açıkçası kitaptan beklediğim kadar nefret etmedim, hatta sevdim bile diyebilirim. o kadar çok kötü yorum gördüm ki goodreadsta her ne kadar eskiden beri amerikalilarin yorumlarını ciddiye almamaya karar vermis olsam de yazarın 4. kitaptan sonra girdiği düşüş bu kitaptan beklentilerimi de düşürmeme sebep olmuştu. ama sevdim kitabı. belki sadece karakterleri sevdiğimdendir bilemiyorum ama kitabı bitirdiğim gibi boşluğa düştüm. neredeyse 1 yıldır okuyorum bu seriyi ve ara vere vere okuyordum bitmesin diye ama en sonunda bitti :") artık yazarın paylaşacağı ek bölümlere ve yazacağı novellaya kaldık. (bizde çevirisi çıktığında da okuyacağım tabi o yüzden resmi bir son saymıyorum bunu hahaha)
kitap bence kötü değil, eksikti. bu yazdıkları bile bana bütün duyguları hissettirmesine rağmen yazardan çok daha iyisini beklerdim yalan yok. ki bu kitabı diğerleri gibi 2 yıldır bekleyen biri de değilim. (aslında 2022de çıkacakmış ama yazarın ebeveynlerinden biri vefat etmiş o yıl, o yüzden ertelemek zorunda kalmış.) eksikliklerin sebebini de buna veriyorum. bu kesinlikle dark verse serisinin hak ettiği son değildi.
birkaç tane spoiler olabilir ama bunlar bence sizin de tahmin ettiğiniz şeylerdir. okursanız bir şey kaybedeceğinizi sanmıyorum ama yine de siz bilirsiniz tabi.
tristan ve morana'yla başlayalım. bu serinin ana olay örgüsünü oluşturan çift ve benim de favorilerimden biri. kitabı okurken morana'nın ikide bir söylediği "viski ve günah"ı ne kadar özlediğimi fark ettim ki ilk 2 kitapta artık baygınlık geçirecektim duymaktan hahaha. onlar için 2 koca kitabımız olmasına rağmen hala hikâyelerinin eksik yazıldığını düşünüyorum. yazar özellikle morana'ya çok haksızlık yaptı seri boyunca. bari doğum adını öğrenseydi gerçekten kızın elinde sanki yeterince bir şey varmış gibi yazar sol kolunu da aldı. çok sinirliyim. ve bir de kitabın mutlu sonla bitmesinin tek sebebi morana'yken morana bu mutluluğa sadece ucundan dahil oldu. tüm fedakarlıkları o yaptı ve onun ne kadar yıprandığını ruhsuz gölge adam bile fark etmişken tristan fark edemedi. kıza bir kez onu sevdiğini bile söylemedi. ilk kitaptan beri morana'ya karşı tavrı "you are mine and I'm gonna fwck you". ama sorun değil şekerim kimse seni sevmese de ben seveceğim sonsuza kadar akıl küpü en sevdiğim hacker'ım benim (+ zade). bütün bunlara rağmen tristan'a da haksızlık yapıldığını düşünüyorum. 5 kitaptır luna'yla kavuşmasını bekliyordum ve o kadar tekdüze o kadar sığ anlatılmıştı ki nerede bu adamın 20 yıldır içinde tuttuğu özlem? evet tabi ki de etkileyiciydi, morana tristan'a luna'yı bulduğunu söylediğinde ve tristan morana'ya sarılıp ağladığında ben de ağlamaya başladım onunla birlikte ve sonra ben tristan ve luna yine ağladık birlikte ama çok daha iyi yazilabilirdi.
dante ve amara benim bebeklerim. tüm seride karakterimi en çok benzettiğim ve kendime en yakın bulduğum kişi amara'ydı ve dante görünüş olarak olmasa da karakteristik olarak kriterlerimin karşılık bulmuş hali (görünüş tristan özür dilerim ölene kadar mavi gözlü + gamzeli erkekler). ikisini de çok seviyorum. dante bence tristan'a göre sevilmesi daha kolay bir insan, yani tristan'ı sevmek zor bunun farkındayım. ama aralarında ayrım yapmam. it's okay to love them both kızlar i do. kitapta ikisinin sahneleri de eksikti bence. ama bilemiyorum belki de ana olay örgüsü onların etrafında dönmediği için o kadar da gözüme batmadi. ama olsun isterdim tabi ikisini de çok seviyorum. 1000 sayfa yazılsalar okurum. kesinlikle favori çiftim.
alpha ve zephyr'i kendi kitaplarında pek sevemesem de son zamanlarda, özellikle yok edici'den sonra gözüme bir şirin görünmeye başlamışlardı. bu kitapta onların sahnelerini okurken sıkılmadım o yüzden. hatta onları daha da sevdim. gelecekte 4. kitaba reread yaptığımda daha az sıkılarak okurum hahaha. ama yazarın morana&tristan ve amara&dante'ye yazmadığı kadar çok sahneyi onlara yazması olmamış. sanırım bölüm sayıları aynıydı ama daha uzundu onların bölümleri. ve ben alpha'yı hala ateşli bulamıyorum yani ne yapabilirim? yine atladım ikisini sahnelerini bu yüzden. ama koca adam alpha biricik kyra'nın oyuncak koltuğuna oturup oyuncak çay içince tatlı geldi gözüme:)
dainn ve lyla bu serideki en az sevdiğim çift ama bu veda kitabı olduğu için onlara bile tahammül ettim:') hatta açık konuşmak gerekirse lyla'nın bizimkilerle "yüzleştiği" sahnede bir wow oldum ama sadece bir anlık. gölge adam'ı sadece diğer karakterlerin bakış açısıyla anlatınca havalı bulduğumu fark ettim bir de. piercingleri beni hala etkilemiyor. ve onlara tahammül etsem de neredeyse tüm kitabı onların sahneleri oluşturuyordu çok sıkılıyordum olurken. bence hikayeleri ve karakterleri biraz sığ anlatılmış. hikâyeleri oldukça trajik ve eğer güzel yazılsaydı beğenirdim ama hala durup durup soruyorum bu muydu bahsettiğiniz gölge adam diye.
genel olarak bakıldığında kitap bence kötü değil eksikti. evet karakterleri çok seviyorum ve onların sahnelerini okurken keyif aldım ama o kadar çözülememiş sorun var ki... hala birlik'in başında kim olduğunu bilmiyoruz. bazı sırlar çıktı ortaya, şaşırtıcı ve bir o kadar da zorlama sırlar. yazara göre dünya üzerindeki bütün babalar kötü kalpli devil annelerin de yarısı öyle ve bunu bize kanıtlamak için kırk dereden su getirdi sağolsun. ama hala ikna edemiyor tabi dante maroni var bir kere karşımızda.
yine de kırkıncı kez tekrar ediyorum kitabı sevdim. seriyi zaten seviyorum. runyx'i de seviyorum yazdığı ve yazacağı bütün kitapları okuyacağım kesinlikle. ama daha iyisi olabilirdi.
(kitabın yıldızı kesinlikle alpha'nin göz bandını çiğneyen tempest'ti bu arada. şapşik şey ya çok tatlıydı. o ve maroni erkekleri<3)