Modernleşmeyle birlikte hareketimiz azaldı, gıdalara özellikle yüksek oranda yağ ve şeker içeren gıdalara ulaşmamız çok kolaylaştı. Gıda endüstrisi tarihin hiçbir döneminde olmayan ve bulunmayan bir imkana (ya da lanet mi demeliyim?) kavuştuk. İstediğimiz oranda ve yoğunlukta yağ, şeker içeren yiyeceklere (abur cubur demek daha doğru) istediğimiz her an ulaşabiliyoruz. Zaman ve mekan fark etmeksizin her an. Bunun maliyetini her an taşımak zorunda olduğumuz fazla, gereksiz kilolarla ödüyoruz.
Kitabın benim açımdan en etkileyici ve vurucu noktası fast good, hazır yiyecek ve şekerlemelerin hazırlandığı fabrikaların en son benzediği yerin bir mutfak olması. Abur cuburların üretildiği fabrikaların hiç de mutfağa benzemediğini daha çok bir otomobil fabrikası, petrol rafinerisi ya da daha çok bir kimyasal üretim fabrikasına benzediğini öğrenmek ve fark etmek oldu. Devasa ölçeklerde ne olduğu belirsiz kimyasal maddelerin karışımından oluşan atıştırmalıklar. En son benzeyecekleri şey herhalde yemek olurdu. Bu fabrikaların sorumlularının asla"pişirmek" kelimesini kullanmadıklarını öğrenmek hem şaşırtıcı hem de aydınlatıcı oldu benim için. Yaptıkları şeye yiyecek "imal etmek" diyorlar. Elli çeşit kimyasal kullanarak bir meyvenin tadına benzetilmeye çalışılan abur cuburlar. Benzetilmeye çalışılan tadın, meyvenin, yiyeceğin yapay bir aroması daha doğru ifadeyle aldatmacası. Bu üretim sürecinden çıkan ürünlere "frankenstein gıdalar" (frankenfood) diyen yazarlar varmış. "Yiyeceğimsi maddeler" diyenler de. Olayı çok güzel özetleyen kelimeler.
Kitap sayesinde unuttuğum bir gerçeği tekrar hatırladım. Çok hızlı ve çok az çiğneyerek yemek yiyoruz. Aynı zamanda çok fakir bir çeşitlilikle besleniyoruz.
Bu ve daha bir çok sebebin etkisiyle gitgide daha kilolu ve şişman oluyoruz. Sorunun temellerine inemediğimiz için de zayıflama ilaçlarına bel bağlıyoruz. Elinizdeki daha iyi bir seçenek yokken değerlendirebilir bir seçenek ama ideal ve arzulanan bir çözüm değil.
Daha sağlıklı gıdalara erişimin olduğu, daha çok hareket edebileceğimiz yaşam alanları ve şehirlerin inşa edildiği ve gıda endüstrisinin daha sıkı denetlendiği, sınırlandırıldığı bir geleceğe ihtiyacımız var. O gelecek gelene kadar elimizde zayıflama ilaçlarına daha iyi bir alternatif şimdilik görülmüyor.