Ben eski Türk filmlerini sevmem. Sırf dram olsun diye dram vardır. Gereksiz bir arabesklik ve çile olur. Bu kitapta da benzeri bir durum vardı. Olaylar çok dramatik ama olabilirliği var mı var.
Gerçekten hoşuma giden kısmı kitabın karakterlerin iç dünyasını yansıtma şekliydi. Olay ne kadar aşırı olsa bile karakterin yapmış olduğu hareket insana garip gelmiyor çünkü yazar zaten bizi karakterin düşünceleriyle beraber o ana getiriyor. En sonunda olup biteni garipsemektense sorgulamıyorsunuz bile.
Ana karakterlerin hiç birini sevmedim. Yusuf da dahil. Onun herkese üsten bakan, istesem her şeyi yaparım ama istemiyorum tavırlarından hoşlanmadım. Fakat yalnızlığını, bulunduğu ortama olan yabancılaşmasını çok gerçekçi buldum.
Son olarak o dönem Türkiye’sini bu denli gerçekçi görmekten pek keyif almadım. Şimdi büyüklerimi ve gündeme bakış açılarındaki inançsızlığı daha iyi anlıyorum. Düzgün işleyen devlet kurumları Yusuf’un hikayesini başlamadan bitirirdi. İyi kurumlar gerçekten de hangi sosyal sınıfta olursa olsun insan hayatının kalitesini arttırıyor.