EFKAR TEPESİ / FAKİR BAYKURT
Uzun süredir okunma sırası bekleyen kitabı Fakir Baykurt'u doğum gününde (15 Haziran) anmak için okudum. Elimdeki kitabı sahaftan almıştım, 1974 - Remzi Kitapevi 4. baskısı.
1959-1960 yılları arasında Fakir Baykurt'un değişik yayın organlarında çıkan yazılarını topladığı kitabı ilk olarak 1960'da basılmış. Baykurt, Türkçe öğretmeni olarak görevli olduğu Artvin ili Şavşat ilçesindeyken bu yazıları yazmış. Esere ismini veren Efkar Tepesi, ilçenin batısında ve çevre köylere hakim bir konumdadır. Baykurt, eserini tepeden aşağıdaki manzarayı seyrederek kaleme almış.
- Türkiye'nin uzak köşelerinden birinde, Şavşat'ta bir tepe vardır. Adı <Efkar Tepesi>dir. Bu tepeden bakınca bütün Türkiye resim gibi insanın önüne serilir. Bir yan alabildiğine yeşil, yeşil, yeşil!...Bir yan, bilemeyeceğiniz kadar yoksul ve geri. Varlıklar içinde yokluk, olanaklar içinde kısır kısır döngüler... Korkunç bir çelişkidir bu!... - Arka Kapak ( Daha sonraki baskılarda bu yazı değişmiş)
Kitaba adını veren "Efkar Tepesi" başlıklı yazı 1959 yılında mizahi dille yazılmış bir siyasi hiciv yazısı. "İki Okul" başlıklı yazısı ise; "Çevremizde ülkü sahiplerinin alabildiğine azaldığı, ülkü sahibi geçinenlerin de açık ya da örtülü çıkarlar karşılığında, bir <cephe>den o <cephe>ye çok acayip biçimlerde alınıp satıldığı bir zamanda yaşıyoruz. Tanımı güç bir karanlık tablo içindeyiz." cümleleriyle başlıyor. Tabii yazdıklarında haklı ama yaşanan dönem düşünüldüğünde oldukça cesur yazılar.
"Yandangeldimcilik" başlıklı yazısı ise tembellik hakkında ve konuya örnek olarak 'Oblomov'u ele almış, bir inceleme gibi. Aynı yazıda kısaca (belki utanarak) Yılanların Öcü'nden de bahsediyor. Yılanların Öcü, 1954'te yazıp, 1958'de yayınlanan 1959 Yunus Nadi Roman Ödülü'nü kazanmış, film ve dizi uyarlaması yapılmış ünlü eseri. 'Cankurtaran' adlı yazısında ise Alphonse Daudet'nin Jack adlı eserinden örnek vermiş. Daudet eserleri okuduğum halde bunu kaçırmışım, okunacaklar listesine yazıldı.
Köy Enstitüsü mezunu bir yazar olarak, 1950 sonrası dönemde etkili olan “köy edebiyatı"nın önde gelen temsilcilerinden olan Baykurt, yazılarında; köylerde yetersiz olan sağlık hizmetleri ve eğitim, köy ve merkez arasındaki ulaşım / yol sorunu, köyün yoksulluğu, köylünün cahilliği, köylerde nüfus artış hızı, buna karşılık okuma yazma oranın düşüklüğü, kız çocuklarının okutulmaması, din sömürüsü, köylerdeki eğitim binalarının ve öğretmen sayısının yetersizliği, particilik, öğretmenlere yapılan siyasi baskılar gibi konulara ağırlık vermiş. Yazdıklarının temelini, yaşadıkları, dinledikleri, gözlemleri oluşturuyor. Baykurt, günlük konuşma dilini şiveleriyle birlikte yazılarına taşırken, bazen de mizahi bir dil kullanmış; bürokrasi çarklarında sıkışan gene de içindeki umudu kaybetmeyen sıradan insanı, yaşadığı çevrenin atmosferiyle beraber çarpıcı bir şekilde tasvir etmiş.
Memleketteki eşitsizlik üzse de, çıkar peşindeki siyasilerin yaptıkları kızdırsa da, okuyamayan çocuklar özellikle kızların durumu hüzünlendirse de Baykurt'tun akıcı, mizahi dili sayesinde keyifli olduğu kadar dönem hakkında da bilgilendirici bir okuma oldu.