10/10
·544 syf.··
2025 8. kitabı
Gerek akıcılığı, gerek sağlam karakter yapısıyla bu kitap beni uzun bir süre etkisi altında tutacak. Nasıl anlatsam bilmiyorum, kitabı okuduğum gibi oturduğum yerden öylece boş duvara bakakaldım düşüncelerim arasında. Kah gülümsedim kah ağlayarak bitirdiğim bu kitap benim için o kadar özeldi ki herkese şiddetle tavsiye ediyorum. Konusundan bahsedecek olursam 2. Dünya savaşının Fransa'sında Almanların baskısı altında yaşayan iki kız kardeşin hayatlarını anlatıyor. Sevgiyi, nefreti, kederi, öfkeyi kitap o kadar iyi veriyor ki sanki Isabelle ve Vienna'nın yaşadıklarını onların yanındaymışçasına yoğun hissediyorsunuz. Açlığı, sefaleti ama bir yanda savaşa giden erkekleri bekleyen kadınların acısını, özlemini taşıyor bu kitap. Erkekler cephede savaşırken yaşadıkları travmaları fiziksel acının yanı sıra gözler önüne sererken evde kalan kadınların aslında çocuklarına bakabilmek için verdikleri o zorlu mücadele ve o özlem duygusuyla kavrulurarak yaşadıkları o berbat hayatı en derinden hissediyoruz. Açlıklarını, çektikleri o sefil hayatı, evlerinde ağırlamak zorunda kaldıkları yabancı askerleri, gözleri önünde öldürülen insanlar, savaşın kırıntılatı arasında çocukluklarını kaybeden çocuklar... Ayrıca savaşmak isteyen, bu savaşta benimde bir desteğim olsun diyen kadınlarda var. İnanılmaz etkileyiciydi, kadınların yaşadıklarını en derinimde hissettim. Kitapta sadece savaş yok, sevgisizlikle büyüyen çocukların babayla hesaplaşması, küçükken yaşanan travmaların büyüyen çocuklarda gösterdiği etkiler de var. Romandaki kurgunun yanı sıra kitabın böyle bir derinliği de var. Ayrıca karakterler bir tip değil, özgün. Kalın olmasına rağmen yazarın o akıcı dili o kadar güzel ki kitap elinizde hemen bitiveriyor. En önemlisi bence kitabın tarihi bir gerçeklik taşıması. Kampların, katliamların, açlığın, t*cizletin o tarihlerde gerçekten yaşanmış olması ve bu yaşananların günümüzden 80 yıl öncesine tekabül etmesi acı verici. Bu yönden İncir Kuşları'nı hatırlattı bana. Kısaca bu kitabı şiddetle öneriyorum. Reading slump geçiriyorsanız veya dram okumak istiyorsanız harika bir tercih. SPOİLER! Kitapta özellikle bayıldığım karakter Isabelle'nin yanı sıra Vienna oldu. Çocuklar için verdiği çaba ki bir öğretmen adayı olarak beni inanılmaz etkiledi, pasif bir karakter gibi gözükse de içinde taşıdığı o saf sevgi, anaçlığı beni çok duygulandırdı. Sophie için, Ari için ve o geri kalan 17 çocuk için... Beni en çok yaralayan babasının çocukları için, savaştan sonra babalık vazifesini yapamadığı için kendini feda etmesine saatlerce ağladım. Başta buz gibi, mesafeli, duvar gibi çocuklarının karşısında durmasına, her fırsatta onları göndermeye çalışmasından sonra gösterdiği bu fedakarlık... Isabella babasının özündeki insanı bulduğunda geçmiş hakkında konuşamadan hatta onu sevdiğini bile söyleyemeden öylece kayıp gitmesi kahretti. Rachel... Henri... Sarah... Hepsi bu savaşın bir gazisiydi. Ancak bu hikayenin sonu kötü bitmedi. Onlar sevdikleri tarafından anılmaya devam ettiler. Sonuçta hepimiz öldüğümüzde bizi seven insanların varlığıyla tekrar dirilir, nefes almaya devam ederiz şayet onlar ölene kadar.
BülbülKristin Hannah · Pegasus Yayınları · 20227,9bin okunma
·
51 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.