Puan vermedi·1062 syf.····Okunma: 07 Ağustos 2025 14:28 Yaşlılık belirtilerinden bir tanesi de insanın yeni bir şeyler okumak yerine eskiden okuduklarını bir daha okuma isteğiymiş. Bu bende ilk defa geçen yıl oldu, bu yıl bir daha nüksetti. Orhan Pamuk'un "Benim adım Kırmızı" adlı romanını rastlantısal bir nedenle ikinci kez okuma isteği duyunca bunun nedenini etraflıca düşünmeyip yaşlılığa yormamış, daha çok anlık bir günahın cazibesine kapılmış biri gibi duygusal sele yenik düşmüştüm. Okul kütüphanesinde okunacak bir şeyler aranırken seneler önce okuduğum bu kitaba rastlamış ve sayfalarını karıştırırken bir anda okur halde bulmuştum ilk defa yirmi beş yıl önce okuduğum bu kitabı. İyi ki de bir daha okumuşum. Bir kitap nasıl ki her okuyucuda aynı etkiyi vermez her okunduğunda da aynı etkiyi vermiyor. Kitap aynı kitap ama ben aynı ben değilim.
Bir şeyi ikinci defa okumanın güzel deneyiminden sonra Anna Karanina'yı bir kez daha okuma isteğim yaşlılığın belirtisi mi yoksa bunun benimle ilgisinden çok bu iki kitabın kendilerinden mi kaynaklanıyor bilemedim. Sonuçta başka bir kitabı daha bir daha okumalıyım gibi bir hissiyatım yok. Ya da var mı? Bu satırları yazarken ikinci kez bir daha okunmalı diye düşündüğüm hiç bir kitap yok ki ilk okumamın üzerinden yirmi yıl geçmiş olmasın. Demek ki birinci kriter ilk okumanın üzerinden en az yirmi yıl geçmeli kriteri.
Yirmili yaşlardan önceki okuduğunuz kitaplar sizi esas kitapları okumaya hazırladığı için onları geçiyorum. Demek ki yirmilerde okumuş olmalısınız ilk defa iki kere okunacak kitapları. Yirmi sene de üzerine koymalı demiştik bir kitabı ikinci kez okumak için. Beşer sene de gecikme payı. Oldu mu size elliler?
Yaş kırk dokuz- elli. Genciz demek için geç, ihtiyarız demek için de erken. Araftayız desene sen şuna.