Sakarca Fakir BAYKURT
10/10
·105 syf.··
2025 2. kitabı
SAKARCA/ FAKİR BAYKURT Cumhuriyet Döneminde roman, öykü, deneme, şiir, masal, gezi yazısı gibi birçok türde eser kaleme alan Fakir Baykurt’un bir halk masalına yeniden can verdiği Sakarca kitabı, yazarın Kırşehir’de bir öğretmen arkadaşından “Her İşi Gören Değirmen” adlı bir masal dinlemesi ile ortaya çıkar. Dinlediği bu masalı değiştirir, geliştirir, 14 yıl boyunca üstünde çalışır ve ortaya “Sakarca” adlı uzun masal çıkar. Masal güzel ve uzun bir tekerlemeyle başlar. “Bak dinle beni. Ama canınla, can kulağınla dinle; ne diyor masal! Fal değil, maval değil. Ninemin ninesinin, dedemin dedesinin imbiğinden süzülüp gelmiş, eğriye eğri, doğruya doğru, yamruya yumru, kargaya karga, kumruya kumru bir masal bu! Evvel zaman içinde; ama kabur saman içinde değil. Deve tellal iken pire berber iken değil. Tıraş yok bu masalda. Orda değil burda değil. Peki nerde? Nerde pabucumun teki? Ben de onu diyecektim. Belki burda belki şurda. Belki Hint’ten uzak, belki Çin’den yakın. Göze yakın, dize yakın. Tatlı dile, güler yüze yakın. Size yakın, bize yakın. Çok yakın bir ülke vardı…” Masalın asıl kahramanı Sakarca bir horozdur. İnsanları sadece gün ağardı, gözünüzü açın diye uyandıran horozlardan değildir tabi. Sakarca, haksızlıklara karşı susmayan, insanların gözünü açmaya çalışan, mücadeleci bir horozdur. Yaşadığı ülkede haksızlık yapan, halkın malına el koyan, acıması olmayan zorba, acımasız bir yönetici bey vardır. Herkes bu beyden korkar ve köşesine çekilip sessizce izler olanları. Ama tabi Sakarca susmaz, bağırır, çağırır. Sadece insanların değil hayvanların da gözünün açılması ister. Ama kimsenin sesi çıkmaz. En son fakir bir köylünün değirmenine zorba bey el koyunca Sakarca daha bir gür sesle köylüleri, tavukları ve horozları uyarır; ama yine kimseyi ikna edemez. İş başa düştü der, tek başına yola çıkar. Zorba beyle konuşmaya ve haksızlığa son vermeye karar verir. Üzerlerine korku sinmiş halk, Sakarca yüzünden başlarına bir bela gelmesinden korkar ve onu yakalayıp engellemek ister. Sakarca onlardan kaçar. İşin sonunda pilavın yanına kızartma veya haşlama olacağını, suyuna da çorba yapılacağını bilse de çıkar bu yolculuğa. Yolda kendisini yemek isteyen bir tilki, bir kurt ve bir ırmak ile karşılaşır. Onlarla konuşur ve işbirliği yapar. Onlarla birlik olup değirmeni geri almak için yola koyulurlar. Böylece çocuklara sorunlarla karşılaştıklarında yılmamaları gerektiğini gösterirken sorunlar karşısında birlik olmanın, güçleri birleştirmenin önemini vurgular. Sakarca, tilki, kurt ve ırmak ile birlikte birçok engeli aşsa da sonunda kibirli, zorba beye yenilir. Masalın sonunda iyiler kazanamadı, Sakarca kaybetti gibi görünse de yazar, Sakarca’yı gümüş bir kuş olarak karşımıza yeniden çıkarır. Böylece yenilgiden zaferle çıkan Sakarca sayesinde haksızlığa karşı çıkanların bir şekilde kazanacağı gösterilir. Sürükleyici ve sade bir dille kaleme alınan masal, sadece çocukların değil her yaşta insanın okuyabileceği, ders alabileceği türdendir. Birçok yabancı dile çevrilmiş, tiyatroya uyarlanmış hatta çizgi filmi bile yapılan güzel bir eserdir.
1000Kitap
SakarcaFakir Baykurt · Literatür Yayınevi · 201692 okunma
·
90 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.