“Körlük”, isimsiz bir ülkede, nedensiz bir şekilde yayılan ve insanları “beyaz körlüğe” sürükleyen bir salgını anlatır. Salgın, toplumun çöküşünü, ahlaki değerlerin erozyona uğramasını ve insan doğasının karanlık yönlerini gözler önüne serer.
Her şey trafikte bir adamın aniden kör olmasıyla başlar. Körlük hızla yayılır. Hükûmet, hastaları izole eder, fakat bu sadece durumun daha da kötüleşmesine neden olur. Kaos başlar.
Kör olmayan tek kişi, bir göz doktorunun karısıdır. O, diğerlerine rehberlik ederek hayatta kalmalarına yardım eder.
Körlükle birlikte insanlar temel insani değerlerini kaybeder. Gıda ve güvenlik için birbirine zulmeden bireyler, uygarlık maskesinin ne kadar kırılgan olduğunu gösterir.
Devletin başarısızlığı, insanların hayatta kalma içgüdüsüyle nasıl yozlaştığını ortaya koyar. Düzenin ortadan kalkmasıyla birlikte anarşi başlar.
Fiziksel körlük, aslında bir ruhsal körlüğün metaforudur. İnsanlar fiziksel olarak görürken bile birbirlerini anlamazlar, empati kurmazlar. Gerçek görme, "anlama"yla eşdeğer hale gelir.
José SaramagoKörlük