Gönderi

Kimin İradesi!
6/10
·280 syf.··
2025 7. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2025 02:26
Julien’in İrade Terbiyesi kitabını, kendi irademi geliştirmek ve daha bilinçli bir kontrol kazanmak amacıyla okumaya başladım. Kitap, iradenin bireysel çabayla inşa edilen, disiplinle şekillenen bir güç olduğunu savunuyor. Bazı bölümleri benim için gerçekten faydalıydı; özellikle başlangıçta tembellik üzerine yaptığı tespitler dikkat çekiciydi. Ancak kitap ilerledikçe aynı fikirlerin farklı kelimelerle tekrar edilmesi, anlatımı yorucu ve tekdüze hale getirdi. Payot, “Görüldüğü gibi iki temel gereksinimi olan ahlaki yönlendirme ve yöntemli çalışma yönlendirmesinin tek ortak yolu vardır: öğrenci ve öğretmenin yakın teması” diyerek, öğretmenle öğrencinin ruhtan ruha temas içinde olması gerektiğini savunuyor. Bu düşünceyi okuyunca, aklıma yaşadığım bir olay geldi: Kuzenim, ikinci dönem ortasında kızının ödevini gönderip “yapamadığınız soruları cevaplar mısın?” dedi. Ben de “bu kızının sorumluluğunda, yapamadıkları olacak ki öğretmeni eksiklerini fark edip telafi etsin” dedim. Ancak öğretmeni, eksik ödevlere ‘eksi’ veriyormuş. Yani öğretmen, bu ödevlerin veliler tarafından yapıldığını biliyor ama yine de öğrenciye değil sisteme tepki vermek yerine cezalandırma yoluna gidiyor. Eee... neyin iradesi bu? Kitap, sadece zihinsel disipline değil; iyi beslenme, temiz hava, doğayla temas ve düzenli uyku gibi sağlıklı yaşam alışkanlıklarına da vurgu yapıyor. Ancak insan düşünüyor: Gençlerin özgür iradesiyle seçtiği yöneticiler cezaevine atılıyor, üniversite öğrencileri doğaya çıkmak istediğinde biber gazı solutuluyor. Cezaevlerinde hijyenin, beslenmenin durumu ortada. Bu koşullarda kimin iradesi var? Gerçekten sağlıklı ve özgür bir bireysel disiplin mümkün mü? Payot’a göre çalışmak yalnızca bilgi edinmek değil, aynı zamanda bir ahlaki eylemdir. İnsan çalıştıkça kendine saygı kazanır ve karakterini geliştirir. Ancak ben 10 yıl boyunca KPSS ile cebelleşip, her gelen bakanla değişen sistemlere karşı direnmeye çalıştım. Kazandığında bile tekrar akademiye alınacağın bir sisteme direnmekten vazgeçtim. Şimdi farklı sektörlerde iş başvuruları yapıyorum ve çoğundan geri dönüş bile alamıyorum. Bu benim iradesizliğim mi, yoksa sistemin vicdansızlığı mı? Kitapta geçen “Aşk bir mezedir” ifadesi, yazarın duygulara ve aşka yaklaşımını açıkça gösteriyor. Julien, aşkı ve duyguları iradeyi zayıflatan unsurlar olarak küçümsüyor. Oysa benim deneyimim bunun tam tersi: Aşk, insanı dönüştüren, iradeyi gerçekten sınayan ve güçlendiren bir duygudur. Duygular bazen zorlayıcıdır ama aynı zamanda yön göstericidir. Yine kitapta arkadaşlıklar, iradeye zarar veren, mücadele edilmesi gereken birer düşman gibi gösteriliyor. Bu bakış bana çok sert ve tehlikeli geldi. Çünkü insanlar sosyal varlıklardır. Dostluklar, paylaşılan anlar, dayanışma… bunlar iradeyi yıpratmaz; aksine güçlendirir. Julien’in İrade Terbiyesi, bireysel iradeyi ve disiplini yücelten bir kitap. Ancak günümüzün karmaşık sosyal ve duygusal gerçekliklerini yeterince dikkate almayan, zaman zaman eril, katı ve tekrar eden bir metin olduğunu da söylemeliyim. Benim için iradenin gerçek sınavı yalnızca iç dünyamda değil; çevremdeki adaletsizliğe, eğitim sistemindeki çarpıklıklara ve yaşadığımız toplumdaki hak ihlallerine karşı durabilme gücümde saklı. Payot’un kitabı bir dönem için önemli bir yol gösterici olabilir. Ama bugün, iradeyi yalnızca bireysel disipline indirgemek yetersizdir. Gerçek irade; toplumsal koşullarla, duygularla, ilişkilerle ve hayatın kendisiyle birlikte yoğrulur ve terbiye edilir.
İrade TerbiyesiJules Payot · Karbon Kitaplar Yayınları · 202038,4bin okunma
·
549 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kitap Hırsızı
Gönderi Sahibi
Güzel yorumunuz ve nazik sözleriniz için teşekkür ederim. Aslında kitaba tamamen karşı olduğumu söyleyemem. Birçok noktada düşündürdü ve bazı yerlerde hak da verdim. Ama okurken kendi deneyimlerimle ve yaşadığım gerçeklerle kıyaslamadan da edemedim. Sanırım kitapların en güzel yanı da bu; bazen katıldığımız cümlelerle, bazen de itiraz ettiklerimizle bizi düşünmeye zorlamaları. Eğer yazdıklarımda biraz içtenlik hissedildiyse ne mutlu bana. Tekrar teşekkür ederim, güzel okumalarda karşılaşmak dileğiyle.
Elinize emeğinize sağlık,sizde kitaba karşıt olan düşüncelerinizi belirterek iradenize sahip çıkmışsınız,kim bilir belki de kitaptaki bize zıt her cümle aslında bunu düşünmeye ve yapmaya itiyordu.Yorumlarınızda ki içtenlikten tuttum hayatınızdan örneklerle incelemenizi akıcılaştırmanız çok hoşuma gitti,kaleminiz bol olsun.