Julie Garwood – Fidye | Konusu
Hikâye, küçük yaşta hayatı bir gecede altüst olan Lady Gillian’la başlıyor. Gecenin bir yarısı, babası tarafından uykusundan uyandırılan Gillian, İngiliz zalim Baron Alford’un evlerini bastığını öğreniyor. Babası mücevherlerle süslü, sırlarla dolu çok önemli bir kutuyu ablası Christian’ı emanet ederek, en güvendiği dört adamla birlikte kaçmalarını sağlıyor. Fakat kaçış sırasında yolları ayrılıyor. Christian kaçıyor ama Gillian yakalanıp tekrar Alford’un eline düşüyor. Babası öldürülüyor, Gillian da amcası Morgan Chapman’ın çiftliğine sürgün ediliyor. Ve tam on dört yıl boyunca sessizce yaşıyor.
Ama geçmiş kolay kolay peşini bırakmıyor.
Yıllar sonra, beş yaşındaki bir çocuk olan Alec Maitland ile birlikte, yeniden Dunhanshire’a geri getiriliyor. Bu çocuk, hiç sıradan değil. İskoçya’daki güçlü klanlardan birine mensup. Gillian, hem kendi hayatını hem de Alec’i kurtarmak için onu da yanına alarak tekrar kaçıyor. Alford ise bu kez Gillian’ı başka bir göreve gönderiyorİskoçya’ya gidip, Arianna’nın Hazinesi olarak bilinen o gizemli kutuyu bulmasını istiyor. Çünkü kutunun kız kardeşinde olduğuna inanıyor.
Gillian, Alec’le birlikte İskoçya’ya ulaşıyor ve yardım için Brodick Buchanan'a haber gönderiyor. Brodick sadece bir savaşçı değil, aynı zamanda Buchanan klanının lideri. Alec onun koruması altında, yani olaya duygusal da dahil oluyor. Gillian, Buchanan’ın yanı sıra diğer klan liderleri Iain Maitland ve Ramsey Sinclair ile de karşılaşıyor. Hepsi, Alec’i kaçıranlardan hesap sormak istiyor, ama Gillian amcasının güvenliği için bilgi vermeyi reddediyor.
Bundan sonrası tam bir İskoç entrikası ve İngiliz karmaşası...Gillian, hem geçmişin izlerini sürmeye çalışıyor, hem de ailesinin kaderini eline alıyor. Kız kardeşi ile görüşmek için Ramsey'nin topraklarına gidiyor. Bu süreçte,yıllar önce kaybettiği kardeşi Christian'la da tekrar karşılaşıyor ama ne yazık ki Christian onunla konuşmak istemiyor.
En sonunda Gillian, hazinenin nerede olduğunu fark ediyor ve bunu Kral John’a bir mektupla bildiriyor. Brodick, Ramsey ve Iain ise İngiliz baronlarına misilleme yapmak üzere harekete geçiyor. Ama Gillian, onların ardından kendi yoluna İngiltere’ye tek başına gitmeye karar veriyor. Çünkü bu artık sadece bir görev değil, ailesinin onuru, kız kardeşinin hayatı ve çocukken yarım kalan bir hikâyeyi tamamlama meselesi var…
İşte konusu kısaca böyle...
Bu seri benim için sadece bir kitap değil, tam anlamıyla tarihi romans türünün kalbinde yatan bir efsane.Elimde yeni çıkan 398 kitap var ama ne zaman gerçek bir tutkuyu, karakterlerin içine işleyen bir bağı, at sırtında yankılanan İskoç adımlarını özlesem kendimi yine bu serinin sayfalarında buluyorum.
Ve evet…
Ben bu kelt giyen, inatçı, laf dinlemez, kaba saba erkekleri seviyorum .
Çünkü onlar sadece kılıçla değil, kalple de savaşıyor.Ve bir kadını sevdiler mi... gerçekten sahipleniyorlar . O yüzden
Dön baba dönelim Garwood’a.Ben okuyup okuyup yine aynı satırlarda duruyor, aynı sahnelerde gülümsüyor, aynı yerlerde kalbim sıkışıyor.Çünkü bazı hikâyeler unutulmuyor.Çünkü bazı aşkların tarihi geçmiyor. . Bu türü sevip de hâlâ okumayan varsa, gerçekten çok şey kaçırıyor demektir.Tavsiye ediyorum, hem de gönülden.