YAVAŞÇA
Zaman bir kabuğa dönüştü
Soydukça yeniliyor kendini yara
Ne düşünüyorum bilmiyorum
Neyi bekliyorum, soğuk bir yazı mı
Oysa ev de bekliyor
Her ev bekler kapının açılmasını
Kaybolan bir yel de olsa girsin içeri
Ses olsun, canlansın ters dönen terlik
Boşluğun ezdiği ayakkabı şişsin
Dışarıda öpüp uyandırsa da nesneler birbirini
Birisi gelsin ve çakısı ile soysun son elmayı
Nasıl olsa her şey çürür, beklemek neden
Biçim yoktur, geceden geriye
Sadece bir leke kalır bize.
Çünkü evde bir göl büyütüyorum
Sözcükler topluyorum uykumda
Tarağın dişlerinde sıkışan saçları
Biriktiriyorum kendime hediye edip
O an ne zaman, ne leke, ne kan
Hiçbir şey kalmıyor bana
Bir zülfikârın kestiği
Ölüm gelip yavaşça uyandırıyor beni.