“İlahi adaletin gerçekleşmesi için bazen yüzyıl beklenir. Tıpkı Karvalli’de yaşandığı gibi…”
Karvalli… Şimdiki adıyla Güzelyurt. Bilmeyenler için; Güzelyurt Aksaray’ın bir ilçesi. O bölgeyi tanıyor olmam, Güzelyurt’a defalarca gitmiş olmam Kızlar Manastırı’na başlamamın başlıca sebeplerinden. Hatta kitaba Güzelyurt’a gittiğim bir günün akşamında başladım :) Ama böylesine ilgi çekici bir hikâye beklemiyordum doğrusu. Her bir sayfayı merakla okudum. Sonu şaşırtıcıydı ve güzel bağlanmıştı bana göre. Ben kitabı çok sevdim belki de bunda anlatılan bölgeyi tanıyor olmamın da etkisi vardır bilemiyorum.
Sabit Sümer’i bu kitabıyla tanıdım ve bence daha çok okunması gereken bir yazar. Kızlar Manastırı’nı okuyucuyu sıkmadan, sade bir dille anlatmış.
Kızlar Manastırı’nda, yüzyıl öncesini ve yüzyıl sonrasını anlatan iki hikâye var ve hikâyeler bölüm bölüm ilerliyor. Yüzyıl önce Rumların da yaşadığı bölge olan Karvalli’deki Kızlar Manastırından arda arda kızların kaçırılıp işkence edilmesi ve cinayete kurban gitmesiyle başlıyor hikâye. Yüzyıl sonraki hikâyede ise, Yunanistan’da yaşayan Yannis’in uzun süredir gördüğü kâbuslara katlanamayıp onlardan kurtulmak için girdiği yolculuk anlatılıyor. Ve iki hikâye güzel bir şekilde birbirine bağlanıyor.
Polisiye, Cinayet, Gerilim, Gizem romanları sevenlere kesinlikle tavsiye ederim. Keyifli okumalar.