Vahşi doğada gözünü açan bir canlının, insanlıkla karşılaştıkça nasıl evcilleştiğini değil, nasıl acıyla büyüdüğünü anlatıyor bu kitap.
Beyaz Diş’in her ısırığında bir korku, her koşuşunda bir yalnızlık vardı.
Jack London sadece bir hayvanı değil, aslında içimizdeki o “hayatta kalma içgüdüsünü” yazmış.
İnsan bazen nefreti öğretir, bazen sevgiyi.
Ve bir canlının hangi yöne evrileceği, tam da bu çizgide belli olur.