Hüzün ve Tesadüf(1999)
“Bunca yoksulluk var iken, nasıl gider gönül darlığı. ”
Hüzün Ve Tesadüf hikâye kitabı ilk baskısını 1999 yılında yapmıştır.
“Bir şey yap güzel olsun. Huzura vesile olsun, rikkate yol açsın, şevk versin, hakikate işaret etsin.
Bir şey yap, doğru olsun. İnsanları yalanın ve yanlışın bataklığına düşmekten korusun. Rüzgara ve akıntıya kapılmasın; kırılsın lakin eğilip bükülmesin.
Bir şey yap iyi olsun. Hizmetten, hürmetten, merhametten müteşekkil olsun. Kalpleri yumuşatsın; garibin, yolcunun, zayıfın derdine derman olsun.
Bir şey yap, adil olsun, haktan hukuktan ayrılmasın. Zalime haddini bildirsin, mazlumun payını versin.
Bir şey yap barış olsun. İnsanlar kin ve nefretten uzaklaşsın. Bombalar patlamasın, çocuklar ölmesin. ”
Hepimizin çok sevdiği yukarıdaki cümlelerin yer aldığı kitaptırHüzün ve Tesadüf.
Daha önce Dergah Dergisinde yayımlanan 17 hikâyenin bir araya getirilmesiyle oluşturulan kitap “Mahzun Mücahit” ve“Hüzün ve Tesadüf” olmak üzereiki ana bölümden oluşmaktadır.
Mahzun Mücahit bölümünde: Seyfettin’i Severdik, Mahzun Mücahit, Bir Şey Yap, Su Sesi, Uysallığın Lüzumu Yok İsyanın Sırası Değil, Masal ve Rüya, Tâciser‟in Şiiri, Hikâye, Bahar Dalı, Yürüyen Hüküm, Aheste Beste olmak üzere 11 hikâye, Hüzün ve Tesadüf bölümündeise;Kambur Hâfız ve Minare, Hüzün ve Tesadüf, Karakoncolos, Dürbünlü Çiçek, Mevzu Derin, Uç Selahattin Uç isimli 6 hikâye yer almaktadır.
Kitaba adını veren Hüzün ve Tesadüf hikâyesi de ikinci bölümdedir.
Hüzün ve Teasadüf’üKutlu’nun diğer kitaplarından ayıran en önemli özellik, eseri oluşturan hikâyelerin genel olarak bir bütünlük oluşturmamasıdır. Kutlu hikâyelerinde gördüğümüz genel çerçeve hikâye tekniğiyoktur bu metinlerde. Hemen her hikâye ayrı konuyu yansıtır.
Hüzün ve Tesadüf Mustafa Kutlu’nun eserleri arasında önemli bir yere sahiptir. ”Bu eser Kutlu’nun hikâyesinde bir ara bölge oluşturmaktadır. Çünkü bir yıl sonra yayımlanan Uzun Hikâye, Mustafa Kutlu’nun hikâyesinde yeni bir dönemin başladığını haber verir. ”
Kitapta yer alan Kambur Hafız ve Minare hikâyesi Kutlu’nun hikâyeleri arasında farklı bir yere sahiptir. Kullanılan anlatım tekniği derinlemesine analiz edildi, değerlendirildi. Postmodern bir hikâye olarak nitelendirildi. Fakat Mustafa Kutlu bu hikâyeyi yazarken öyle bir düşünce ile kaleme almadığını ifade etti.
Bu hikâye içinde yer aldığı kitabın önüne geçmiştir, Kambur Hafız ve Minare gerek anlatım tekniğinden, gerek kurgusundan kaynaklansın bunu görüyoruz. Kitapta yer alan on yedi hikâye ve Kutlu hikâyeciliğinin içerisinde farklı bir yerde konumlanmıştır. Bunda da Mustafa Kutlu vebir okuru -İLESAM’a gelen edebiyat öğretmeni- arasında yaşanan diyalogun etkisi ile kaleme alınmasınınetkisinin olduğu aşikardır.
Kitapta hikâyelerde konu olarak hayatın yaşamaya değer olduğu, ne olursa olsun iyi insan olmak, bu fani dünyadan geçerken iyi izler bırakmak gerektiği, hayatın bir mücadele olduğu ama maddi ve manevi kısımları dengede tutabilmenin önemi, teknolojinin hayatımızdaki yeri, kaybolan değerlerimiz, kötülük karşısında almamız gereken tavır, doğa, ağaçlar, dostluk, arkadaşlık…gibi konular Mustafa Kutlu’nun kendine has üslubuyla okuyucuya sunulmuştur.