“Sarı Yüz”, okuyucuyu edebiyatın göz kamaştıran vitrininden alıp, yayıncılık dünyasının loş ve gerçekçi koridorlarına davet ediyor. Pek çoğumuz kitapları sadece kapaklarıyla, yazarlarıyla ya da popülerlikleriyle değerlendirirken, bu roman sektöre içeriden bakan bir gözle yazılmış olmasıyla fark yaratıyor. Yayıncılığın görünmeyen tarafları, rekabetin gölgesindeki ilişkiler, yaratıcı emeğin nasıl şekillendiği ve kimi zaman nasıl hoyratça harcandığı gibi birçok boyuta temas ediyor.
Anlatımı yalın ama sarsıcı, kurgusu gerçekçiliğin tam sınırında dolaşırken insana hem düşündürüyor hem de yüzleşme cesareti veriyor. Kitabı çok satanlar listesine taşıyan şey yalnızca konusunun özgünlüğü değil, aynı zamanda içerdiği evrensel sorgulamalar: Ne kadar görünürüz bu hayatta? Ne kadarı bizim sesimiz, ne kadarı başkalarının gölgesi?
Ben kitabı yalnızca ‘beğen
dim’ değil, içselleştirdim. Özellikle yayıncılıkla ilgilenen ya da yaratıcı üretim sürecine dair daha derin bir bakış kazanmak isteyen herkesin okuması gereken bir metin olduğunu düşünüyorum.”