Gönderi

O günden sonra hayatı yıllarla değil, onyıllarla ölçmeye başlamıştım. Ellili yıllarım belirleyici olmuştu, çünkü nerdeyse herkesin benden genç olduğunun bilincine varmıştım. Altmışlı yıllarım, yanılmak için artık vaktimin kalmadığı kuşkusuyla en yoğun geçenler oldu. Yetmişliler belki de son yıllarım olabileceği düşüncesiyle korkutucuydu. Her şeye rağmen doksanıncı yaşımın ilk sabahı Delgadina'nın mutlu yatağında sağ olarak uyandığımda, hayatın Herakleitos'un dalgalı ırmağı gibi akıp giden bir şey olmadığı, ızgaranın üzerinde öbür yana dönüp bir doksan yıl daha kızarmaya devam etmek için tek bir fırsat olduğu gibi hoş bir düşünce geçmişti aklımdan.
·
1 görüntüleme
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.