·168 syf.····Okunma: 22 Haziran 2025 01:02 CENGİZ AYTMATOV - BEYAZ GEMİ
"Onun iki masalı vardı. Biri kendisinindi ve başka kimse bilmezdi. Ötekini ise dedesi anlatmıştı ona. Sonra ikisi de yok olup gitti."
Kitap ilk cümleden anlatıyormuş zaten olacakları ben anlayamamışım.
Romanın kahramanı yedi sekiz yaşlarındaki bir çocuktur. Çocuğun adı yoktur. Çocuk çocuktur. İyiliği, saflığı, merhameti, geleceği, umudu simgeler. Bu çocuğun anne ve babası onu terketmiştir. Dedesinin himayesi altındadır. Onca kötülüğe, yapılan zulme karşı o hep hayallerine, umuduna sarılmıştır. Kötü kalpli, şiddete meyilli bir enişte, sürekli dır dır edip dedesini ezen, ona kötü davranan bir üvey nine, çocuğu olmayan, sürekli kocası tarafından şiddet gören bir teyze, bir de sessiz sakin, değeri bilinmeyen, hor görülen bir dede. Böyle bir ailede hayatta kalmaya çalışıyor çocuk. Ama dedesi onun umududur adeta. Ona masallar anlatır, okula getirip götürür, tek dayanağı dedesidir. Hayalleri vardır. Her gün yüksek bir yere çıkıp dürbünüyle Beyaz Gemi'yi gözler. Babasının o gemide çalıştığını sanar. Balık olup gitsem keşke Beyaz Gemi'de babamı bulsam diye hayaller kurar. Bir de dedesinin anlattığı efsane vardır. Boynuzlu Maral Ana soyundan geldiklerini, onları her türlü kötülükten koruduğuna inanırlar. Çocuk adeta bu efsaneyle yaşar. Ama gelin görün ki bütün bildiği, inandığı, hayal ettiği her şey bir günde yerle bir olur.
Yazarı ilk bu eseriyle tanıdım. Ama resmen alt üst oldum okurken. Hele o sonu yok mu? O çocuk saflığını, ümidini nasıl da mahvettiler. O sadece okula gitmek, dürbünüyle Beyaz Gemi'yi gözlemek, dedesinin anlattığı masallarla yaşamanı sürdürmek istiyordu. Kötülüğün hüküm sürdüğü bu dünyada bırakın yaşamayı hayal kurmak bile imkansız hale geliyor. Ah çocuk nasıl dağladın içimi... Sana nasıl veda edilir hiç bilmiyorum ama umarım balık olup o dört gözle beklediğin Beyaz Gemi'yi bulmuşsundur. "Merhaba Beyaz Gemi, ben geldim!"