Alınlarımıza Yazılmış Yalnızlıklarda 'Ba"!
8/10
·250 syf.··
2025 44. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2025 09:44
Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir. (Spoiler içerir! Başının estiği yöne giden, günlerce, aylarca gölgesine hasret kalınan bir eş, bir baba! Bu baba ki yeri gelir hasta çocuğunu hastanede bırakıp ortadan kaybolur; yeri gelir evladının hastalanıp kara topraklara yüz sürdüğünü dahi aylar sonra öğrenir. Bir anne ve iki oğulun, o kadar vardır hayatında ya da işte o kadar yoktur hayatlarında. Velhasıl Len Müslüman, ömrünün son zamanlarında hastalanan bu adamı, pamuklara sarıp sarmalayıp hiç yüksünmeden, 57 yıllık evliliğinde hiç sokurdanmadan bakan bir kadın düşün. Babalığın dil yarımında 'ba'da kalan anılarda bir evladın, pır dönüşünü de ekle yanına. Aylarca süren hastalık ile sonunda kuş gibi canını teslim eden baba ardında, ortada kaybolan şeylerin varlığını hatırlatan derin bir sessizlik bırakır. Sinirleri zorlayan duygular eşliğinde sayfalar arasında baba için haklı nedenler arasan da yanıt yok. Okura mı bıraktı yazar? Ya da gerçekten haklı bir neden yok muydu? Belki de insanı olduğu gibi kabullenmek buydu? Len Müslüman, dinle bak, başka mevzular da var: İnsanları zaafları ile kandırmak ahlak dışıyken, engelli birini aldatmak akıl kârı mıdır ki? İnsanların birbirine duyarsızlaştığı bu çağlarda, hasta, yaşlı, çocuk, kadına yardım eli uzatmak zorunluluk değil midir? Bilinçsizliğin ötesinde, bir kazaya geç müdahale, bir bacağın kaybına neden olsa da aslında bir ruhun, neşenin, bir ömrün kaybı değil midir? Cepheden cepheye koşarak geçen bir ömürde, yıllarca yassır -esir- düşmeyi düşün. Kaçıp özgürlüğe kavuşsa da bedenin özgürlüğü değil midir bu? Ya akli denge mümkün kılar mı özgürlüğün coşkusunu? İşin özü, hayal ile gerçeğin hiç umulmadık bir anda birbirine karıştığı, rüyaların, bir çocuk sülietinin, süt beyazı ecel atının çokuştuğu okuma serüveninde; anlatımın akıcı, dilinin yöresel de denilebilecek kelime zenginliğinde, sıradan insanların, sıradan hayatlarını okurken, en sevdiğim kelime ikilisi ise hembembe sevmek : gönüllü avarelik oldu. Yazarın kendi imzası olan kelimelerin ahengini de es geçemem doğrusu. Bu arada, ara ara aklıma gelen ve hangi yanıtı vereceğimi bilemediğim o soru yine gözünü kırpıştırdı: 'Sevdiğinin ani kaybı mı, yoksa hastalanıp yavaş yavaş ruhunu teslim edişi mi istediğin?' ('Beni Kör Kuyularda'dayı daha çok beğendiğimi söyleyebilirim) "... dava maça açma! Kazansa da kaybetse de fark etmez, her iki sonuç da rahatlatır onu. Çünkü hesap bu dünyada görülmüş olur. O sana söz verirken Allah orada değil miydi, ona ne şüphe, ona ne şüphe, elbette oradaydı! Amacı her neyse, onu elde edebilmek için Allah'ı da aldattı yani o şahıs. Bu sebeple sen onu Allah'a havale et! En münasip zamanda, en isabetli silleyi Allah'tan başka kim vurabilir?" S.144 "... hırs atına binenler, çoğu kez ne vakit düştüklerini anlayamazlar. O şahıs, Allah vere de çoluk çocuğunun üstüne düşmese." S.145 "Demek seni gözünün içine baka baka aldattı ha... birşey söyleyeyim mi, sana da zaten aldatılmak yakışırdı oğlum." S.145 "Bazı canlıları yara öldürmüyor, muhatapsız kalmak öldürüyor." S.167 "Boş laf ağız kurutur yahu... başka bir boka yaramaz!" S.167 "Babalar, alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır" S.194 "... büyük ihtiyaçların küçüldüğü, küçük ihtiyaçların büyüdüğü döneme yaşlılık diyorlar... başa gelen çekiliyor." S.204 "...yaşlılık, kısa mesafelerin haddizâtında ne kadar uzun olduğunu görme vakti." S.204 "Dünya gözyaşlarımın içindeydi artık, dünya bulanıktı, dünya ıslaktı ve dünya kalın uğultular eşliğinde, etrafa kuğular saçarak, hafif hafif titriyordu." S.245
1000Kitap
Kuşlar Yasına GiderHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202022,1bin okunma
·
76 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.