Baştan uyaralım; Bir miktar spoiler içerir!
Çok değerli birisinin önerisi ile okumaya başladım. Yazacağım ilk inceleme de olacak, hediye edilen kitaba verdiğim sözdür. Zorlama bir inceleme de olmayacak zira buna değer bir kitaptı.
Kitapta gözümüzü İstanbul’da açıyoruz. Sonrasında nerelere gitmedik ki! Kah kendimizi Bakü’de kah kendimizi Leningard’ın soğuğu ile çarpışırken buluyoruz.
,
Nergis’in hikayesi ile başlıyoruz, başlıyoruz da orda kalmamış yazar efendi! Kendimizi Firuz dedenin, çoğunlukla da kitapta Firuz olarak başlayan bambaşka bir hikayenin ortasında buluyoruz. Yazar bey, geçişi çok güzel yapmış; o hikayeyi tam olması gerektiği yerde anlatmaya başlıyor.
Karakterlerimiz Firuz ve roman boyunca çok seveceğiniz Ayvaz arasında geçiyor. Sonra bir de Maral’ın dahil olmasıyla başka aksiyonlar başlıyor. Açıkçası, “Maral olmasaydı ne olurdu, hikayede ne değişirdi sorularını kendime sorduğumda çok da eksik bir yer bulamadım”. Ben mühendisim, belki tartışma konusu da olur; belki kaçırdığım yerler olabilir. Ayvaz’ın Firuz’a arada çizgiye getirecek siyasi eleştirileri çok güzeldi. İnsanın Ayvaz gibi arada hizaya sokacak dostları da olmalı dedirtti bana yazar.
Yazarın çok ama çok iyi kotardığı bir şey ise olay örgüsü. Uzun zamandır bu kadar düzenli bir hikaye örgüsü okumadım. Hikayelerin neden-sonuç ilişkisi güçlü kurulmuş. Sadece piramit olayı saçma geldi. Sincap da bir yere kadar tamam insanlar değil hayvanları da eğitelim kabülünü yaptım ama piramit fazla mistik kaçmış. Oraya kadar fevkalade gerçekçi olabilecek bir hikayeye bu şekilde bir mistik dokunuş fevkalade anlamsız geldi bana. Bu muydu yahu! dedim. Bu da farklı bir tartışma konusu olabilir.
Yazarın dili çok sade ve akıcı. Yaşının da genç olduğunu göz önünde tutunca gidecek yollar çok umutlandırıyor beni. Günlük konuşmaları, tiyatro senaryoları hepsi çok güzel aktarılmış.
Eksik bir şeyler vardı kitapta; finali çok çok hızlı getirmiş yazar. Hikaye çok daha derinleştirilebilirdi. Yazar çok ama çok yüzeysel bıraktı. “Vaoov” diye başladığım roman “hmmmm” diyerek bitti.
Maral ve Firuz-Ayvaz arasında mektuplaşmalar bana bir zamanlar benim de bu tarz mailleştiğim bir diyaloğu hatırlattı. Çok duygulandırdı beni. Kalite farklı bir şey tabi.