İnsanların baskılarından bunalan hayvanlar ayaklanma ile çiftliği ele geçiriyorlar. Yeni yönetimin başı Napolyon domuz oluyor. Çiftlikte çok çalışan atlar, her söyleneni kabul eden koyunlar, lideri koruyan köpekler ve uzun yaşayan bilge eşek var.
Tabi kitapta asıl anlatılmak istenen siyaset. Özgürlük adına başa geçenler, zamanla güç zehirlenmesiyle öncekilerden daha baskıcı oluyorlar. Zenginleşme, safahat, ayaklanma, muhalifin yok edilmesi, kötü giden her şeyin saklanması ve sorumlusunun dışardan biri gösterilmesi, düşmanla işbirliği yapması, kendinden önceki kötülere benzeme ve taklit etme gibi pis siyaset kitapta anlatılıyor.
Kitap bir sözü hatırlattı bana. Politikacılar ve avukatlar sizin adınıza çalışır ama aslında kendileri için çalışırlar.
Kitaptan bana kalanlar;
-Bu kadar süt ne olacak? Diye soracak oldu.
Napolyon, kovaları önüne geçerek, sütü kafanıza takmayın, yoldaşlar diye bağırdı. Gereği yapılır, merak etmeyin. Hasat daha önemli. Akşam geri döndüklerinde, sütlerin ortadan kaybolmuş olduğunu fark edeceklerdi.
-Bu elmalara el koymamızın tek bir amacı var, o da sağlığımızı korumak. Sütte ve elma da domuzların sağlığı açısından kesinlikle gerekli olan bazı maddeler var. Bilim bunun kanıtlamıştır, yoldaşlar. Biz domuzlar düşün emekçisiyiz. Bu çiftliğin tüm yönetim ve düzeninden bir sorumluyuz. Gecemizi gündüzümüze katarak, sizin sağlığınızı koruyoruz. Bu sütleri sizin uğrunuza içiyor, bu elmaları sizin uğurunuza yiyoruz. Biz domuzlar görevimizi gereğince yerine getirmezsek ne olur, biliyor musunuz? Jones geri gelir!
-Hayvanlar bir Napolyon’a, bir Snowball’a kulak veriyorlar, ama hangisinin haklı olduğu konusunda bir türlü karara varamıyorlardı. Daha doğrusu, o sırada kim konuşuyorsa ona hak veriyorlardı.
-Olup bitenleri kafasında evirip çeviren Boxer, herkesin düşüncesini dile getirdi. Napolyon yoldaş öyle diyorsa öyledir. O günden sonra da, kendi adına benimsediği “Daha çok çalışacağım” parolasının yanı sıra, Napolyon her zaman haklıdır sözünü düstur edindi.
-Hayvanlar, ne dese inanıyorlardı. Doğrusu söylemek gerekirse Jones’un zamanında olup bitenler, belleklerinden neredeyse bütünüyle silinmişti. Şimdilerde yoksul ve çetin bir hayat yaşadıklarını, çoğu zaman aç kalıp soğuktan donduklarını, uyku uyumak dışında her dakikalarını çalışmakla geçirdiklerini biliyorlardı. Ama eski günlerin daha da beter olduğuna inanıyorlar ve bundan mutluluk duyuyorlardı. Kaldı ki Squealer’ın da durmadan vurguladığı gibi, eskiden köle olmalarına karşılık şimdi özgürdüler, bütün fark da buradaydı.