Efkar Tepesi

Fakir Baykurt
Tahmini Okuma Süresi:
7 sa. 42 dk.
Sayfa Sayısı:
272
Basım Tarihi:
1974
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Sıralamalar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Biat
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2020 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2020 10:28
Fakir Baykurt Cumhuriyet aşığı, köy enstitüsü ve gazi eğitim enstitüsü mezunu aydın vatan sevdalısı öğretmen yazar. Efkâr Tepesi Artvin Şavşat' ta bir tepeye verdikleri isim. Usta yazar eserinde Cumhuriyetin ilan edilmesiyle sağlanan pekçok devrimin en önemlisi olan eğitim öğretim seferberliği ile yükselen okuma yazma oranlarının, çok partili döneme geçilen 1950 lerle birlikte sekteye uğramasını, tekrar başgösteren din bezirgânlığı ve gerici düşünceden, özelikle kadınlarımızın eğitimi ile kurtulabileceğimizi anlattığı anı-deneme türünde kısa öykülerden oluşmuş kitabıdır. “türkiye’nin uzak köşelerinden birinde, şavşat’ta bir tepe vardır. adı ‘efkar tepesi’ dir. bu tepeden bakınca bütün türkiye resim gibi insanın önüne serilir. bir yan alabildiğine yeşil, yeşil!…bir yan, bilemeyeceğiniz kadar yoksul ve geri. varlıklar içinde yokluk, olanaklar içinde kısır kısır döngüler…korkunç bir çelişkidir bu…” 1950 seçimleri ile demokratik çok partili sistemi içselleştirememiş halkımız için devletin temel görevlerini bilmemek ve tek ihtiyacın camii olduğunu düşünmek ki; okul, yol, su, elektrik, sağlık, tarım ve hayvancılık ülkemize çok geç gelmiş. yol yok eğitmen yok okul yok doktor ilaç gereç yok...demir kırat gelince camiler her yere açılıyor ancak dertlere derman değil bu dünyadaki. mesela burada devlet her yere cami okul gibi bir kampanya yürütse olabilir miydi düşünmedim değil? Kitaptan alıntıdır. "siz güzel konuşursunuz. güzel yazarsınız. nabza göre şerbet vermeyi, toplulukları coşturmayı iyi bilirsiniz. sesiniz radyoya iyi gider. yüzünüz fotoğrafta iyi görünür. güzel espriler yaparsınız. vatanın yüksek çıkarları üstüne yuvarlak laflarınız vardır. nutuklarda lazım olacak kadar din bilgisini toplamışsınız. hangi sözler alkışlanır, hangi sözlere çok yaşa varol denir iyi
Edebiyat
Efkar TepesiFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 1974219 okunma
Efkar Tepesi
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 75. kitabı
Kitabın yazıldığı ilçe memleketim olunca okuması da ayrı bir keyif verdi:)Efkar Tepesi bir Şavşatlı için ayrı bir değerdir.Fakir Baykurt, o yıllarda öğretmen olarak Şavşat’ta görev yapıyor.Gerçekçi yaklaşımıyla Şavşat üzerinden aslında o dönemin Türkiye’sini ve eğitim sistemini sert bir dille anlatmış.Anlattıkları o kadar gerçek ki günümüzle kıyasaladığınızla maalesef bazı şeylerin hiç değişmediğini görüyorsunuz.Keşke değişseydi.Köy isimleri , tasvirler, coğrafya, yaşam mücadelesi, köy yaşamı, tarih…Anlatımda doğallık ön planda.Yöre ağzı eserde değiştirilmeden okuyucuya aktarılmış.Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar diliyorum. Bu eserde sadece Şavşat’ı değil tüm yurdumuzu bulacaksınız.
Efkar TepesiFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 1974219 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2025 23. kitabı
EFKAR TEPESİ / FAKİR BAYKURT Uzun süredir okunma sırası bekleyen kitabı Fakir Baykurt'u doğum gününde (15 Haziran) anmak için okudum. Elimdeki kitabı sahaftan almıştım, 1974 - Remzi Kitapevi 4. baskısı. 1959-1960 yılları arasında Fakir Baykurt'un değişik yayın organlarında çıkan yazılarını topladığı kitabı ilk olarak 1960'da basılmış. Baykurt, Türkçe öğretmeni olarak görevli olduğu Artvin ili Şavşat ilçesindeyken bu yazıları yazmış. Esere ismini veren Efkar Tepesi, ilçenin batısında ve çevre köylere hakim bir konumdadır. Baykurt, eserini tepeden aşağıdaki manzarayı seyrederek kaleme almış. - Türkiye'nin uzak köşelerinden birinde, Şavşat'ta bir tepe vardır. Adı <Efkar Tepesi>dir. Bu tepeden bakınca bütün Türkiye resim gibi insanın önüne serilir. Bir yan alabildiğine yeşil, yeşil, yeşil!...Bir yan, bilemeyeceğiniz kadar yoksul ve geri. Varlıklar içinde yokluk, olanaklar içinde kısır kısır döngüler... Korkunç bir çelişkidir bu!... - Arka Kapak ( Daha sonraki baskılarda bu yazı değişmiş) Kitaba adını veren "Efkar Tepesi" başlıklı yazı 1959 yılında mizahi dille yazılmış bir siyasi hiciv yazısı. "İki Okul" başlıklı yazısı ise; "Çevremizde ülkü sahiplerinin alabildiğine azaldığı, ülkü sahibi geçinenlerin de açık ya da örtülü çıkarlar karşılığında, bir <cephe>den o <cephe>ye çok acayip biçimlerde alınıp satıldığı bir zamanda yaşıyoruz. Tanımı güç bir karanlık tablo içindeyiz." cümleleriyle başlıyor. Tabii yazdıklarında haklı ama yaşanan dönem düşünüldüğünde oldukça cesur yazılar. "Yandangeldimcilik" başlıklı yazısı ise tembellik hakkında ve konuya örnek olarak 'Oblomov'u ele almış, bir inceleme gibi. Aynı yazıda kısaca (belki utanarak) Yılanların Öcü'nden de bahsediyor. Yılanların Öcü, 1954'te yazıp, 1958'de yayınlanan 1959 Yunus Nadi Roman Ödülü'nü kazanmış, film ve dizi
Efkar TepesiFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 1974219 okunma
7/10
·272 syf.··
2023 50. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2023 21:58
Kitapta geçen bölümlerin çoğu 1959 da yazılmış ve o zamanın türkiyesinde bir öğretmenin köylerdeki öğrenci , okul ve öğretmen eksiklerini dile getiriyor ayrıca bunun yanında ülkedeki yan geldimciliğinde ne seviyelere ulaştığını da gösteriyor okura .
Efkar TepesiFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 1974219 okunma
7/10
·272 syf.··
2025 47. kitabı
Kitabı "öykü" diye elime almıştım ama öyle sayılır mı bilemiyorum. Öykü, anı, deneme, köşe yazısı... Hepsinden bir şeyler barındırıyor. Eğitim merkezde olmak üzere Fakir Baykurt'un değindiği belli başlı konular vardı. Yoksulluk, eğitimsizlik, kız çocuklarının okuması, gelir adaletsizliği, kurumlar ve toplumdaki çürümüşlük, köy enstitüleri... Bunlara dair rahatsızlığı, öfkeyi ta içinde hissettiği için yazıların her biri samimiydi. Böyle olunca yapmacıklıktan çok uzaktı.
Efkar TepesiFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 1974219 okunma
10/10
·268 syf.··
2025 50. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2025 11:49
”Bizim ne yapıp edilip,okutulmamız gerekiyor…” Fakir Baykurt,Efkâr Tepesi’nde,1959-1960 arasında çeşitli yayın organlarında çıkan yazılarını toplamış.Partizanlık,din sömürüsü,köyün yoksulluğu,okur-yazarlık,kız çocuklarının okutulmaması gibi konuları çarpıcı bir biçimde ele almıştır. Başka yerlerde geçen olaylar,başka insanları zarara sokan işler,ilgi çekiyor.Bu köye türkü yakılıyor,fıkralar uyduruluyor,bir kız çocuğu ağlıyor ve buna gülüyorlar…İnsan ne ağlayabiliyor,ne gülebiliyor. Öğretmenimiz,öğrencimiz,türlü nedenlerle,işten,dersten,okumadan soğudular…Ulusal eğitimin niteliğinde elle tutulur bir düşme oldu.Bunu hepimiz biliyoruz,doğruyu ahirette söyleyecek değiliz! ”Okuma yazma öğrenen kızların anasına,atasına,kocasına itaatı azalıyor…Dursun dizinin dibinde böylesi daha iyi…” Bugün eğitimin önemini bu cahil sözlerle bir kez daha anlıyoruz.’Kızlar okutulmadıkça iki yakanız bir araya gelmez,Türk toplumu yükselmez…’demiş sevgili Fakir Baykurt;ne güzel de söylemiş… Her şey diploma sahibi olmakla yetmiyor tabi.Milletvekillerinin,belediye başkanlarının,okul müdürlerinin kendi çıkarları uğruna nasıl körleştiğini görüyoruz.Günümüzde hala bu konuların sürmeye devam edip,halkın sesine kulak verilmemesi içler acısı. Kurtarmalı bunları!Değiştirmeli yaşamlarını!Hallerini görseniz sizde aynı şeyi söylersiniz.Başka yolu yok dersiniz.Uyarmalı,uyandırmalı dersiniz! Özellikle öğretmen ve öğretmen adayı arkadaşlarımın kesinlikle okumasını tavsiye ediyorum. Kafamda hep o Emine!Gidiyorum,gidemiyorum.Emine’yi cahillikten,cahillerin elinden;anasını babasını darlıktan kurtarmalı! Uzak yakın bütün dostlarıma bağıra bağıra bunu söylemek istiyorum…! . . . . ”Yaşam savaşında beni öldüremeyen her şey,ancak gücümü artırır…” ”Göçler büyük bunalımların sonucudur…”
1000Kitap
Efkar TepesiFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2015219 okunma
SEVGİLİ,CANIM FAKİR BAYKURT
9/10
·268 syf.··
2019 50. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2019 19:16
Fakir Baykurt'u okumak benim için vefalı bir dostu anmak gibi bir şey.Üniversitede onunla ilgili bir ödev hazırlamıştım. Kızılay'da gezerken yerde yatan ikinci el kitaplar arasından Tırpan 'ı alınca tanışıklıgımız başlamıştı. Aylarca kendisi ile haşır neşir oldukça kişiliğine, duruşuna, eserlerine hayran olmuştum. O, hayatını memleketinin kalkındırılmasına, ışıklandırılmasına adamış müstesna bir adam ve kaliteli bir ögretmendir.Onun yazarlığını okuyanlar zaten takdir edecektir.Ben burada biraz kişisel yaşamından bahsetmek isterim. Kendisini anlatırken doğum yılını bile eğitim üzerinden verir: "Abc"nin kabulünden bir yıl sonra. Yoksul bir köy çocuğudur.Babasının hayatı mahkemelerde geçer. Belki de bu olaylarla Baykurt'un bürokrasi takıntıları da başlar:) Anasi Elifçe yazar 9 yaşındayken dul kalır. Kurnaz dayısı! o zamanki adıyla Tahir'i okutma vaadiyle yanina alir ve tarlalarda çalıştırır. Milyonlarca insanin kabusu olan İkinci Dünya Savaşı Tahir için bir şans ve dönüm noktasıdır. Fırsatçı dayı askere alınır ve Tahir köye dönüp üç yıl sonra okuluna devam eder.Her şartta okumaya razıdır.Dayısı ona kanal insaatlarında su taşıttırırken mühendislere imrenip mühendis olmayı düşler. O sıralar köyün üçyüz sığırına tek başına çobanlık eder bir yandan da halka hikayeler anlatır. Sanırım eserlerinde göze çarpan güçlü anlatıcılık bu yıllarda filizlenir. Bana göre Baykurt, bir kurgucudan çok anlatıcıdır çünkü.Eserlerinde de görüleceği üzere kendisinin eğlenceli ve nüktedan bir yapısı vardır.13 yaşında ilk şiirini ölen öküzün yerine aldıkları Tosun için yazar: Yüz kırk liradır değerin Seni her yerde överim:)) 14 yaşında amacı köy cocuklarını ışıklandırmak ve köylüye rehber olmak olan Gönen Köy Enstitüsü'ne başlar.
Efkar TepesiFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2015219 okunma
10/10
·268 syf.··
Beğendi
·
2026 132. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 11:39
Fakir Baykurt, Anadolu insanının sesi olmuş; köyü, yoksulluğu ve halkın gerçek yaşamını yalın ama çarpıcı bir dille anlatan toplumcu gerçekçi edebiyatın en güçlü kalemlerinden biridir. Efkar Tepesi, Fakir Baykurt’un toplumcu gerçekçi anlayışını güçlü biçimde yansıtan eserlerinden biridir. Kitapta Anadolu köylerinin yoksulluğu, eğitimsizlik, bürokrasi, din sömürüsü ve halkın gündelik yaşam mücadelesi anlatılır. İlk baskısı 1960 yılında yapılmıştır. Kitabın en güçlü yanı gerçeklik duygusudur. Fakir Baykurt, Anadolu insanını acındırmadan anlatır. Köylünün çaresizliğini gösterirken aynı zamanda içindeki direnci ve umudu da hissettirir. Özellikle günlük konuşma dilini kullanması, anlatımı daha canlı ve samimi hale getirir. Fakir Baykurt, Anadolu insanının sessiz çığlığını sade ama unutulmaz bir dille anlatır. Efkar Tepesi, Toprağın, yoksulluğun ve insanın iç içe geçtiği hüzünlü ama gerçek bir Anadolu panoramasıdır.
Kitap Simyacıları
Efkar TepesiFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2015219 okunma
7/10
·268 syf.··
Beğendi
·
2018 212. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2018 07:34
Çoğunluğunu yazarın 1959-1960 yıllarında yazdığı,siyasî ,kültürel içerikli anekdot ve anılardan oluşan bir kitap. Bu kitabı okurken aradan yaklaşık altmış yıl geçmiş olmasına rağmen bazı şeylerin hala değişmemiş olduğuna tanıklık ettim. Günümüz siyasetçilerine ve o dönemi merak edenlere tavsiye eder,iyi okumalar dilerim.
Efkar TepesiFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2015219 okunma
Yeşillik ve İnsan
10/10
·268 syf.··
Beğendi
·
2019 47. kitabı
Rahmetli yazarımız, yine o dönemin gerçekliklerini, bu kez mekan Artvin ilimiz ,Şavşat ilçesindeki halkımızı kitabında anlatıyor.Güzel bir kitap ,eski zamanlar ,eski insanlar, adetler ,gelenek ve görenekler ve insanların yaşayış biçimlerini merak ediyorsanız okumanızı tavsiye ederim.
Efkar TepesiFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2015219 okunma

Yazar Hakkında

Fakir BaykurtYazar · 55 kitap
Fakir Baykurt (Asıl adı Tahir'dir) Türk yazar, sendikacıdır. Çocukluğu Fakir Baykurt (Asıl adı Tahir'dir) Burdur'un Yeşilova ilçesine bağlı Akçaköy'de doğdu, Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber şu sözleri ile 1929 yılında haziran ortası olduğu varsayılmaktadır; "1929 doğumlu olduğum doğru. Ay, gün bilinmiyordu. Anamla konuştuk. Köyde orak mevsimi. Tarlada sancılanıp eve gelmiş. Haziran ortasıdır..." Tahir Baykurt'un annesinin adı Elif ve babasının adı Veli'dir. Doğduğunda ona savaşlarda vurulup geri dönmeyen Amcasının adı olan Tahir adı verilir. Tahir 1936 yılında Akçaköy İlkokulu'na başlar ve iki yıl sonra babasını kaybeder. Babasının ölümünden sonra dayısı Osman Erdoğuş tarafından Balıkesir iline bağlı Burhaniye köyüne götürülür ve orada dayısının yanında dokumacılık yapmaya başlar. II. Dünya Savaşı'nın başlaması ile dayısı askere alınır ve Tahir Akçaköy'e dönerek okula devam etme imkânı bulur. 1942 yılında ağır bir sıtma geçirir bu dönem aynı zamanda şiir yazmaya başladığı dönemdir. Köy Enstitüsü yılları İlkokulu bitirdikten sonra Isparta Gönen Köy Enstitüsü'ne yazılır. Köy enstitüsü yıllarında özellikle şiire olan ilgisi artar, kendini okumaya verir. Bu dönemde özellikle Türkçe'ye çevrilen klasikleri okur. Fakir Baykurt Köy enstitüsündeki yıllarını ve kendisine kazandırdıklarını şu şekilde anlatmıştır; "...Köy enstitüsü benim için olağanüstü bir fırsat oldu. İlkokulu bitirdikten sonra gidebileceğim başka hiçbir okul yoktu. Ailemin gücü yetmezdi. Ben okumak istiyordum enstitü benim gibi köy çocuklarını çağırıyordu..." "...Klasiklerin en iyi okuru enstitülü gençlerdi. Ceplerimizi ona göre yaptırırdık, kitap sığsın. Kız arkadaşlarımız koyun kuzu gütmeye giderken, torbaya azıkla birlikte kitap da katardı..." Bu yıllarda Bursa Cezaevi'nde olan Nazım Hikmet'in şiirleri ise gizli gizli yayılmaktadır. Tahir Baykurt da bu dönem Nazım Hikmet'in şiirlerini bulur ve gizli gizli okumaya başlar. "...Kitaplıkta Nazım Hikmet'in kitapları yoktu. Yasaklandığını öğrenince Çivril'in bir köyüne gidip onları buldum. Nazım'ın yedi kitabını kendi yaptığım defterlere kitap harfleri ile yazıp defalarca okudum." Köy enstitüsü yıllarında ilk şiiri Fesleğen Kolum Eskişehir'de çıkan Türke Doğru dergisinde çıkar. Edebiyata olan ilgisinden dolayı enstitüde de kitaplığın yönetimine seçilir ve daha fazla okuma fırsatı bulur. 1947 yılında Köy Enstitüleri ve Kaynak Dergisi'nde şiirleri çıkar ve bu yıllarda önce şiirlerinde daha sonra tüm yazılarında Fakir Baykurt adını kullanmaya başlar. Köy enstitüleri üzerindeki baskıların artması ile birlikte tüm enstitülere daha baskıcı yönetimler atanmaya başlar. Bu dönemde enstitüler daha önceki bir çok özelliğini yitirmeye başlarken eski öğrencilerin yaşam alışkanlıkları da bu yeni yönetimlerce sorun olmaya başlar. Fakir Baykurt da yeni atanan müdürle sorunlar yaşar ve defalarca kovuşturmaya maruz kalır. Ancak 1947 yılında Köy enstitüsünü başarı ile bitirir ve Yeşilova'nın Kavacık Köyü'ne öğretmen olarak atanır. Öğretmenlik ve yazarlık yılları 1951 yılında ölene kadar birlikte olacağı Muzaffer Hanım'la evlenir. Bu yıl ayrıca körbağırsağı patlar ve iki kez amelliyat olur. Öğretmenliği Dereköy'e aktarılır. Üzerindeki baskılar devam eder, savcılıkça evine baskın yapılır ve koğuşturma geçirir. 1953 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’ne girer ve bir sene sonra bu sefer Gayret Dergisi'nde çıkan bir yazısı nedeni ile yargılanır. 1955 yılında Gazi Enstitüsü'nü de başarı ile bitirirerek Hafik'de açılan ortaokula atanır. Aynı yıl ilk kitabı olan Çilli yayınlanır. 1957 yılında askere alınır ve Ankara Piyade Yedek Subay Ortaokulu'na öğretmen olarak atanır. İlk kızı Işık da bu yıl dünyaya gelir. 1958 yılında ilk romanı Yılanların Öcü Cumhuriyet Gazetesi'nin açtığı Yunus Nadi Roman Ödülleri'nde birinci olur. Ancak roman nedeni ile hem Baykurt hem Cumhuriyet koğuşturma geçirir. Baykurt bu dönemden sonra Cumhuriyet Gazetesi'nde yazmaya başlar. Askerlikten sonra Şavşat Ortaokulu'na öğretmen olarak atanır ve ikinci kızı Sönmez dünyaya gelir. Yılanların Öcü adlı romanı da Remzi Kitapevi tarafından basılır. Ardından Köy ve Eğitim Yayınları tarafından Efendilik Savaşı adlı kitabı yayımlanır. Cumhuriyet'teki bazı yazıları yüzünden öğretmenlikten alınıp Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı Yapı İşleri Bölümü'nde görevlendirilir. Sürüp giden yazıları ve Yılanların Öcü romanı yüzünden Bakanlık buyruğuna alınarak cezalandırılır. Altı ay açıkta kaldıktan sonra 27 Mayıs 1960'da Ankara İlköğretim müfettişliğine atanır ve aynı yıl Efkar Tepesi adlı kitabı basılır. 1961 yılında yazarın Yılanların Öcü adlı romanı tiyatroya ve filme uyarlanır. Tiyatro gösterimi yasaklanır, film ise ancak Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in konuya el koyması ile gösterime girer ancak filmin gösterimi sırasında olaylar çıkar. Bu yıl ayrıca yazarın Onuncu Köy, Karın Ağrısı, Irazca'nın Dirliği kitapları yayımlanır. Bir sene sonra yazarın oğlu Tonguç dünyaya gelir. Baykurt Amerika'ya giderek, Bloomington'daki Indiana Üniversitesi'nde göze kulağa hitap eden ders araçları ve yetişkinler için yazma öğrenimi görür. 1963 yılında yurda dönerek Ankara İlköğretim müfettişliği görevini sürdürür. Onuncu Köy Bulgarca'ya çevrilir ve kitapları Bulgaristan'da Türkçe olarak da basılır. Yılanların Öcü ile Irazca'nın Dirliği de Almanya'da, "Die Racheder Schlangen" adıyla basılır. Yılanların Öcü Rusça'ya çevrilir. Türkiye Öğretmenler Sendikası 1965 yılında TÖS'ün kuruluşuna katılır ve genel başkan seçilir. 1966 yılında İlköğretim müfettişliğinden uzaklaştırılarak yeni kurulan Milli Folklor Enstitüsü'nde uzman olarak atanır. Kaplumbağalar ve Amerikan Sargısı romanları yayımlanır. 1967 yılında Onuncu Köy adlı eseri de Rusça'ya çevrilir. Yazıları ve TÖS'teki çalışmaları yüzünden sık sık kovuşturma geçiren Baykurt Gaziantep'in Fevzipaşa bucağına sürülür. TÖS "Devrimci Eğitim Şurası"nı düzenler. Bir yıl sonra da TÖS "Büyük Eğitim Yürüyüşü"nü bir sene sonra da "Genel Öğretmen Boykotu"nu düzenler. Bu faaliyetlerinden sonra tekrar görevden alınarak bakanlık emrine alınır ancak Danıştay kararı ile görevine geri döner. 1970 yılında Fevzipaşa'dan Ankara'ya Ortadoğu Teknik Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Yayın Müdürlüğü görevine getirilir. Anadolu Garajı ve Tırpan kitapları yayımlanır. Tırpan ve Sınırdaki Ölü ile TRT Ödülleri'ni kazanır. Ardından Onbinlerce Kağnı adlı kitabı yayımlanır. Sıkıyönetim yılları 1971'de ordunun yönetime el koyması ile başlayan sıkıyönetim döneminde Baykurt iki kere gözaltına alınır. Aynı yıl Tırpan ile Türk Dil Kurumu Ödülü'nü kazanır. Kitaplarının yeni basımları yapılırken yazar askeri tutukevinden Ankara Merkez Cezaevi'ne aktarılır. 1973 yılında Can Parası ve Köygöçüren basılır. Baykurt'un yurt dışına çıkışı da yasaklanmıştır. 1974 yılında İçerdeki Oğul basılır. Keklik romanını yazar. Can Parası ile Sait Faik Ödülü'nü kazanır. Askeri Yargıtay'da TÖS Davası'ndan beraat eter. Sınırdaki Ölü ve Keklik kitap olarak basılır. 1976 yılında Sakarca basılır. Emeklilik Yılları Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan emekli olan Baykurt Madaralı Roman Ödülü'nün kuruluşuna yardımcı olur. 1977 yılında İsveç'te öğretmen yetiştirme çalışmalarına katılır ve Yayla romanı basılır. Frankfurt Uluslar arası Kitap Fuarı'na katılır ve Almanya, Hollanda ve İsviçre'ye geziler yapar, göçmen işçilerle iletişim kurar. 1978 Yılında Sakarca sahneye uyarlanarak İstanbul Şehir Tiyatroları'nca oynanır. Kara Ahmet Destanı ile Orhan Kemal Ödülü'nü kazanır ve Kültür Bakanlığı'na danışman olur. 1979 yılında Tırpan adlı eseri de tiyatroya uyarlanır. Devlet Tiyatrosu tarafından İzmir, Ankara ve Antalya'da oynanır. Baykurt, göçmen işçi konusunu incelemek üzere tekrar Almanya'ya gider. Duisburg şehrinde yaşamaya başlar. Yandım Ali kitap olarak basılır. Bu dönemde ODTÜ'de öğrenci olan oğlu Tonguç da tutuklanır. 1980 yılında Tırpan İstanbul Şehir Tiyatroları'nca da sahneye konulur ve iki mevsim oynanır. Tırpan'dan ötürü Baykurt ve Taner Barlas, "Avni Dilligil En Başarılı Yazar" ödülü kazanırlar. Suna Pekuysal da "En Başarılı Oyuncu" seçilir. Rur Havzası'nda Türk işçi çocukları için başlatılan RAA programında görev alır ve bir İngiltere gezisi yapar. Kızı Işık da bu yıl tutuklanır. Baykurt, Taner Barlas ve oyunda rol alan sanatçılar "İsmet Küntay Ödülü" kazanırlar. Tırpan'daki oyunu nedeniyle Suna Pekuysal "Ulvi Uraz Ödülü"nü kazanır. 1981'de "Sakarca" İsveç'te çizgi film yapılır ve Macarca'ya da çevrilir. DDR'de bir inceleme gezisi yapar. Öyküleri Gürcistan'da da kitap olarak basılır. "Kaplumbağalar" filminin senaryo çalışmalarına katılmak üzere İsviçre'nin Neuchatel şehrine gider. Almanya'daki göçmen işçilerin yaşamını konu alan öyküleri "Gece Vardiyası" adıyla basılır. İşçi çocuklarının yaşamını dile getiren öyküleri de "Barış Çöreği" adıyla basılır. Kitaptan yapılan seçmeler Almanya ve Hollanda'da iki dilli olarak yayımlanır. 1983 yılında "Yüksek Fırınlar" kitap olarak basılır. Oğlu Tonguç'la birlikte Sovyetler Birliği gezisi yapar. Moskova, Bakü, Batum ve Leningrad şehirlerine ve Yasnaya Poliana'ya giderek Tolstoy'un Yurtluğu'nu ziyaret eder. 1984 yılında Berlin Senatosu Çocuk Yazını Ödülü'nü kazanır. Gece Vardiyası ve Kara Ahmet Destanı Almanca, Yılanların Öcü ile Irazca'nın Dirliği Bulgarca basılır. Türkiye'de "Barış Derneği İkinci Davası"nda sanık olarak aranır. 1985 yılında Gece Vardiyası ile Alman Endüstri Birliği BDI'nin Yazın Ödülü'nü alır. Dünya Güzeli ve Saka Kuşları adlı Kitapları Türkçe ve Almanca olarak basılır. 1986 yılında Duisburg'ta öğretmenliğe başlar ve yurt dışında oluşan Türkiye Aydınlarıyla Dayanıma Girişimi'nin yönetiminde görev alır. "Duisburg Treni" adlı eseri basılır. Kopenhag'ta Dünya Barış Kongresi'ne katılır aynı yıl Koca Ren basılır. 1987 yılında Keklik romanı 20 öyküsüyle birlikte Rusça’ya çevrilip basılır. Londra’ya bir gezi yaparak Highgate’te Karl Marx’ın gömütünü ziyaret eder. Aynı yıl aralarında birçok yabancı dile çevrilen kitabının da bulunduğu 19 kitabı Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Aziz Nesin, Halikarnas Balıkçısı, Mihail Şolohov, Ernest Hemingway, İvan Gonçarov, Tolstoy, Gogol, Panait Istrati gibi yazarlarla beraber gerekçe göstermeden yasaklanır. Aynı yıl Sakarca adlı eseri de Hollandaca ve Almanca olarak basılır. Türkiye – Yunanistan Dostluk Gelişimi’nin Avrupa’da kuruluşunda görev alır. Tiflis’te İlaya Cavcavadze’nin 150’nci doğum yıldönümü konferansına katılır. 1988 yılında İçerdeki Oğul’u oyun olarak tekrar yazar. A. Çetinkaya ile birlikte Fridan Halvaşi’nin şiirlerini Türkçe’ye çevirir; Kitap Eninde Sonunda adıyla Almanya’da basılır. 1989 yılında Kuru Ekmek romanını yazar. İçerdeki Oğul, Amersfoort Halk Tiyatrosu’nda oynanır. Şiirleri de Bir uzun yol adıyla basılır. Moskova’ya yeni bir gezi yaparak Nâzım Hikmet’in evinde ve arşivinde çalışır. Baykurt ders vermeyi Pestalozzi Okulu’nda sürdürür. Şiirleri Hollanda’da “Vuurdoorns – Ateşdikenleri” adıyla basılır. 1991 yılında Ortaokul öğrencileri için, “KALEM – Schreiber” dergisini çıkarmaya başlar aynı yıl boynundan bir ameliyat geçirir. 1992 yılında, bugün Literaturcafé Fakir Baykurt adıyla varlığını sürdüren Duisburg Edebiyat Kahvesi'ni kurar. Bir Uzun Yol’un Almanca’sı “Ein langer Weg” adıyla çıkar. Yazar bu yıl bir de Çin gezisi ertesi yıl da Avustralya gezisi yapar. 1995 yılında Almanya’da öğretmenlik yaptığı çalıştığı Pestalozzi Okulu’ndan emekliye ayrılır. Öykü Kitabı bizim İnce Kızlar basılır ve 7 kitaptan oluşan Özyaşam öyküsünü bititir. 10 Mart'ta Devlet Tiyatroları Opera ve Balesi Yardımlaşma Vakfı tarafından “Fakir Baykurt’a Saygı Gecesi” düzenlenir. Bu yıl Yarım Ekmek romanı da yayımlanır. 1998 yılında Telli Yol öykü kitabı ile birlikte, “Özyaşam” dizisinin ilk cildi “Özüm Çocuktur” yayımlanır. Gezi yazılarının bir bölümünü Dünyanın Öte Ucu (Avustralya Gezi İzlenimleri) adıyla yayımlanır. Benli Yazılar deneme kitabıyla birlikte “Özyaşam” dizisinin ikinci ve üçüncü ciltleri (Köy Enstitülü Delikanlı; Kavacık Köyünün Öğretmeni) çıkar. 1999 Nisan genel seçimlerinde Özgürlük ve Dayanışma Partisi İzmir milletvekili Adayı olur. 11 Ekim 1999 Pazartesi günü tedavi gördüğü Almanya’da Essen Üniversitesi Kliniği’nde pankreas kanserine yenik düşerek ölmüştür.