Fyodor DostoyevskiYeraltından Notlar
Yeraltından Gelen Mektup
İnsan olmak bazen etinle kemiğinle istememektir, ancak doğa buna izin vermez. İşte ben de buyum: istemediğim halde insan olmaktan kaçamayan, ahlakı bildiği için kendine cehennem yaratan biri.
Oysa denedim onlarla yaşamayı, onlara uyum sağlamayı. Onların sahte gülüşlerine, ikiyüzlü selamlaşmalarına, ucuz tesellilerine tutunmayı denedim. Üst gördüğüm duygularım mani oldu bu alçaklığa. Körler ülkesinde tek gözlüler kral olurmuş; ama sahtekrallıklar bana göre değil. Sahtelikler dünyasında “sahilicikler” olsa olsa limandaki kamyon lastiği olur: hiçbir yere gitmez, sadece görünür.
Ben de görünür olmaktan ibaret kalmamak için kendimi gömdüm. Yeraltına.
Ne zaman dürüst olmaya kalksam, dışarı itildim.
yalnız bırakıldım.
hemen ardından pişman olup yalan maskemi geri taktım —
çünkü gerçeği taşımaya gücüm yetmedi.
dürüstlüğüm kadar yenilgilerim de büyüktü.
çünkü insan, sahte olmaya dayanamıyor belki ama
dürüstlüğün de dişlerini kıracak kadar keskin olduğunu öğrenince
bir daha kolay kolay konuşamıyor.
⸻
Liza…
aslında sana değil, kendime söyledim bütün o sert sözleri.
“düşersin,” dedim.
“batarsın,” dedim.
ama ben çoktan düştüğüm için
sana da yer hazırlıyordum belki.
benim yeraltım,
senin düşeceğin en dibin bile olamazdı.
ben oraya kendim kazıya kazıya indim.
sen, liza, iyi kalmış bir fahişe idin —
ben ise yalan maskesiyle ölmeyi seçmiş bir adam.
fuhuş bile taktığım yalan maskesinden daha evladır, dedim sana.
çünkü orada, o utançta bile bir dürüstlük var.
satılmak, hiç değilse açık bir pazarlıktır;
benimki gibi ömür boyu kendini kandırmak değil.
sana yalan söyledim.
çünkü kendime de yalan söylüyordum.
seni yıkmak istedim.
çünkü kendimi inşa edemiyordum.
belki de senin, o gecenin ardından düşmene izin vermek
benim yanımda kalmandan daha merhametliydi.
çünkü ben bataklığıma zincirlenmiş bir adamdım.
sen beni sevmekle bile kirlenirdin.
ve ben…
kendimi bile sevmekten acizdim.
⸻
namusun ne demek olduğunu bilen biri için
namussuzca yaşamak cehennemdir.
yeraltı adamı da bunu anlatıyor:
ahlakı, insanlık onurunu, erdemin teorisini çok iyi biliyor —
ama bunu yaşayamayınca
her gün kendini mahkûm ediyor.
belki de bu yüzden,
dürüstlüğü bile bir silah gibi kullanıyor:
hem başkalarını yaralıyor,
hem kendini öldürüyor.
⸻
bir gün geri dönmeyi deneyeceğim, biliyorum.
insan doğası, her bataktan sonra yeniden başlamak zorundadır çünkü.
doğa izin vermez sonsuza dek yeraltında kalmaya.
ama ben bu defa ne yalan söyleyebileceğim,
ne de doğruyu kaldırabileceğim kadar güçlü hissediyorum.
ve işte bu yüzden,
bu mektubu kendime yazıyorum.
kendi mezarımda,
kendi dilimle,
kendi kanımla.
çünkü insan, en çok kendini gömmeyi bilir.