde sıkça görülen şehir ve medeniyet vurgusunda ise Sezai Karakoç ve Nuri Pakdil esintileri vardır. Şiirinin Psikolojisi Ali Haydar Haksal, A.Erdem Bayazıt’ın şiir kitabındaki bölüm başlıkları onun şiir psikolojisi,şiire ve hayata olan bakışı hakkında bir fikir verebileceğini belirtir.Sebep Ey’ de yer alan bölümler : Birazdan Gün Doğacak,Karanlık Duvarlar,Risaleler,Gelecek Zaman Risalesi,Nida Beyitleri’dir. Onu hiç tanımayan,hiç okumamış bir insan bile zikredilen bölüm başlıklarına baktığı zaman,o ve sanatı hakkında bir fikir sahibi olabilir. O,sesi ve şiiriyle kendine has bir şairdir .Bir dönem siyasetle de uğraşan A.Erdem Bayazıt, yüksek perdeli bir sesin şairidir. Bu ses öyle yüksektir ki Ali Haydar Haksal kitapta bu kısmı vurgulamak için, “...sesler ağızdan dolu çıkar gibidir.” benzetmesini yapar.( s.49) Bu kadar yüksek sesli bir şairin sesi elbette duyulmuş ve A.Erdem Bayazıt, kendisinden sonraki kuşakları etkilemiştir.Onun şiiri, karamsar bir şiir değildir,açık aydınlık ve geleceği olan bir şiirdir.o güne kayıtsız değildir ama gündelik olana asla takılmaz. A.Erdem Bayazıt şiiri, bir karşı duruş şiiridir, fakat ondaki bu karşı duruş daha çok medeniyet eksenlidir. A.Erdem Bayazıt, bir kuşağın ve bir topluluğun en önemli şairlerindendir. Yedi güzel adamdan biridir. Şiirlerinde genellikle “Ey” nidası baskındır.Onun şiiri soğukkanlı ve tok sesli bir şiirdir.Zıtlar bir arada bulunur,uçların şairidir o. O, bir imge şairidir aynı zamanda. Onda şiir iki karşıtlık üzerine yürür. Şiirlerinde olumlu ,olumsuz imgelere birlikte yer veren şair, kullandığı hemen her olumsuz imgenin karşısına mutlaka olumlu bir imge yerleştirir.Olumsuzlukların olumlanma duygusu şiirlerinde sıkça karşımıza çıkar.Bu onun şiirinin genel havasını oluşturur. Ali Haydar Haksal’a göre ise, bu kadar imgenin karşıtlarıyla bile olsa verilmiş olması onun şiir geleceğini daraltır,daha az şiir yazmasına sebep olur.(s.55) Haksal bu görüşlerini A.Erdem Bayazıt’ın, şiirlerinden verdiği örneklerle ve kitapta ayrıntılı olarak yaptığı şiir incelemeleri ile desteklemektedir. Erdem Beyazıtlı Günler Burada Ali Haydar Haksal’ın, A.Erdem Bayazıt’a ilgili yaşanmışlıklarını okuruz.Samimi ve duygusal olarak kaleme alınmış cümleler okuyucuyu hemen içine çeker.Yedi İklim dergisinde çıkardıkları A.Erdem Bayazıt özel sayısının planlama ve ortaya çıkış sürecini,Cahit Zarifoğlu'nun hastalık sürecinden sonra kendisinde oluşan olumsuz etkiden dolayı hastalık süreçlerinde yanlarında bulunamadığı çevresindeki insanlarla ilgili duygularına şahit oluruz. Haksal,A.Erdem Bayazıt’ı da bu etkiden dolayı hastalık sürecinde ziyaret edemez ama telefon görüşmeleri olur aralarında.Bunları ve daha pek çok şeyi Ali Haydar Haksal’ın samimi kaleminden bölüm boyunca merakla okuruz. Burada Haksal’ın ruberu dönemlerde gözlemlediği Sebep Ey şairinin yazma süreci ile ilgili düşünceleri de ilgi önemlidir. Bu bölümde Ali Haydar Haksal’ın günlüklerini de okuruz.”06 Temmuz 2008” tarihli A.Erdem Bayazıt’ın ölüm haberini aldığı ilk günlükten sonra belli bir sıra dahilinde olmayan “07 Temmuz 2008,1993 yılının Ağustos ya da Eylül ayı ,1987 Haziran,26.06.1998 tarihli Elazığ'daki Hazar Şiir Akşamları Gecesi “olmak üzere farklı tarihli günlükler yer alır.Bu kısım Ali Haydar Haksal’ın şahitliklerini içerdiği için önem arz ediyor.Çünkü bir insanı,özellikle de Türk Edebiyatında ses getirmiş bir şairi yaşarken onu tanımış,onunla aynı ortamlarda bulunmuş başka bir yazardan okumak okuyucu için kıymetlidir. Kitabın “Fotograflar” bölümünde Ali Haydar Haksal tarafından karelenmiş A.Erdem Bayazıt’la ilgili üç fotografa yer verilmiş.Sona eklenen “Kaynakça” ile nihayete erdirilen kitap Bir Şiir İşçisi olan Adil Erdem Bayazıt hakkında açtığı farklı perspektiflerle okuyucu düşündürüyor. Ali Haydar Haksal’dan sonra insan bu işçilikleri o gözle bir daha okumak için Sebep Ey’e dönüyor. Ali Haydar Haksal, Erdem Bayazıt, TDVY, Ankara,2024,90 s. SAFİYE H.ÖNAL 22.07.2024- İstanbul
Erdem BeyazıtAli Haydar Haksal · Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları · 20246 okunma
161 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.