Gönderi

4/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2025 01:29
Altıncı sayısıyla okur karşısına çıkan Roket Bilimkurgu Öykü Seçkisi, bu kez yalnızca edebî değil aynı zamanda kavramsal doğruluğa da özen göstererek “Azeri Türkçesi” gibi alışagelen yanlış bir tanımlama yerine “Azerbaycan Türkçesi” ifadesini tercih ederek önemli bir düzeltmeye imza atıyor. Seçkide yer alan öyküler; kimi zaman totaliter ütopyaların ardındaki gölgeleri, kimi zamansa yapay zekânın nostaljiyle harmanlanmış iletişimini, Mars’ta yitik inançları veya beyin çiplerinin suskun cinayetlerini konu ederek Türk bilimkurgusunun ne denli çok yönlü, eleştirel ve yaratıcı bir zeminde serpildiğini gösteriyor. Her biri kendi içinde ayrı bir gezegen gibi işleyen bu öyküler, düş gücünün ufkunda teknolojiyle insan ruhu arasındaki eski gerilimi yeniden alevlendiriyor. Gelecek Şehir (1934) (Yusif VƏZİR ÇƏMƏNZƏMİNLİ); 1934 yılında yazılmış küresel çaplı bilimkurgu öyküsünde kan döken ve halkları ezen sosyalizmin güzellemesi yapılarak gelecek inşa edilse de aslında o dönemde Sovyetler Birliği özellikle Oset kökenli diktatör Yosif Visaryonoviç Cuğaşvili "Josef Stalin"i memnun etmek için ve halka sosyalizmi sevdirmek için yazılmıştır. Günümüzde bakılınca düşsel kurguya kaçan yenilikler olsa da o dönem içinde bakıldığında yaratıcılığın nirvanasını görüyoruz. Öyküde fırtına sırasında boyut kapısı açılarak uçağın geleceğe gittiğini görüyoruz. Özellikle hastalıkları kökten bitiren ve sağlık alanındaki yenilikler, cezbedici görünüyor. 1)Mektup (Aslı TANRIYAR); %100 yerli bilimkurgu öyküsünde Robotik Uygulamalar & Hiper İletişim (R.U.H.İ) adlı yapay zekanın e-posta yolu üzerinde insanlara arkadaş gibi yaklaşıp onlarla hayali anılar yazdığını görüyoruz. İlk etapta korkutucu gelse de daha sonraki süreçte hafızayı canlandırma şansı sağladığı için zararsız bir iletişimdi. Öyküde akıcılık, sürükleyicilik ve merak uyandırıcılık başrolde olduğu için okurları o evrene çekiyor. 2) Asro-101 (Ozan KIRICI); %100 yerli bilimkurgu öyküsünde asistan robotların (orunbasarımsıların) huzurevlerinde (karıların yurtlarında) yaşlılara hizmet edip onlarla okey oynadıkları anlatılır. Öyküde iyiliğin iş görücülere olumlu etkilediklerini kara mizah şeklinde değinirken aslında bizlere büyüklerimizi yaşlandıklarında terk etmemeliyiz. Onlarla ilgilenmeliyiz. Aşırı etkileyici olmasa da satırlarında okurların yüzlerinde gülümseme yaratıyorsa bu öykü, kendini sevdirir. 3) Sessizliğe Abonelik (Gizem ÇETİN); %100 yerli bilimkurgu öyküsünde beyin çiplerinde reklam kapatma özelliği geldiği dönemde kurnazca davranılarak reklam moduna meditasyon sesiyle insanları psikolojik olarak delirtip onları intihara sürüklettiğini görüyoruz. Mantık hatası, metal ve kablo olan çipin aşırı derecede ısınıp beyne neden zarar vermiyor. Küpe biçiminde olan çipin yada işitme cihazı hatta kablosuz küçük kulaklık tarzında olabilirdi. 5) Üst Gerçeklik (Nazlı ÇAPAR YEŞİLLİK); %100 yerli bilimkurgu öyküsünde Üst Gerçeklik Gözlükleri sayesinde dilediğim mekanlarda yürümeyi sağlayan teknolojiden bahsediliyor. Bu teknoloji ürün güzel görünse de Cihan ve kız arkadaşının buluşması fiziksel olarak mı yoksa üst gerçeklik gözlükleri takarak mı sağlandı. Bu konuda detaylı bir kurgu olsaydı öykünün gerçekliği daha da perçinleşirdi. 6) Lütuf (Sabahattin CÖMERTPAY); Küresel çaplı bilimkurgu öyküsünde Mars'a yerleşmenin üzerinden beş yüz yıl geçtiği dönemde Marstaki yönetimin ana gezegen olan Dünya'ya düşmanlığı ve insanlığın bu süreçte humanoid (ergenekişi) denilen iş görücülerin üretildiğini görüyoruz. İnsanlar ve Ergenekişilerin arasındaki çatışmanın nedeni manevi boyutu kabul etmeyen kesimin red ettiği İblis karakteri olduğu su götürmez bir gerçektir. Beş yüz yılda insanlık elindeki teknolojiyle Mars'ı Terraformed (Dünyalılaştırma) imkanlarını erişebilinirdi. Ayrıca İslam dini bilime kapalı değildir. Müslümanlar, Kur'an'ı yerel dillerde okuyup anlayabilseydiler insanlığı sömüren bağnazlık olmazdı. 7) Döngü (Iraz ŞENSÖZ); %100 yerli bilimkurgu öyküsünde estetik anlamda son çığır açan beden transferi temalı öyküde gençleşmek isteyen Mira Hanım, istediği yaştaki ölmüş kadın bedenine bilincini transfer ederken Arman adında birinin bilinciyle aynı bedeni taşıdığını anladı. Öyküde insan bedenini yöneten bilinç olarak kabul edilse de mantık çerçevesinde insan bedenini hareket eden ruh olduğu su götürmez bir gerçektir. Ruhu kavrayan teknoloji ürünü konu alan bilimkurgu öyküsü yazmaktan kaçınılıyor. Öykünün sonu etkileyici olsa da mantıkla hareket eden okurlar için bu öykü kısmen beğenmişlik olarak değer görür. 8) Şimşek (Mustafa Mert BALCI); Uzaylıyla temas konulu bilimkurgu öyküsünde bir yaz günü İzmir göklerinde beliriveren kara bulutlar ve şimşeklerin perde arkasında uzaylıların gezegenimizi temizleme girişimini anlatıyor. Öyküdeki etkileyici sahneler bile, öykünün ayaklarını sağlam bir şekilde yere bastıramıyor. Uzaylılar geldiği yıldız sistemin adı, insanların verdiği adı söylemesidir. İnsanlar Proxima Centauri dese de uzaylı bu adı bilmez. Materyalistler için bu öykü kurgusu mantıklı gelse de maneviyata inan okurlar için bu öykü, sınıfta kalmıştır. Uzaylılar gelecek de hava olaylarından sorumlu Mikail meleğinin işine karışacak ve Tanrı'nın izni olmadan insanlığı temizleyecekmiş. Bu öykü olsa olsa fantastik öykü olur. 9) Koleksiyoncu (Ahmet BOYRAZ); İngiliz bilimkurgu öyküsünde RH4D gemisi, uzay derinliklerinde keşiflere çıkarken birden karşılarında kendi gemi ve kendi kopyaları çıktığını görüyoruz. Öyküde seçilen mekan adları ve kişi adları eleştirinin farklı boyutları olmasının yanı öyküdeki öldiril gezegeni hakkında detaylı bilgi verilmeden kopya gemi konusuna geçiriliyor. Bu iki konu, öykünün etkileyiciliği artırılması varken saçma bir sonu seçilmesi, kalemin bilimkurgu öykücülüğündeki acemiliğini gösteriyor. 10) Kayıp Eşya (Ayşe ACAR); Küresel çaplı bilimkurgu denilecek öyküde bilimkurgu emarelerine yüzeysel değinerek bir gelecek inşa edilmiştir. Öyküde alışagelen ve özgünlük kisvesi adı altında yabancı dillerden medet ummada bu sefer Latince değil Kürtçe bizi karşılıyor. Bayan Zer'in adı Kürtçe'de sarı demektir. Ayrıca öyküdeki karakterlerin fiziksel betimlemelerine yer verilmediği için karakterler, göz önünde canlanmıyordu. Ozi adındaki karakter de işgörücü mu yoksa insan yada uzaylı olduğu belli değildir. Ozi adı muhtemelen Murat Kaya Beşiroğlu'nun Topal Robot Ozi öyküsünde esinlenmiş olabilir. Altıncı sayı, yerli bilimkurgu adına dikkat çekici bir çeşitlilik sunsa da edebi açıdan inişli çıkışlı bir grafik sergiliyor. Bazı öyküler, yaratıcı fikirleri ve atmosfer kurmadaki başarılarıyla okuru içine çekmeyi başarırken kimileri teknik ve mantıksal tutarsızlıklarla bu etkiyi zayıflatıyor. Özellikle Gelecek Şehir, Mektup ve Sessizliğe Abonelik gibi öykülerde kurgu ve tema çarpıcı olsa da kimi yerlerde ideolojik ya da teknik sınırlar, anlatının derinliğini gölgeliyor. Diğer yandan Döngü, Lütuf ve Şimşek gibi öyküler, okurda güçlü sorular bıraksa da manevi ve bilimsel temaların dengelenmesinde sorunlar yaşanıyor. Genel olarak seçki, bilimkurgunun yerli üretimindeki potansiyeli göstermesi açısından önemli fakat edebi olgunluk ve kurgu mantığı açısından daha titiz bir redaksiyon sürecine ihtiyaç duyduğu açıkça hissediliyor. Bu haliyle altıncı sayı, bazı öykülerle umut vaat ederken bazılarıyla beklentilerin altında kalıyor. Not: İyi ki de Emre Bozkuş'un öyküsü için yorum yazmadım çünkü ılıman adım gelmedikçe tavrım nettir. Dün Afşin Kum canlı yayından centilmenlik kisvesi altında yorum ve sorularımı göz ardı ediliyorsa ne malum yarın da sevdiğim bilimkurgu kalemleri (Murat Kaya Beşiroğlu, Tevfik Uyar vs) canlı yayınında aynı davranışı sergilemeyeceklerini... Ne safım ne de salağım...
Bilim-Kurgu
Roket 6Kolektif · Roket Kitap · 20255 okunma
··
343 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.