Gizli Tarih, okurken daha ilk satırlarda beni içine hapseden bir atmosfere sahipti. Gerçek dünyanın kaosundan uzaklaşmak her istediğimde elime almışımdır bu kitabı. Lakin birkaç sayfa okuduktan sonra kitabın kendi kaotik dünyasına hapsolmanın nefes darlığını yaşatmıştı bana.
Yazarın satırlarında dolaşırken insan doğası ve toplum üzerine düşüncelerini Richard'ın ağzıyla dinliyoruz. Normalde bu tarz doğrudan anlatım pek hoşuma gitmese de bu kitabın genel boğucu havasına uyum sağlıyor oluşu o tarz düşüncelerin dile getirildiği paragrafları akıcı yapmıştı.
Kitabın bana göre vasatlaşmaya başladığı kısımlar ise son 100 sayfa civarı oldu. Betimlemeler öyle bir hal aldı ki kelime görmek istememeye başlamıştım. Sonu ise bana kalırsa yazarın "İteleyebildiğim kadar iteleyeceğim." Gibi bir motto gütmesiyle oluşmuş. Oku oku final cümlesi bir türlü gelmiyor, tam bitti huzura ereceğiz derken ters köşe yapmak isteyen bir yazarla karşılaşıyoruz! Ki benim nezdimde bitmesi gereken sayfadan en az fazladan 20 sayfa uzaması ve gereksiz bir karakter eklenmesiyle son bulmuştu. Bu karakterin gelmesi ise sonu yazarca belirsizleştirmek istense de kitabın vasat olmasının en büyük sebebi olduğunu düşünüyorum.
Kısaca özetleyecek olursam: Başlardan beni kaotik atmosferine çekmeyi başaran Gizli Tarih, en büyük hayal karıklığını yazıldığı sonla yaptı.
Gizli TarihDonna Tartt