Tahmini Okuma Süresi:
2 sa. 59 dk.
Sayfa Sayısı:
105
Basım Tarihi:
Eylül 2016
İlk Yayın Tarihi:
1998
Yayınevi:
Literatür Yayınevi
ISBN:
9789750407352
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Türler:
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·105 syf.··
2023 21. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 13 Temmuz 2023 23:36
Kitabı Ülkem Okuyor’un sevgili kurucusu Havva Aydanur Ertuğrul’un tavsiyesi üzerine okudum. Fakir Baykurt’u hiç okumadıysanız bu kitapla başlayabilirsiniz. Benim de Fakir Baykurt’un okuduğum ilk kitabıydı ama son kitabı olmayacağını anladım. Kitapta her zorluğa, her şeye rağmen, canını bile ortaya koyarak Haksızlık var diyen, bu haksızlığı ortadan kaldırmak için insanlar susup korkudan bir şey yapamazken çırpınan cesur bir Horoz’u hayranlıkla okuyacaksınız. Canım Sakarca Kitap bir günde bitecek kadar sürükleyici, sade bir dili var. Çocuklarınıza bile okutabileceğiniz, onların da anlayacağı bir kitap. Bence herkesin okuması gereken, okurken düşünmesi, ders alması gereken kitaplardan. Ben çok sevdim. Kitabı okuyacaklara keyifli okumalar dilerim.
1K
SakarcaFakir Baykurt · Literatür Yayınevi · 201692 okunma
Sakarca Fakir BAYKURT
10/10
·105 syf.··
2025 2. kitabı
SAKARCA/ FAKİR BAYKURT Cumhuriyet Döneminde roman, öykü, deneme, şiir, masal, gezi yazısı gibi birçok türde eser kaleme alan Fakir Baykurt’un bir halk masalına yeniden can verdiği Sakarca kitabı, yazarın Kırşehir’de bir öğretmen arkadaşından “Her İşi Gören Değirmen” adlı bir masal dinlemesi ile ortaya çıkar. Dinlediği bu masalı değiştirir, geliştirir, 14 yıl boyunca üstünde çalışır ve ortaya “Sakarca” adlı uzun masal çıkar. Masal güzel ve uzun bir tekerlemeyle başlar. “Bak dinle beni. Ama canınla, can kulağınla dinle; ne diyor masal! Fal değil, maval değil. Ninemin ninesinin, dedemin dedesinin imbiğinden süzülüp gelmiş, eğriye eğri, doğruya doğru, yamruya yumru, kargaya karga, kumruya kumru bir masal bu! Evvel zaman içinde; ama kabur saman içinde değil. Deve tellal iken pire berber iken değil. Tıraş yok bu masalda. Orda değil burda değil. Peki nerde? Nerde pabucumun teki? Ben de onu diyecektim. Belki burda belki şurda. Belki Hint’ten uzak, belki Çin’den yakın. Göze yakın, dize yakın. Tatlı dile, güler yüze yakın. Size yakın, bize yakın. Çok yakın bir ülke vardı…” Masalın asıl kahramanı Sakarca bir horozdur. İnsanları sadece gün ağardı, gözünüzü açın diye uyandıran horozlardan değildir tabi. Sakarca, haksızlıklara karşı susmayan, insanların gözünü açmaya çalışan, mücadeleci bir horozdur. Yaşadığı ülkede haksızlık yapan, halkın malına el koyan, acıması olmayan zorba, acımasız bir yönetici bey vardır. Herkes bu beyden korkar ve köşesine çekilip sessizce izler olanları. Ama tabi Sakarca susmaz, bağırır, çağırır. Sadece insanların değil hayvanların da gözünün açılması ister. Ama kimsenin sesi çıkmaz. En son fakir bir köylünün değirmenine zorba bey el koyunca Sakarca daha bir gür sesle köylüleri, tavukları ve horozları uyarır; ama yine kimseyi ikna edemez. İş başa
1000Kitap
SakarcaFakir Baykurt · Literatür Yayınevi · 201692 okunma
Puan vermedi·105 syf.··
2025 17. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2025 13:29
SPOİLER içerebilir. Sakarca. Uzun bir aradan sonra okuduğum ilk masal kitabı. Sadece çocukların değil yetişkinlerin de okuyup ders çıkarabileceği 98 sayfalık bir masal kitabıdır. Kitap, başlangıçta bölümlere ayrılmış masallardan oluştuğu izlenimini verse de tek bir masal bazı başlıklara ayrılarak verilmiştir. Yani kitap bir masaldan oluşmaktadır. Bazı sayfalarda resimler bulunmaktadır. Masalın baş kahramanı horoz, aynı zamanda kitaba da adını veren Sakarca'dır. Sakarca, köylerinde Kabza Bey tarafından kör bir çifte yapılan haksızlığa karşı çıkan tek kişidir. Bütün insanlar ve hayvanlar, korktuklarından dolayı sessizliğe bürünmüşlerdir. Sakarca ise canı pahasına bu haksızlığa karşı çıkmış ve eğer bir haksızlığa ses çıkarılmazsa başka haksızlıkların da çığ gibi büyüyeceğini haykırmıştır. Masalın sonunda Sakarca, canından olmuştur. Ama hem haklı hakkını alabilmiş hem de insanlar ses çıkarınca haksızlığa karşı gelebileceklerini öğrenmiş. Sakarca' nın destansı kahramanlığı da yıllarca dilden dile dolaşmıştır.
SakarcaFakir Baykurt · Literatür Yayınevi · 201692 okunma
Bir masaldan derlenmis çok güzel bir eser
10/10
·105 syf.··
2023 20. kitabı
Fakir Baykurt'tun halkçı kaleminden çok güzel bir eser ne kadar çocuklar için bir masal kitabı gibi yansıtılsada aslında zulme haksızlığa ve değişmeyen sömürü düzenine karşı herkese hitap eden çok değerli bir eser olmuş. Kesinlikle okunmalı ve okutulmalı...
Hayat ve İnsan
SakarcaFakir Baykurt · Literatür Yayınevi · 201692 okunma
Puan vermedi·105 syf.··
2022 15. kitabı
Tek solukta okunacak bir kitap olsa da bittiğinde çokça düşündürüyor insanı. Haksızlıklar karşısında susmaya nasıl da alıştığımızı , zalimi zalim mazlumu mazlum edenin susanlar olduğunu bir masal gibi usulca hatırlatıyor. Haksızlık karşısında susmanın tarafsızlık olmadığını, haksızlığa bir tuğla da bizim koyduğumuzu hatırlatıyor. Masallar her zaman çocuklar için değil. Zaten dünyaya çocukların gözüyle bakabilmeyi bıraktıktan sonra değişti ya her şey. Velhasıl masal tadında okunması gereken bir kitap. Benim gibi Fakir Bayburt kalemini de seviyorsanız okumadan geçmeyin. Sakarca denen horozun sizi uykunuzdan uyandırmazsına izin verin.
SakarcaFakir Baykurt · Literatür Yayınevi · 201692 okunma
Puan vermedi·98 syf.··
2025 12. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2025 18:14
Herkese selam. Taze yorumla geldim. Fakir Baykurt bence Türk Edebiyatı'nda tam bir marka. Öncelikle yazarın daha önce okuduğum Eşekli Kütüphaneci kitabını da çok severek okuduğumu belirtmeliyim. Eserlerinde oldukça sade bir dil kullanıyor böylece okuma yazma bilen her yaştan insan onun eserlerini okuyabiliyor ve anlatmak istediğini anlayabiliyor, bence yazarın hedefi de buydu her kesimden insana hitap edebilmek ve bu bir başarıdır gerçekten. Gelelim çocuk kitabı gibi görünse de yetişkinlere ders niteliğindeki o masal kitabı olan Sakarca'dan bahsetmeye. . Öncelikle ben böylesi eserlere bayılıyorum bunu es geçemem, yani çocuk kitabısın ama aynı zamanda okurun çocuk olmadığından çok ince mesajları alabiliyor senden. . Zamanın birinde bir köyde yaşayan iki karı koca dönemin yöneticisi tarafından haksızlığa uğruyor fakat tüm köy halkı korkusundan bu duruma sessiz kalıyor. Tabi masal bu ya köyün horozu yani Sakarca, insanların sessiz kaldığı bu haksızlığa baş kaldırıyor ve ekliyor; "Kabza Bey, körlerin değirmenini aldı! İki yoksul insan, ağlayıp inledi! İnsanlar gık demedi. Kurul üyeleri filân cinli bal yemiş gibi sustu. Körler, Çayırlı Düz'e çıkıp göklere el açtı, ağladı. Göklerden ses gelmedi. Bir haksızlık, hemen işlendiği zaman karşılığını görmezse, ardından başka haksızlıklar gelir Takkeli Efendi! Bugün körlere, yarın topumuza! Yöneticiler haksızlık yapmaya alıştı mı kudurmuştan beter olur. Bugün değirmen alan, yarın ahırdaki malı alır, öbür gün yanında yatan canı alır. Birinciye ses çıkarmazsan ötekileri hiç önleyemezsin!" . Okumayanlara tavsiyemdir
1000k
SakarcaFakir Baykurt · Literatür Yayınevi · 201692 okunma
Puan vermedi·142 syf.··
2025 13. kitabı
Bir bin olunca başlarla nasıl mücadele edilir, haksızlık karşısında sustukça nasıl daha çok baş eğilir yalın bir dille anlatan mutlaka okunması gereken güzel bir çocuk kitabi.
SakarcaFakir Baykurt · Papirüs Yayıncılık · 199892 okunma
Puan vermedi·142 syf.··
2026 12. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2026 00:00
"Sakarca" eseri, köy edebiyatının toplumcu gerçekçi damarından süzülüp gelen, adaletsizliğe karşı bir başkaldırının ve doğa ile insanın iç içe geçmiş yazgısının dokunaklı bir öyküsüdür. Kitabın ana tezi, "güçlünün zayıfı ezdiği bir düzende, bazen en dilsiz ve en uysal varlıkların bile birer direniş sembolüne dönüşebileceği ve haksızlığın karşısında susmamanın onuru" üzerinedir. Yazar, bir köyün mikroskobik düzeninde aslında tüm insanlığın mülkiyet ve güç hırsını masaya yatırır.. Fakir Baykurt, "Zulüm ne kadar büyük olursa olsun, toprağın ve emeğin adaleti bir gün mutlaka yerini bulur" mesajıyla hikâye sonlanır..
1000Kitap
SakarcaFakir Baykurt · Papirüs Yayıncılık · 199892 okunma

Yazar Hakkında

Fakir BaykurtYazar · 55 kitap
Fakir Baykurt (Asıl adı Tahir'dir) Türk yazar, sendikacıdır. Çocukluğu Fakir Baykurt (Asıl adı Tahir'dir) Burdur'un Yeşilova ilçesine bağlı Akçaköy'de doğdu, Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber şu sözleri ile 1929 yılında haziran ortası olduğu varsayılmaktadır; "1929 doğumlu olduğum doğru. Ay, gün bilinmiyordu. Anamla konuştuk. Köyde orak mevsimi. Tarlada sancılanıp eve gelmiş. Haziran ortasıdır..." Tahir Baykurt'un annesinin adı Elif ve babasının adı Veli'dir. Doğduğunda ona savaşlarda vurulup geri dönmeyen Amcasının adı olan Tahir adı verilir. Tahir 1936 yılında Akçaköy İlkokulu'na başlar ve iki yıl sonra babasını kaybeder. Babasının ölümünden sonra dayısı Osman Erdoğuş tarafından Balıkesir iline bağlı Burhaniye köyüne götürülür ve orada dayısının yanında dokumacılık yapmaya başlar. II. Dünya Savaşı'nın başlaması ile dayısı askere alınır ve Tahir Akçaköy'e dönerek okula devam etme imkânı bulur. 1942 yılında ağır bir sıtma geçirir bu dönem aynı zamanda şiir yazmaya başladığı dönemdir. Köy Enstitüsü yılları İlkokulu bitirdikten sonra Isparta Gönen Köy Enstitüsü'ne yazılır. Köy enstitüsü yıllarında özellikle şiire olan ilgisi artar, kendini okumaya verir. Bu dönemde özellikle Türkçe'ye çevrilen klasikleri okur. Fakir Baykurt Köy enstitüsündeki yıllarını ve kendisine kazandırdıklarını şu şekilde anlatmıştır; "...Köy enstitüsü benim için olağanüstü bir fırsat oldu. İlkokulu bitirdikten sonra gidebileceğim başka hiçbir okul yoktu. Ailemin gücü yetmezdi. Ben okumak istiyordum enstitü benim gibi köy çocuklarını çağırıyordu..." "...Klasiklerin en iyi okuru enstitülü gençlerdi. Ceplerimizi ona göre yaptırırdık, kitap sığsın. Kız arkadaşlarımız koyun kuzu gütmeye giderken, torbaya azıkla birlikte kitap da katardı..." Bu yıllarda Bursa Cezaevi'nde olan Nazım Hikmet'in şiirleri ise gizli gizli yayılmaktadır. Tahir Baykurt da bu dönem Nazım Hikmet'in şiirlerini bulur ve gizli gizli okumaya başlar. "...Kitaplıkta Nazım Hikmet'in kitapları yoktu. Yasaklandığını öğrenince Çivril'in bir köyüne gidip onları buldum. Nazım'ın yedi kitabını kendi yaptığım defterlere kitap harfleri ile yazıp defalarca okudum." Köy enstitüsü yıllarında ilk şiiri Fesleğen Kolum Eskişehir'de çıkan Türke Doğru dergisinde çıkar. Edebiyata olan ilgisinden dolayı enstitüde de kitaplığın yönetimine seçilir ve daha fazla okuma fırsatı bulur. 1947 yılında Köy Enstitüleri ve Kaynak Dergisi'nde şiirleri çıkar ve bu yıllarda önce şiirlerinde daha sonra tüm yazılarında Fakir Baykurt adını kullanmaya başlar. Köy enstitüleri üzerindeki baskıların artması ile birlikte tüm enstitülere daha baskıcı yönetimler atanmaya başlar. Bu dönemde enstitüler daha önceki bir çok özelliğini yitirmeye başlarken eski öğrencilerin yaşam alışkanlıkları da bu yeni yönetimlerce sorun olmaya başlar. Fakir Baykurt da yeni atanan müdürle sorunlar yaşar ve defalarca kovuşturmaya maruz kalır. Ancak 1947 yılında Köy enstitüsünü başarı ile bitirir ve Yeşilova'nın Kavacık Köyü'ne öğretmen olarak atanır. Öğretmenlik ve yazarlık yılları 1951 yılında ölene kadar birlikte olacağı Muzaffer Hanım'la evlenir. Bu yıl ayrıca körbağırsağı patlar ve iki kez amelliyat olur. Öğretmenliği Dereköy'e aktarılır. Üzerindeki baskılar devam eder, savcılıkça evine baskın yapılır ve koğuşturma geçirir. 1953 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’ne girer ve bir sene sonra bu sefer Gayret Dergisi'nde çıkan bir yazısı nedeni ile yargılanır. 1955 yılında Gazi Enstitüsü'nü de başarı ile bitirirerek Hafik'de açılan ortaokula atanır. Aynı yıl ilk kitabı olan Çilli yayınlanır. 1957 yılında askere alınır ve Ankara Piyade Yedek Subay Ortaokulu'na öğretmen olarak atanır. İlk kızı Işık da bu yıl dünyaya gelir. 1958 yılında ilk romanı Yılanların Öcü Cumhuriyet Gazetesi'nin açtığı Yunus Nadi Roman Ödülleri'nde birinci olur. Ancak roman nedeni ile hem Baykurt hem Cumhuriyet koğuşturma geçirir. Baykurt bu dönemden sonra Cumhuriyet Gazetesi'nde yazmaya başlar. Askerlikten sonra Şavşat Ortaokulu'na öğretmen olarak atanır ve ikinci kızı Sönmez dünyaya gelir. Yılanların Öcü adlı romanı da Remzi Kitapevi tarafından basılır. Ardından Köy ve Eğitim Yayınları tarafından Efendilik Savaşı adlı kitabı yayımlanır. Cumhuriyet'teki bazı yazıları yüzünden öğretmenlikten alınıp Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı Yapı İşleri Bölümü'nde görevlendirilir. Sürüp giden yazıları ve Yılanların Öcü romanı yüzünden Bakanlık buyruğuna alınarak cezalandırılır. Altı ay açıkta kaldıktan sonra 27 Mayıs 1960'da Ankara İlköğretim müfettişliğine atanır ve aynı yıl Efkar Tepesi adlı kitabı basılır. 1961 yılında yazarın Yılanların Öcü adlı romanı tiyatroya ve filme uyarlanır. Tiyatro gösterimi yasaklanır, film ise ancak Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in konuya el koyması ile gösterime girer ancak filmin gösterimi sırasında olaylar çıkar. Bu yıl ayrıca yazarın Onuncu Köy, Karın Ağrısı, Irazca'nın Dirliği kitapları yayımlanır. Bir sene sonra yazarın oğlu Tonguç dünyaya gelir. Baykurt Amerika'ya giderek, Bloomington'daki Indiana Üniversitesi'nde göze kulağa hitap eden ders araçları ve yetişkinler için yazma öğrenimi görür. 1963 yılında yurda dönerek Ankara İlköğretim müfettişliği görevini sürdürür. Onuncu Köy Bulgarca'ya çevrilir ve kitapları Bulgaristan'da Türkçe olarak da basılır. Yılanların Öcü ile Irazca'nın Dirliği de Almanya'da, "Die Racheder Schlangen" adıyla basılır. Yılanların Öcü Rusça'ya çevrilir. Türkiye Öğretmenler Sendikası 1965 yılında TÖS'ün kuruluşuna katılır ve genel başkan seçilir. 1966 yılında İlköğretim müfettişliğinden uzaklaştırılarak yeni kurulan Milli Folklor Enstitüsü'nde uzman olarak atanır. Kaplumbağalar ve Amerikan Sargısı romanları yayımlanır. 1967 yılında Onuncu Köy adlı eseri de Rusça'ya çevrilir. Yazıları ve TÖS'teki çalışmaları yüzünden sık sık kovuşturma geçiren Baykurt Gaziantep'in Fevzipaşa bucağına sürülür. TÖS "Devrimci Eğitim Şurası"nı düzenler. Bir yıl sonra da TÖS "Büyük Eğitim Yürüyüşü"nü bir sene sonra da "Genel Öğretmen Boykotu"nu düzenler. Bu faaliyetlerinden sonra tekrar görevden alınarak bakanlık emrine alınır ancak Danıştay kararı ile görevine geri döner. 1970 yılında Fevzipaşa'dan Ankara'ya Ortadoğu Teknik Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Yayın Müdürlüğü görevine getirilir. Anadolu Garajı ve Tırpan kitapları yayımlanır. Tırpan ve Sınırdaki Ölü ile TRT Ödülleri'ni kazanır. Ardından Onbinlerce Kağnı adlı kitabı yayımlanır. Sıkıyönetim yılları 1971'de ordunun yönetime el koyması ile başlayan sıkıyönetim döneminde Baykurt iki kere gözaltına alınır. Aynı yıl Tırpan ile Türk Dil Kurumu Ödülü'nü kazanır. Kitaplarının yeni basımları yapılırken yazar askeri tutukevinden Ankara Merkez Cezaevi'ne aktarılır. 1973 yılında Can Parası ve Köygöçüren basılır. Baykurt'un yurt dışına çıkışı da yasaklanmıştır. 1974 yılında İçerdeki Oğul basılır. Keklik romanını yazar. Can Parası ile Sait Faik Ödülü'nü kazanır. Askeri Yargıtay'da TÖS Davası'ndan beraat eter. Sınırdaki Ölü ve Keklik kitap olarak basılır. 1976 yılında Sakarca basılır. Emeklilik Yılları Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan emekli olan Baykurt Madaralı Roman Ödülü'nün kuruluşuna yardımcı olur. 1977 yılında İsveç'te öğretmen yetiştirme çalışmalarına katılır ve Yayla romanı basılır. Frankfurt Uluslar arası Kitap Fuarı'na katılır ve Almanya, Hollanda ve İsviçre'ye geziler yapar, göçmen işçilerle iletişim kurar. 1978 Yılında Sakarca sahneye uyarlanarak İstanbul Şehir Tiyatroları'nca oynanır. Kara Ahmet Destanı ile Orhan Kemal Ödülü'nü kazanır ve Kültür Bakanlığı'na danışman olur. 1979 yılında Tırpan adlı eseri de tiyatroya uyarlanır. Devlet Tiyatrosu tarafından İzmir, Ankara ve Antalya'da oynanır. Baykurt, göçmen işçi konusunu incelemek üzere tekrar Almanya'ya gider. Duisburg şehrinde yaşamaya başlar. Yandım Ali kitap olarak basılır. Bu dönemde ODTÜ'de öğrenci olan oğlu Tonguç da tutuklanır. 1980 yılında Tırpan İstanbul Şehir Tiyatroları'nca da sahneye konulur ve iki mevsim oynanır. Tırpan'dan ötürü Baykurt ve Taner Barlas, "Avni Dilligil En Başarılı Yazar" ödülü kazanırlar. Suna Pekuysal da "En Başarılı Oyuncu" seçilir. Rur Havzası'nda Türk işçi çocukları için başlatılan RAA programında görev alır ve bir İngiltere gezisi yapar. Kızı Işık da bu yıl tutuklanır. Baykurt, Taner Barlas ve oyunda rol alan sanatçılar "İsmet Küntay Ödülü" kazanırlar. Tırpan'daki oyunu nedeniyle Suna Pekuysal "Ulvi Uraz Ödülü"nü kazanır. 1981'de "Sakarca" İsveç'te çizgi film yapılır ve Macarca'ya da çevrilir. DDR'de bir inceleme gezisi yapar. Öyküleri Gürcistan'da da kitap olarak basılır. "Kaplumbağalar" filminin senaryo çalışmalarına katılmak üzere İsviçre'nin Neuchatel şehrine gider. Almanya'daki göçmen işçilerin yaşamını konu alan öyküleri "Gece Vardiyası" adıyla basılır. İşçi çocuklarının yaşamını dile getiren öyküleri de "Barış Çöreği" adıyla basılır. Kitaptan yapılan seçmeler Almanya ve Hollanda'da iki dilli olarak yayımlanır. 1983 yılında "Yüksek Fırınlar" kitap olarak basılır. Oğlu Tonguç'la birlikte Sovyetler Birliği gezisi yapar. Moskova, Bakü, Batum ve Leningrad şehirlerine ve Yasnaya Poliana'ya giderek Tolstoy'un Yurtluğu'nu ziyaret eder. 1984 yılında Berlin Senatosu Çocuk Yazını Ödülü'nü kazanır. Gece Vardiyası ve Kara Ahmet Destanı Almanca, Yılanların Öcü ile Irazca'nın Dirliği Bulgarca basılır. Türkiye'de "Barış Derneği İkinci Davası"nda sanık olarak aranır. 1985 yılında Gece Vardiyası ile Alman Endüstri Birliği BDI'nin Yazın Ödülü'nü alır. Dünya Güzeli ve Saka Kuşları adlı Kitapları Türkçe ve Almanca olarak basılır. 1986 yılında Duisburg'ta öğretmenliğe başlar ve yurt dışında oluşan Türkiye Aydınlarıyla Dayanıma Girişimi'nin yönetiminde görev alır. "Duisburg Treni" adlı eseri basılır. Kopenhag'ta Dünya Barış Kongresi'ne katılır aynı yıl Koca Ren basılır. 1987 yılında Keklik romanı 20 öyküsüyle birlikte Rusça’ya çevrilip basılır. Londra’ya bir gezi yaparak Highgate’te Karl Marx’ın gömütünü ziyaret eder. Aynı yıl aralarında birçok yabancı dile çevrilen kitabının da bulunduğu 19 kitabı Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Aziz Nesin, Halikarnas Balıkçısı, Mihail Şolohov, Ernest Hemingway, İvan Gonçarov, Tolstoy, Gogol, Panait Istrati gibi yazarlarla beraber gerekçe göstermeden yasaklanır. Aynı yıl Sakarca adlı eseri de Hollandaca ve Almanca olarak basılır. Türkiye – Yunanistan Dostluk Gelişimi’nin Avrupa’da kuruluşunda görev alır. Tiflis’te İlaya Cavcavadze’nin 150’nci doğum yıldönümü konferansına katılır. 1988 yılında İçerdeki Oğul’u oyun olarak tekrar yazar. A. Çetinkaya ile birlikte Fridan Halvaşi’nin şiirlerini Türkçe’ye çevirir; Kitap Eninde Sonunda adıyla Almanya’da basılır. 1989 yılında Kuru Ekmek romanını yazar. İçerdeki Oğul, Amersfoort Halk Tiyatrosu’nda oynanır. Şiirleri de Bir uzun yol adıyla basılır. Moskova’ya yeni bir gezi yaparak Nâzım Hikmet’in evinde ve arşivinde çalışır. Baykurt ders vermeyi Pestalozzi Okulu’nda sürdürür. Şiirleri Hollanda’da “Vuurdoorns – Ateşdikenleri” adıyla basılır. 1991 yılında Ortaokul öğrencileri için, “KALEM – Schreiber” dergisini çıkarmaya başlar aynı yıl boynundan bir ameliyat geçirir. 1992 yılında, bugün Literaturcafé Fakir Baykurt adıyla varlığını sürdüren Duisburg Edebiyat Kahvesi'ni kurar. Bir Uzun Yol’un Almanca’sı “Ein langer Weg” adıyla çıkar. Yazar bu yıl bir de Çin gezisi ertesi yıl da Avustralya gezisi yapar. 1995 yılında Almanya’da öğretmenlik yaptığı çalıştığı Pestalozzi Okulu’ndan emekliye ayrılır. Öykü Kitabı bizim İnce Kızlar basılır ve 7 kitaptan oluşan Özyaşam öyküsünü bititir. 10 Mart'ta Devlet Tiyatroları Opera ve Balesi Yardımlaşma Vakfı tarafından “Fakir Baykurt’a Saygı Gecesi” düzenlenir. Bu yıl Yarım Ekmek romanı da yayımlanır. 1998 yılında Telli Yol öykü kitabı ile birlikte, “Özyaşam” dizisinin ilk cildi “Özüm Çocuktur” yayımlanır. Gezi yazılarının bir bölümünü Dünyanın Öte Ucu (Avustralya Gezi İzlenimleri) adıyla yayımlanır. Benli Yazılar deneme kitabıyla birlikte “Özyaşam” dizisinin ikinci ve üçüncü ciltleri (Köy Enstitülü Delikanlı; Kavacık Köyünün Öğretmeni) çıkar. 1999 Nisan genel seçimlerinde Özgürlük ve Dayanışma Partisi İzmir milletvekili Adayı olur. 11 Ekim 1999 Pazartesi günü tedavi gördüğü Almanya’da Essen Üniversitesi Kliniği’nde pankreas kanserine yenik düşerek ölmüştür.