·224 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Haziran 2025 02:22 Bismillahirrahmanirrahim
Öncelikle Fuat Sezgin hocamıza Allah CC gani gani rahmet eylesin kabrini nur eylesin diyerek söze başlayayım. Gerçekten İslâm'a yaptığı bu hizmetin güzel bir özeti niteliğindeki kitapla ona dua borcumuzu net olarak görebiliriz.
Hocamız hakkında söylenecek muhakkak çok şey var.. Onun çalışma azmini bunlardan birisi. Günde 17 saat çalışması, öğle yemeğini 10 dakikadan fazla tutmaması, yorulduğu zaman kendinin dinlemeye hakkının olmadığını düşünmesi bunlardan birkaçı.. Kendisi 60 darbesinde 147 akademisyenden birisi olarak ülkeden uzaklaştırıldı. Almanya'da gayesine devam eden Sezgin bu sohbet kitabında verdiği emeklerin bir kısmını aktarıyor.
Öncelikle kitap soru cevap üzerine ilerliyor. Birkaç bölüme ayrılmış. Sadece en son kısımda başka kitaplardan altınlara yer verilmiş. Bu soru cevap kısmında birçok şeye yanıt bulabiliyoruz. Neredeyse her sayfada her cümlenin altını çizme ihtiyacı hissettim.
Bir parantez açmak istiyorum. Hocanın İstanbul Gülhane'de kurmuş olduğu müze en büyük projelerinden bir tanesi. Bu zamana kadar ispat etmiş olduğu, emek verdiği tüm o kıymetli bilgilerin somut bir şekilde sergilendiği o müzeyi hiç görmesem de kitapta anlatılan tasavvurun bende oluşturduğu izlenimle diyebilirim ki kesinlikle gidilmeli. O müzeyi gezenlerin yorumlarını gördüğüm zaman nasıl dehşete kapılıp beklemedikleri ölçüde şaşırdıklarını görünce görme hevesim katbekat arttı diyebilirim.
Fuat Sezgin engin bir deniz olan âlimler arasından birkaçını bize kitabında tanıtıyor. Tüm bunları düşündüğümüz zaman aslıbda hocanın gayesi. Bilimler tarihinde Arap-İslâm medeniyetinin hakkını verebilmek.
Kitapta bahsedilen bir yerde Müslümanların kaynak verme hassasiyetinden bahsediyor. Lâkin aynı hassasiyet Avrupa'da olmadığı için onlar da bulundukları konuma nasıl geldiklerini bilmiyorlar ve Müslümanların emeklerine konmuş oluyorlar. Hoca kasıtlı olarak yapmadıklarını söylüyor ama kitaplara kendi tercümanlarının isimlerini verdikleri de inkar edilemez bir gerçek.
Hoca tüm bunları kayıtlarıyla beraber sunarak İslâm medeniyetinin hakkının vermeyi arzu ediyor.
Kitapta en çok değindiği konulardan birisi aşağılık kompleksi. Bu kompleksin yıkılması için müzenin etkisi cidden muazzam bir tesir barındırıyor. Ayrıca hocanın üzerinde çalıştığı şeyler ile gerçekte nasıl bir neslin torunu olduğumuzu görüp bulunduğumuz küçük durumdan kurtulmamız gerekiyor. Hoca burada ince bir çizgiye dikkat ediyor. Biz bu aşağılık duygusundan kurtulmalıyız. Batı da bizden aldığı şeylerle bize karşı üstünlük taslamaktan çıkmalı. Lâkin biz de onlara karşı o duruma gelip üstünlük göstermemeliyiz. Kesinlikle bilim konusunda tüm medeniyetlerin ortak malı olduğunu belirtiyor. İslâm âlimleri de Yunan ve Bizans kaynaklarından faydalanıyorlar. Hem de kaynak vererek hatta övgü ile bahsederek. O yüzden bu sınırı iyi korumak gerek. Ayrıca övgü demişken İslam âlimlerindeki adil tenkit prensibinden bahsediyor. Hakaretin kesinlikle olmadığı yapılan eleştirilerin de yerli yerinde olması gerektiği düzeyde kaldığını gereken saygıyı da gösterdiklerini belirtiyor. Aynı şeyi Avrupa'da maalesef göremiyoruz. Kitabin içerisinde altıntısını yaptığım kıymetli tavsiyeler de bulunuyor. Züht ehli olmayı, sabrun cemil sahibi olmayı ve sürekli çalışmayı öğütlüyor. Kendisinin 27 dil bildiği yaygın olarak söylenir ancak kendisi mütevazı davranarak bu konuda açıklama yapmıyor. Linguist olmadığını söylüyor. Yani bir dili konuşacak okuyacak kadar öğrenip bıraktığını söylüyor. Bizler için de dil öğrenmek üzerine sürekli nasihatte bulunuyor. Gramer bilmediğimiz için öğrenemediğimizi o yüzden gramer bilmemiz gerektiğini söylüyor.
İki günü eşit olan ziyandadır hadisi şerifine değinerek sürekli ilerlemek gerektiğini söylüyor ve bu konuda İslâm âlimlerinin tekâmül kanunundan bahsediyor. İlme ve bilgiye ne kadar aç olup dinmeyen merak duygusu ile araştırıp aldıkları bilgileri sürekli geliştirdiklerini söylüyor. Ayrıca kitapta coğrafya hakkındaki ilerlemelerimiz, rasathaneler hakkındaki gelişmelerimiz, ilk üniversitelerin camilerden ortaya çıkması, ilk haritaların bizim tarafımızdan yapılması, Amerika'nın keşfinin Müslümanlar tarafından olması gibi birçok ilgi çekici konu da yer alıyor. Mutlaka hocayı ve medeniyetimizi tanımak için muhakkak okunması gereken bir kitap. Allah emeği geçen herkesten razı olsun. Rabbim Fuat Sezgin hocamıza rahmet eylesin. Amin ecmain.