Adı:
Tırpan
Baskı tarihi:
1972
Sayfa sayısı:
383
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Baskılar:
Tırpan
Tırpan
FAKİR BAYKURT DİYOR Kİ:
''Sanatta devrimci tavır, hayatı değiştirme tavrıdır. Kitaplarımız, bize ün sağlamak yada kalıcı olmaktan önce, toplumu bu yönde etkilemek içindir. Hayatı değiştirme amacına yönelmemiş bir sanat, insanın bilinçlenmesine ve birleşmesine yardım edemez.
''Bakıyorum, bazı arkadaşlar, kendini asan kızların öyküsünü yazıyorlar. Kızı, istemediği birine vermiş oluyorlar. Kurtulamayınca asıyor o da kendini. Eski öyküler de böyleydi. Ve hep böyle gidiyor. Bence bu, sanatta devrimci tavır olamaz. Bir ulusun da bu kızlar gibi davrandığını düşünelim, ne olur sonuç? Böyle olsak biz Ulusal Kurtuluş Savaşına giremezdik. Vietnam halkı, saldırgan Amerika'ya direnemezdi...''
358 syf.
·Beğendi·8/10
Spolier Olabilir

Baykurt'un kadere "TIRPAN" vuran kadınlarina hayranım:

Dürü'ye:Ağa karısı olmaya heves etmeyen, güçlü duran,çözümü intiharda bulmayan çocuğa...

Uluguş'a:Binlerce yılın çilesinden geçmiş gene de "varsil"ların egemenliğine kafa tutan bilge kocakarıya...

"Sanatta çabam,köylü yaşayışını,halkcı ve devrimci açıdan yazmayı sürdürmektir diyor" yazar bu kitabin önsözünde(Remzi Kitabevi,1970)

Nüfusun ezici çoğunluğunun taşrada yaşadığı ülkemizde 50'lere kadar köyü ve köy sorunlarını anlatan roman pek yoktur.Çalıkuşu ve Yaban gibi eserlerde Anadolu insanı anlatılsa da Reşat Nuri de Yakup Kadri de şehirlidir.Köye şehirli gözüyle bakarlar ve sadece dış görünümü verirler.Üstelik o dönemde "Anadolu'ya açılmalıyız, Anadolu insanını anlatmalıyz"diye sürekli bir çığırtkanlik da yapılmaktadır.

Köy edebiyatında canlanma Yaşar Kemal, Talip Apaydın,Mahmut Makal gibi köylü yazarlarla başlamıstır.

Ve FAKİR BAYKURT...

Köyde doğmuş,köy enstitüsünde yetışmiş, toplumcu ve gerçekçi bir aydın-yazar.Onun sanat anlayışı kuru bir gerçekçilik değildir. Faydacı ve devrimci bir tavrı da vardır.

O en çok "ideolojik"eserler yazdı diye eleştirilmiş ve ötelenmiştir edebiyatçılar tarafından.Bugün çok tanınmama sebeplerinden biri bu ötelenmedir.Kendisi de toplum kaygısı güderken romanda sanat yönünü ve bireyi savsakladığını inkar etmez. Fakat bu durum yazarın değerini düşürmez.
Onu eleştirenler bütün eserlerini okumaya fırsat verselerdi keşke.Muhtesem gözlemlerini dili kullanma gücünü anlasalardı.

TIRPAN...Hani şöyle daha etkili olsun diye afili bir şekilde özetleyelim:Direnmenin ve kadere baş eğmemenin romanı.İdeolojik bir köy romani.

Kabak Musdu'nun küçük Dürü'yü elde etme mücadelesi diğer eserlerde de görüldüğü gibi güçlü-güçsüz/varsıl-yoksul çatışması üzerinden aktarılır.

"Kızlar okutulmadıkça,kadin uyanmadıkça iki yakamız bir araya gelmez,bir gözümüz kör kalır"

diyen yazar kadın uyanışina çok onem verir.Kendisi görev yaptıgı yerlerde kızların okuması için "edet"olmamıştır diyen köylülerle mücadele verir.

Dürü, Baykurt'un direnen bir kızıdır.Dürü'nün kendi durumuna benzer birçok hikayede olduğu gibi kendisini kurtarması gereken güçlü kara yağız bir sevgilisi yoktur. Kurtuluşunu bir şekilde kendisi sağlayacaktır. (Olayları romantikleştirmediği için yazar eli öpülesidir)

Dönemin şartları gereği Dürü okuyarak kurtulamazdı.Ama en azından onüçünde kuma olmaktan kurtarılabilirdi.

Yazar,istenilmeyen evliliklerin nasıl korkunç bir sonla bitebileceğini vurgulamak için "ölümü" seçer bana göre.

Evet eser mutlu sonla bitmez ama bize şu umudu sezdirir:

Ezilen kadınlar her yükü boyunlanmasın,artık çocuk Dürüler onüçünde okulda olsun Kabak Mustuların koynuna girmesin...
358 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
Herkese merhaba,
Fakir Baykurt'un romanlarının birçoğunda gördüğümüz yoksul Anadolu köylüsü kendine bu kitapta da yer bulmuş.
Baş kahramanımız Dürü henüz ilkokulu yeni bitirmiş Fakir bir ailenin kızıdır. Ondan bir hayli yaşlı olan ağa onu istemiştir ve ailesi de bunu kabul etmiştir kitap genel çerçevede bu olaylar etrafında geçmektedir.
Kitabı okurken hep içimizden ta yuregimizden Allah'ım bu iş olmasın ne olur diye dua ederek okuyoruz.
Tırpan ise aslında biraz sembolik olarak kullanılmış bir obje zenginliğe, ağaliğa ve kötü kadere vurulmuş bir darbedir o.
Dürü:13 yaşında. Beşinci sınıfı yeni bitirmiş. Varsıl diye dedesi yaşındaki adamla evlendirilmek istenmektedir.
Kabak Musdi:50sini geçmiş. Ankara’ya köylülerden ucuza aldığı malları satmaktadır. Zengin ve ilk eşinin hasta olduğu gerekçesiyle genç(herkesin gözünde çocuk!) Dürü ile evlenmek istemektedir.
Cinli Kamile: Kabak Musdi’nin ilk eşidir. Son zamanlarda hastalığı artmıştır.
Velikul: Dürü’nün babasıdır. Kızının evlenmesine razı olan tek kişidir.
Havana:Dürü’nün annesidir. Kızının evlenmesine uzun süre karşı çıkmasına rağmen sonunda gönülsüzce razı olmuştur.
Uluguş: Kızların genç yaşta ve emsali olmayan kişilerle evlenmesine karşı çıkan karakterdir. Kitap boyunca tırpanını aramaktadır.
Linlin: Köyün kahvecisidir. Uluğuş ile aynı düşünceleri paylaşmaktadır.
Zakey,Sevim,Hasibe: Dürü’nün arkadaşlarıdır. Uluguş’a çok yardımı dokunmuştur.
Eski Muhtar Cemal,Şakir Hafız,İt Omar ve eşleri: Çocuk yaşta Dürü’nün evlenmesi için baskı yapan köy halkının ileri gelenlerindendir.
Tanıdık geldi mi bu senaryo size de? Evet haklısınız kitabın konusu çocuk gelinler. Hem de varsıl diye dedesi yaşında evlendirilmek istenenler. Kitabın konusu bu olsa da arka planda bunun nedenlerini de sıralıyor Fakir Baykurt aslında. İlk olarak kadınların bir birey olarak kabul edilmemesi göze çarpıyor maalesef. Bunu maddi ve manevi olarak düşünmeliyiz belki de fiziksel baskının yanında hiçbir konuda kadının düşüncesinin sorulmaması da yer alıyor. Diğer mevzu ise eğitimsizlik. Vekil olarak köye gelen öğretmenin, çocukların eğitimlerini devam ettiremeyeceği ön yargısıyla görevini savsaklaması yine bu sonucun nedenlerinden biri. Dinin çıkara göre kullanılması,köylünün kendisine de pay düşeceğini umut ederek varsılı desteklemesi hatta buna resmi görevlilerin de dahil olması, paranın hayatı kurtaracağı düşüncesi, olaylara kader gözüyle bakılması ve yanlış olanı düzeltmek yerine kayıtsız şartsız kabul edilmesi bu sonuca hizmet eden nedenlerden birkaçı sadece.Fakir Baykurt ise işte bu nedenleri kitabın içine öyle bir sindirmiş ki bazen nefesiniz kesilir gibi oluyor boğazınıza bir düğüm takılıyor bazen de lanet okuyorsunuz düzene karşı. Kendinizi o çocuk yerine koymayı korkuyorsunuz. Evet korkuyorsunuz ama maalesef hala çok yaygın ülkemizde de çocuk gelinler. Şu kitabı masal niyetine okumak ne çok isterdim. Keşke hepsi bir efsaneden ibaret olsa. Keşke çocuklar hep özgürce koşup oynasa her şey zamanında vuku bulsa.Evet iki saniye bile böyle bir dünya düşlemek insana huzur verse de gerçekler maalesef hala kitaptaki gibi ilerliyor. Kitabın önsözünde Fakir Baykurt’un sorduğu gibi “Suçlu kim? Suçlu, bu duruma düşen kızlar mı? Yoksa onları bu durumlara düşürenler mi? Bu nokta iyi hesaplanmalı, suçlu kim ise öldürücü gücümüz onun, onların üstüne yöneltilmelidir.” Tırpan’ı ise bu düşüncelerle yazdığını belirtiyor yazarımız. Bu eserinde Ankara’ya yakın Gökçimen köyünden hareketle bütün dünyadaki çocuk gelinler için bir başkaldırı düşüncesini benimsetiyor aslında. Kitap genelinde şiveli bir dil kullansa da arkasındaki sözlük okumayı kolaylaştırıyor. Köy hayatını çok iyi irdelediğini düşündüğüm yazarın herkes tarafından okunmasını umut ediyorum.
358 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Yazar, Anadolu'da yaptığı öğretmenlik sırasında gözlemlediği onlarca hayat hikayesini, kitaplarında okurlara aktarmış.O günleri en güzel anlatan eserlerden biri.Fakir Baykurt'un ilk okuduğum kitabıdır.Anadolu'nun çorak topraklarında köylülerin başına gelen olayları anlatıyor. Kitaba güzel demek yetmez bence çok güzel... Herkese iyi okumalar...
263 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Dürü’nün hikayesi aslında ülkemizde yaşayan birçok “çocuk gelin”in hikayesi... Çocuk ve gelin... Yanyana gelmesi bu kadar çirkin olan pek az kelime var. Tüm çirkinliğine rağmen yadsınamayacak bir durumu ifade ediyor.

Fakir Baykurt mükemmel ve tertemiz Türkçesi ile şiveyi de kullanarak yaşananlara perde tutmuş. Babaların annelere göre daha aymaz olduğunu çaktırmadan gözler önüne sererken toplumumuzda gittikçe azaldığı söylense de hala varlığı devam eden “erkek egemen”liğindeki aile hayatını da anlatıvermiş.

Canım annem hep der ki “Koç kuzuya ne kadar meler?” . Anlamaz bön bön bakardım suratına. Koç da kuzunun babası değil mi, niye melemesin; derdim kendimce. Dürü’nün babası annemin ne demek istediğini seriverdi gözlerimin önüne.

“Kenarına bak bezini al.
Anasına bak kızını al.”
derler ya, Dürü de annesinin talihini yaşayacaktı, tek farkla: Adam yaşlı bir ihtiyardı. Bağrı yandı Havana’nın... Yanarken bizim de bağrımızı dağladı. Yanıp yıkılması, kendinden geçip Dürü için durması... Annelik... Nasıl anlatılır ki...

Hele köylünün bir olması... Demek ki birleşince “dur” deniyormuş gidişata. Böyle gelmiş ama böyle gitmezmiş demek ki... Heeeey gidi koca Linlin, nolurdu kız kardeşin yaşarken duraydın düzene karşı... Pişmanlıklar getiriyor mu gideni geri? Ve aklınla bin yaşa Uluguş ! Gidenlere “dön” bileti alamadın ama derledin topladın koca köyü.

İçinde onlarca alınacak ders varken, dilini üslubunu sorgulamak bile anlamsız... Okuyun, okutturun.
383 syf.
·Puan vermedi
Yazarın ilk kez kitabını okuyum. Köylü varsıl arasındaki çatışmayı çok güzel anlatan kitaplardan biri iyiki okumuşum yazarın daha fazla kitabını okumak istiyorum
358 syf.
·9/10
İnce Memed 1
Ve Fakir Baykurt'un Tırpan'ını lise yıllarda okumuştum, hemde 78-80 li yıllarda yasaklandığı yerlerden toz kokusuyla çıkartarak. Araları toprak ve güve ölüleriyle doluydu. Kokusu sararmış kağıt ve toprak kokusunun emeğe karışmış halinden ibaretti.
O kitapları ve dahasını okuyup hapse mahkum edilenlerin ruhlarını kitabın sayfalarında hissederek okumuştum. Zira bizim köydeki tüm devrimcilerin elindem gizli gizli geçmişti bu kitaplar ve nihayet belki otuz sene sonrasında ben okumuştum. Bu bir şanstı benim için.
358 syf.
·12 günde·Puan vermedi
Merhaba Fakir Baykurt. Seninle tanıştığıma mutlu oldum !

Toprağımın dilinden ve söyleyişinden , değil okuyup - duymak, düşünmek bile istemediğim bir hikaye ile tanıştık ne yazık ki !

Kitabın içeriğinden ise bahsetmek istemiyorum. Kaç defa yazdıklarımı sildim sayamadım. O kadar can yakıyor, incitiyor bu konu.

Küçücük kızlara evlilik yoluyla da olsa yan gözle bakanlara söyleyeceklerim ise burada ifade edilemez !
358 syf.
·16 günde·9/10
Bana Fakir Baykurt'u sevdiren kitap. Romanı 2009 senesinde okudum. Uzun süre rüyalarıma da girmişliği vardır. Dönem zihniyetini yansıtmakta. Okunması gerektiğini düşünüyorum
358 syf.
·10 günde·Beğendi·8/10
Yazar, Anadolu'da yaptığı öğretmenlik sırasında gözlemlediği onlarca hayat hikayesini, kitaplarında okurlara aktarmış. O günleri anlatan en güzel eserlerden olan kitapları da bu şekilde oluşmuş.

Bu hikayede çocuk yaşta bir kızı köyün zengininin eş olarak almak istemesi konu alınmıştır. Kız ailesi ve köydekilerin başından geçenler bütün detayı ile Anadolu'da yaşanmışlıkla anlatılıyor.

Okuması güzel bir kitap.
358 syf.
·Beğendi·9/10
Geç tanıştığım yazarlardan biridir Fakir Baykurt... Tırpan köy romanı sevenler için harika bir seçim olacaktır! "Ulan köylerde böyle şeyler oluyormuymuş?" diyeceksiniz...
358 syf.
·18 günde·Beğendi·10/10
Fakir Baykurt'un ilk okuduğum kitabıdır. Anadolunun çorak topraklarında köylülerin başına gelen olayları ağlaya ağlaya okumuştum o yaşımda. Ayrık otunun ne olduğunu bu kitaptan öğrendim. Kitaba güzel demek yetmez çok çok güzel bence...
"Kızım gözel deye mi mağrurlanıyor? Gözellik aşa katılıp yenilmez Güssün! Senin huyun gözel olmalı!
Fakir Baykurt
Sayfa 104 - Adam Yayınları 3.Basım Ocak 2000
"İnsanın kafası bir ışıldaklı kutudur. İnsan onu işletirse ne akıllar, ne fenler bulur!"
Fakir Baykurt
Sayfa 316 - Adam Yayınları 3.Basım Ocak 2000
Kırlangıç kuşuna sormuşlar: "Neden böyle bir yerden, bir gökten uçuyorsun?" "Dünya ile baş edemiyorum! Onun için, bir altından geçiyorum, bir üstünden! Bir yerden, bir gökten uçuyorum..." demiş.
Fakir Baykurt
Sayfa 145 - Adam Yayınları 3.Basım Ocak 2000
"Yoksulluk zorlu pehlivan! Yoksullukla güreşilmiyor! En güçlü pehlivanları yeniyor yoksulluk."
Fakir Baykurt
Sayfa 32 - Adam Yayınları 3.Basım Ocak 2000

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tırpan
Baskı tarihi:
1972
Sayfa sayısı:
383
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Baskılar:
Tırpan
Tırpan
FAKİR BAYKURT DİYOR Kİ:
''Sanatta devrimci tavır, hayatı değiştirme tavrıdır. Kitaplarımız, bize ün sağlamak yada kalıcı olmaktan önce, toplumu bu yönde etkilemek içindir. Hayatı değiştirme amacına yönelmemiş bir sanat, insanın bilinçlenmesine ve birleşmesine yardım edemez.
''Bakıyorum, bazı arkadaşlar, kendini asan kızların öyküsünü yazıyorlar. Kızı, istemediği birine vermiş oluyorlar. Kurtulamayınca asıyor o da kendini. Eski öyküler de böyleydi. Ve hep böyle gidiyor. Bence bu, sanatta devrimci tavır olamaz. Bir ulusun da bu kızlar gibi davrandığını düşünelim, ne olur sonuç? Böyle olsak biz Ulusal Kurtuluş Savaşına giremezdik. Vietnam halkı, saldırgan Amerika'ya direnemezdi...''

Kitabı okuyanlar 264 okur

  • Ömer faruk kuloğlu
  • Durdu Yıldız
  • Hatice
  • Serkan Özdemir
  • Muzaffer Taçyıldız
  • DNZ ZSMTC
  • orhan lenger

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%1.3 (1)
8
%0
7
%1.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0