·148 syf.····Okunma: 21 Haziran 2025 18:56 Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir.
(Spoiler içerir!)
Kendi 'Ben'indeki pınarı bulup özümseme susamışlığında derdi olan Siddhartha,3 yıl boyunca nefs terbiyesi ile 'oruç-beklemek-düşünmek ekseninde bir hayat sürer: lâkin Nirvana'ya ulaşamaz ve hiçlikte kaybolur. İçten gelen sese kulak verir, tözü arama çabasında yokluk ve yoksunluk çekmeyeceğini düşünerek, 20 yıllık bambaşka deneyimler yaşar. Gençliğinde öldürdüğü duygular yeniden hayata göz açar. Sevme sanatı ile şehvetin tadına, ticaret sanatı ile zenginliğin tadına, para biriktirme ve harcama ile güç ve kudretin tadına varır. Büyük adamdan çocuğa, düşünen birinden bir çocuk insana dönüşür. Kumar, alkol ve daha çok para derken içindeki ses fısıltı halini alır. İçindeki sesi dinlemeden, herkes ve herşeydeki öz'ü anlamaya çalışmadan, sadece dünyayı madde olarak görme yanılgısında olduğunu fark eder. Artık silkelenme vakti gelmiştir. 'Kendi öz'ünü aramak zor, dünyalıklar kolay' der ve yollara koyulur. Bir ırmak ve sıradan bir adam ile yolları kesişir. İşte orada keşfedecektir ben'in aslında çevrede gördüğü eşyada gizli saklı olmadığını, kendi içinde olduğunu. Irmağa kulak verip sabretmeyi ve beklemeyi öğrenir. Bu öğrenmeler sayesinde olgunlaşır hisleri, düşünceleri;
1) Bir hedef belirlersen o yol seni bulur, arada düşsen de bir nedeni vardır; başka bir yerde başka bir şekilde işine yarar.
2) Bir amacının olması -ister saçma, ister gereksiz, ister abartı olsun ya da meta kapsamında : aptalca gururlanma, körü körüne bağlılık, meta tutkunluğu - basit, aptalca da olsa dirimsellik yani canlılık barındırır. Arzular insanı hayata bağlar. Yanlış ya da aptalca, çocukça düşünce de olsa bilinçli bir düşünce seni bilgelerden daha üstün kılar. Bir amacın olmalı!
3) Bütün seslerin, amaçların, özlemlerin, çilelerin, bütün azların, bütün iyi ve bütün kötü şeylerin tümü birden dünyayı oluşturur. Birlik bütünlüğü simgeler. Ve o çocuk insanlar artık gözüne farklı görünür, her birinde yaşamı, birlik-bütünlüğü, yaradanı hissedersin.
4) Arayarak bulamazsın, aramada bir amaç vardır. Gözün sürekli aradığın şeydedir. Halbuki bulmak: özgür olmak, dışa açık bulunmak, hiçbir amacı olmamaktır! Aramak için çaba sarfetme!
5) Bir öğretiyi yaşamak için, kılavuzu öğretecek olan bir bilgine gerek yoktur. Sıradan bir insandan, bir tüccardan, bir hayat kadınından, bir gezgin öğrenciden öğrenebilirsin ama en çok da ırmaktan: sabretmeyi ve beklemeyi öğrenirsin.
6) Dünyayı sev; onu aşağılamadan, ona ve kendine hınç ve nefret beslemeden; ona, kendine ve bütün varlıklara sevgiyle, hayranlıkla ve huşuyla bak!
7) Sevgi, evlat sevgisi... Çocuğunu acı, üzüntü, düş kırıklarından esirgemek istersin. Kendi yaptığın hatalardan nasihatlar verirsin. Sen, kendi yaptığın hataların onu uyarmak adına olduğunu mu düşünüyorsun? Onun için tekrar tekrar ölüp dirilsen bile, yine de yazgısının en küçük bir parçasını koparıp alamazsın! Bu yanılgıdan vazgeç! Su akar yolunu bulur! Herkes kendi yolunda bulur Ben'i. Bırak! Evlat sevgisi dedim ama sen bunu bütün sevgilerde hasıl eyle!
8) Ayrımı yoktur çocuk insan ve büyük insanın, ayakkabıları vardır her birinin. Ayakkabıları sev! Onları giy! Onlar ile yürüyünce anlarsın başa gelen yaşanmışlıkları.
"- Ama yeter, daha fazla konuşmayayım. Sözcükler gizli saklı anlamı zedeliyor, dile getirilen her şey o an değişiyor biraz, biraz çirkin, biraz aptalca niteliğe bürünüyor - evet, bu da çok iyi bir şey bu da çok hoşuma gidiyor, bir insanın hazinesini ve bilgeliğini oluşturan şeyin bir başkasının kulağına her zaman aptalca gelmesine de hiç diyeceğim yok." S.142
Alıntılar :
"Şimdiye kadar öğrendiğim tek şey, hiçbir şey öğrenemeyeceğim oldu. İnanıyorum ki, bizim 'öğrenme' dediğimiz şey gerçekte yok. Tek bir bilgi var, dostum, bu da dört bir yandadır, bu da Atman'dır, benim içimde, senin içindedir bu da, her varlığın içindedir. Ve artık şuna inanıyorum ki, bu bilginin bilme isteğinden, öğrenme isteğinden daha azılı bir düşmanı olamaz." S.29
"... kimse öğretiyle kurtuluşa kavuşamaz! Kimseye, ey saygıdeğer kişi, ilham saatinde senin neler yaşadığını sözle olsun, öğretiyle olsun aktaramaz, anlatamazsın!" S.43
" Hikmetini ve iç yüzünü öğrenmek istediğim şey, 'Ben'di. Kurtulmak, alt etmek istediğim şey, 'Ben'di. Ama alt edemedim, sadece yanılttım, sadece kaçtım ondan, sadece saklanıp gizlendim. Doğrusu, dünyada benim bu 'Ben'im kadar, bu yaşıyor olduğum, başkaları gibi ve başkalarından ayrı biri olduğum, Siddhartha olduğum bilmecesi kadar kafamı başka hiçbir şey kurcalamadı. Ve dünyada kendim kadar, Siddhartha kadar az bildiğin başka hiçbir şey yok!" S.47
"... dıştan gelen buyrukların değil, yalnızca içten gelen sesin dediğini yapmak, iyi olan bu, yapılması zorunlu olan buydu, başka bir şey değil." S.56
"Sevgi avuç açıp dilenilebilir, para pulla satın alınabilir, armağan olarak sunulabilir sana, sokakta bulunabilir, ama haydutlukla ele geçirilemez." S.62
"Yazmak iyidir, ama düşünmek daha iyi; akıllılık iyidir, ama sabretmek daha iyi." S.71
"Unutma ki, sevgili dostum, ölümlüdür görüntüler dünyası, ölümlü, son derece ölümlüdür giysilerimiz, saçlarımız, vücudumuzun kendisi ayrıca." S.95
"Bir annenin çocuğuna karşı duyduğu kör sevgi, kendini beğenmiş Bir babanın biricik oğulcuğuyla körü körüne ve aptalca gururlanışı, burnu havada genç bir kadının ziynet eşyalarına tutkunluğu ve kendisine hayranlıkla bakacak erkek gözlerine körü körüne, çılgınca düşkünlüğü, bütün bu duygular bütün bu çocukluklar bütün bu basit, aptalca, ama alabildiğine zorlu, güçlü bir dirimsellik içeren, kolay kolay pes etmeyen duygular ve açgözlü istekler Siddhartha için çocukluk olmaktan çıkmıştı artık; insanların bu duygular ve istekler için yaşadığını, onların uğrunda sonsuza işler başardığını, gezilere çıktığını, savaşlar yaptığını, sonsuz acılar çektiğini, sonsuz çilelere katlandığını görüyordu; bunlar için sevebilirdi onları, tutkularının her birinde, eylemlerinin her birinde yaşamı görüyordu, dirimselliği, yok edilmezliği, Brahma'yı görüyordu." S.128
"Bir kimse arıyorsa, gözü aradığı şeyden başkasını görmez çokluk, bir türlü bulmayı beceremez, dışarıdan hiçbir şeyi alıp kendi içine aktaramaz, çünkü aklı fikri aradığı şeydedir hep, çünkü bir amacı vardır, çünkü bu amacın büyüsüne kapılmıştır. Aramak, bir amacı olmak demektir. Bulmaksa özgür olmak, dışa açık bulunmak, hiçbir amacı olmamak. Sen, ey saygıdeğer kişi, belki gerçekten arayan birisin, çünkü amacının peşinde koştuğundan hemen gözünün önündeki bazı şeyleri görmüyorsun." S.137
"Bilgelik bir başkasını anlatılamaz; bir bilgenin başkalarına anlatmaya çalıştığı bilgelik aptalca bir şey gibi gelir kulağa." S.139
" Bilgi bir başkasına aktarılabilir, bilgelikse hayır. Bilgelik keşfedilebilir, bilgelik yaşanabilir, bilgelik el üstünde taşıyabilir insanı, bilgelikle mucizeler yaratılabilir ama bilgelik anlatılamaz ve öğretilemez." S.139
"Dinle: Hiçbir gerçek yoktur ki, karşıtı da gerçek olmasın! Yani şöyle: Bir gerçek ancak tek taraflıysa dile getirilip sözcüklere dökülebilir. Düşüncelerle düşünülüp sözcüklerle söylenebilen ne varsa tek taraflıdır, hepsi tek taraflı, hepsi yarım, hepsi bütünlükten, mükemmellikten ve birlikten yoksun. Ulu Gotama öğrencilerine dünyadan söz açarken, çile ve esenlik diye ikiye ayırdı. Başka türlüsü olanaksızdır, öğretmek isteyen birinin izleyeceği başka yol yoktur. Ancak dünyanın kendisi, gerek çevremizdeki, gerek içimizdeki varlık asla tek taraflı değildir. Asla bir insan ya da bir eylem tümüyle Sansara, tümüyle Nirvana değildir, asla bir insan tümüyle kutsal ya da tümüyle günahkâr olamaz. Böyle gibi görünmesi yanılmamızdan zamana gerçek bir nesne gibi bakmamızdandır. Zaman gerçek değildir, Govinda, ben sık sık yaşadım bunu. Zaman da gerçek değilse, dünya ile sonsuzluk, acı ile mutluluk, kötü ile iyi arasında var gibi görünen çizgi de bir yanılgıdan başka şey değildir." S.140
"Hiç kimse bir başkasının yürüdüğü yolda ne kadar ilerlemiş olduğunu göremez." S.140
"- Ama yeter, daha fazla konuşmayayım. Sözcükler gizli saklı anlamı zedeliyor, dile getirilen her şey o an değişiyor biraz, biraz çirkin, biraz aptalca niteliğe bürünüyor - evet, bu da çok iyi bir şey bu da çok hoşuma gidiyor, bir insanın hazinesini ve bilgeliğini oluşturan şeyin bir başkasının kulağına her zaman aptalca gelmesine de hiç diyeceğim yok." S.142
"Ve güleceğim bir şey daha söyleyeyim sana: Sevgi, dostum Govinda, her şeyin başı gibi görünüyor bana. Dünyanın içyüzünü görmek, onu açıklamak, onu aşağılamak büyük düşünürlerin işidir belki. Ama benim için tek önemli şey, dünyayı sevebilmektir; onu aşağılamamak, ona ve kendime hınç ve nefret beslememek, ona, kendime ve bütün varlıklara sevgiyle, hayranlıkla ve huşuyla bakabilmektir." S.143
" Çokluk eziyetli, çokluk karanlık bir yol..." S.145