Gönderi

Ölümün Kıyısında Yolculuk
8/10
·128 syf.··
2025 47. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2025 14:59
Bazı kitaplar sadece okunmaz, yaşanır. Ya da şöyle diyeyim: yaşanmış bir acının içinden okunur. Tezer ÖzlüTezer Özlü ’nün Yaşamın Ucuna YolculukYaşamın Ucuna Yolculuk kitabı da böyle bir metin. Sayfaları çevirmiyorsun sanki, her satırı içinden çekiyorsun. Her satırda biraz daha eksiliyorsun, biraz daha derinleşiyorsun. Ve bu yüzden ben bu incelemeye “ölümün kıyısında yolculuk” adını koymak istedim. Çünkü Özlü’nün kitabında yolculuk dediğimiz şey, aslında yaşamanın başka bir adı; ama bir yandan da her durakta, her otel odasında, her cümlede ölümle temas eden bir yürüyüş. ÖLMEK HİÇBİR ŞEY DEĞİL. (s:69 ePub) Tezer Özlü acıyı, neredeyse bir yaşam biçimi olarak anlatıyor. Ama bu bir isyan da değil tam olarak, bir kabulleniş de. Hatta bazen ikisi birden. “Acıları mutluluk olarak nitelendirmeye karar verdim” derken, karar sözcüğü bile biraz boğuk. Çünkü aslında seçtiği bir şey değil bu, içinden çıkamadığı bir hal. Yaşarken ölmekle, severken yabancılaşmakla, konuşurken susmakla iç içe bir ruh hali. O yüzden bu kitabı okumak kolay değil. Kısa ama yoğun. Her cümlede biraz kalıyorsun. Çünkü her cümle, başını eline alıp düşüneceğin bir yük taşıyor. Kitap boyunca Cesare PaveseCesare Pavese hep var. Sadece bir yazar değil onun için; bir eşlikçi, bir iz, bir öncül. Tezer, Pavese’nin yaşadığı yerlere gidiyor. Onun otel odasında kalıyor. Onun tarihlerinde yaşıyor. Onun intiharını anlamaya çalışıyor. Onun izini sürerken aslında kendi karanlığına daha da yaklaşıyor. Ben de bu kitabı okuduktan sonra Pavese’yi merak etmeye başladım. Ama öyle hemen okunacak biri gibi hissettirmiyor. Araya birkaç kitap koymadan dokunamıyor insan. Çünkü buradaki acı öyle bir sarmal ki, onun kaynağına indiğinde tekrar çıkabilir miyim diye duraksıyorsun. Kitapta dil doğrudan, ama sıradan değil. Bilinç dışı bir akış var, evet, ama öyle soyut ya da uzak değil. Sana yakın, seni anlatan bir şey var orada. Belki de bu yüzden, özellikle hayata yabancılaşan, toplumla bağını sorgulayan biri için bu kitap fazla şey anlatıyor. Ama bu herkese göre bir anlatı değil. Özellikle de duygulara karşı mesafeli ya da sadece olay örgüsü arayan bir okur için, yer yer rahatsız edici olabilir. Çünkü bu kitap, “okuyup geçeyim” kitabı değil. Kimi zaman yakıcı, kimi zaman boğucu ama her zaman dürüst bir içe dönüş. Kitabın belki en çarpıcı yönü, Tezer Özlü’nün kendi iç sesiyle kurduğu ilişki. Sanki bir iç sesi değil de, içinden birini anlatıyor. Kendine üçüncü tekil şahıs gibi sesleniyor. Bu da onun ruhsal bölünmüşlüğünü, kendi içindeki parçaları görmemizi sağlıyor. Mesela şöyle diyor: “Ona işkence ettim. Uykusuz bıraktım. Ya da acıların uzun uykularını uyuttum. Sevmediği tenleri okşattım. Onu yaşantılar ardında koşturdum...” s:12 Kendini “o” yaparak anlatmak, içindeki başka bir varlığı dışarıya çıkarmak gibi. Bunu okurken sadece yalnızlığı değil, insanın kendi içinde bile ne kadar bölünebileceğini görüyorsun. Bu, ruhsal olarak çok ağır ama edebi olarak çok etkileyici bir şey. Bu kitap insanın kendini bulduğu bir metin değil. Aksine, ne kadar kaybolduğunu fark ettiği bir metin. Ama tam da bu yüzden çok iyi bir kitap. Çünkü sana aynayı tuttuğunda gözlerini kaçırmak yerine, bakmaya devam ediyorsun. Kendi yarana, kendi düşünce kıvrımlarına, kendi çırpınışına. Bu kitap bir roman değil; bir kurmaca anlatı da değil. Bu, Tezer Özlü’nün kendi kendine tuttuğu içsel bir günlük gibi. Daha doğrusu, bir günlüğün sınırlarını aşan bir varoluş anlatısı. Ne tam bir itiraf, ne de tam bir savunma... Daha çok kendi içine eğilen, kendine kendiyle yazan bir dil bu. O yüzden kitabı okurken bir karakteri izlemiyorsun; bizzat Tezer’in zihninde dolaşıyorsun. Onun yalnızlığına, düşüncelerine, en savunmasız hâline tanık oluyorsun. Bu kadar sahici, bu kadar kırılgan ve bu kadar cesur. Yaşamın Ucuna Yolculuk, hem kendiyle hesaplaşan hem de yaşama başka bir yerden bakan bir insanın çıplak ruh kayıtları gibi okunmalı. “Yeryüzünün gözyaşları sonsuzdur. Biri ağlamaya başladığında, bir başka yerde, bir başkasının gözyaşları diner.” Beckett’in bu cümlesini Nuto’nun çardağı altında değiştirerek yazıyorum. “Yeryüzünün öyküleri sonsuzdur. Biri anlatmayı bitirdiğinde, bir başka yerde, bir başkası anlatmaya başlar.” “Yeryüzünün intiharları sonsuzdur. Biri, bir yerde intihar ettiğinde, bir başkası intihar etmeye hazırlanıyordur. Biri ölmeye başladığında, bir başka yerde yaşama başlıyordur diğeri.” s:90
Yaşamın Ucuna YolculukTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 202114,7bin okunma
·
13 +1'leme
·
3.541 Gösterim
4 Yorum
En sevdiğim Tezer Özlü kitabı o kadar zengin o kadar derin ve bir o kadar etkili ki okurken altını çizdiğim o kadar cümle olmuştu ki çok keyifli okumuştum
İncelemenizi okurken o kadar etkilendim ki... Kitabı okurken neler hissedeceğimi düşünemiyorum bile. Sayenizde okuyacağım bir kitap daha listeme eklendi. Teşekkür ederim 🌸
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Ben teşekkür ederim 🌸 İnceleme sizi bu kadar etkilediyse, kitabın kendisi eminim çok daha derin hisler uyandıracaktır. Umarım okurken, zaman zaman ağırlaşabilecek duygular arasında, sizi negatife çekmek yerine dönüştürecek, iyileştirecek çıkarımlar da bulursunuz.
Bu yorum görüntülenemiyor
Kitabı az önce bitirdim ve incelemenizi tekrardan okudum. Kitapla ilgili herhalde daha iyi anlatan bir inceleme yazılamazdı 👌🙏💯. Ben de Cesare PaveseCesare Pavese' yi okumaya karar verdim ki kitabın merkezinde yer alıyor sanki. Zaten yazar onun yaşadığı yerleri, yakınlarını, mezarını vs. ziyarete gidişinden bahsediyor kitapta.
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.