10/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2022 15. kitabı
☆SPOİLER☆ Altıncı Koğuş, Çehov’un hem dönemin çürümüş düzenine hem de insanın iç dünyasına derin bir bakış sunduğu bir başyapıt. Kitap boyunca kasabada yaşanan sefalet, memurların vurdumduymazlığı, devletin keyfi işleyişi, adaletin aslında yok oluşu o kadar net anlatılmış ki dönemin toplumsal ve siyasi yapısını çözüyorsunuz.Özellikle “namuslular kıt kanaat geçinirken namussuzların sırtı pek karnı tok” cümlesi zaten bir özet niteliğinde. Gerçekten eserinde toplumun çarpık düzenini gözler önüne seriyor Çehov. Dmitriç’in polisten korkması da aslında boşuna değildi bence. Durduk yere alınıp götürüleceğini hissetmesi, diken üstünde yaşaması, yanlışlıkla bir şey olacağından endişe etmesi, o dönemde devletin hukuku ve otoritesi hakkında çok şey anlatıyor gibi geliyor bana. Sanki devlet, gerçekten araştırmayan, gerçeğin peşine düşmeyen; sadece bir günah keçisi bulup onu suçlayan, keyfi işleyen bir yapıya sahip gibi hissettirdi okurken. Doktor Yefimıç, mutluluğun insanın kendi içinde olduğunu, dış koşullardan bağımsız yaşanabileceğini söylüyordu. Hatta sıcak,rahat bir oda ve soğuk bir koğuş arasında fark olmadığını, önemli olanın insanın iç dünyasındaki huzur olduğunu savunuyordu. İlk başta bu bana da mantıklı geldi; bazen dış dünyanın karmaşasına rağmen içimizde bir denge kurabileceğimize inanmak istiyoruz. Ama Dmitriç buna sert biçimde karşı çıktı. Sefalet, hastalık, adaletsizlik gibi gerçek dertler ortadayken insanın yalnızca kendi içinde mutlu olamayacağını söyledi. Sonra konu acıya geldiğinde, Doktor yine akıl ve mantıkla yaklaşarak insanın acıyı küçümseyebileceğini savunuyordu. Dmitriç’in cevabı çok çarpıcıydı: “Acıyı küçümsersiniz, ama parmağınızı kapıya sıkıştırdığınız vakit en yüksek perdeden inlersiniz!” Gerçekten de öyle… İnsan başkasının acısını küçümser ama iş başa geldiğinde en çok kendisi feryat eder. Kitapta bu diyaloglar hem karakterleri çok iyi ortaya koyuyor hem de insana kendini sorgulatıyor. Kitapta mutluluk, acı, delilik, toplum düzeni, özgürlük gibi konular üzerinden doktorla hasta arasında felsefi tartışmalar geçiyor. En vurucu olanı, doktorun akıl, mantık, bilim diye diye sonunda empatiden kopması ve kendi kurduğu soğuk akıl dünyasında yalnız kalıp adeta delirmesiydi. Zaten bu noktada da "en yüksek perdeden inlemesine" şahit oluyoruz. Çehov sanki burada şunu diyor: akıl ve bilim tek başına yetmez, insanı insan yapan vicdan ve empati de olmalı. Altıncı Koğuş, bence hem bir dönemin aynası hem de bizim içimize tutulmuş bir ayna gibi… Gerçekten okuyunca insan kendine dönüp bakıyor. Bu kısa ama derinlikli eser, o kadar çok konuşulacak, üzerine sayfalarca yazılacak şey barındırıyor ki… Ancak buraya sığdırabildiğimiz kadarını yazabiliyoruz. Herkesin okuması gereken gerçek bir başyapıt.
1000Kitap
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,3bin okunma
·
126 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.