Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Kadınlar gününde daha bir anlamlı
10/10
·383 syf.··
2021 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2021 14:51
Fakir Baykurt’un Tırpan romanı, köy edebiyatının en güçlü eserlerinden biri olarak, Türkiye’nin kırsal kesimindeki sosyal adaletsizliği, feodal yapıyı ve bireyin bu yapı içindeki mücadelesini derinlemesine ele alıyor. Roman, özellikle kadın karakteri Dürü kızın yaşadığı baskılar ve onun bunlara karşı verdiği mücadele üzerinden ilerliyor. Baykurt’un kalemi, köy gerçekliğini anlatırken son derece yalın ve etkileyici bir dille örülmüş. Yazar, toplumsal düzenin çarpıklığını, toprak ağalarının baskısını ve köylülerin ezilmişliğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Bu noktada, Dürü’nün hikâyesi sadece bireysel bir dram değil, aslında bir sınıfsal çatışmanın ve kadınların özgürlük mücadelesinin de bir yansımasıdır. Romanın en etkileyici yanlarından biri, Baykurt’un karakterlerine derinlik kazandırmadaki başarısıdır. Dürü’nün direnci, uluguş nine ve kahveci linlin’in çabaları ve köy halkının ikiyüzlü tutumu, okura güçlü bir gerçeklik hissi veriyor. Yazar, sadece bireyleri anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda köy hayatının iç dinamiklerini ve dönemin sosyoekonomik yapısını da başarılı bir şekilde ele alıyor. Romanda semboller de önemli bir yer tutuyor. “Tırpan” hem fiziksel hem de metaforik anlamda kullanılıyor. Dürü’nün evlenmek istemediği yaşlı adam tarafından tehdit edilmesi ve sonunda isyanı, tırpanın yıkıcı gücünü simgeliyor. Bu bağlamda, roman sadece bir bireyin değil, değişen köy düzeninin ve halkın içindeki çatışmaların da hikâyesini anlatıyor. Yakın zamanda romanın geçtiği Kızılcahamam’ın köylerine yaptığım bir ziyaret, eserin dünyasını daha iyi kavramamı sağladı. Bozulmamış doğal yapısıyla, bu köyler bana adeta romanın içinde dolaşıyormuşum hissini verdi. O bozulmamış ahşap köy evleri, yemyeşil tepeleri ve dar toprak yollarıyla, Tırpan’da anlatılan atmosferi
Edebiyat
TırpanFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 19721,799 okunma
Dürü
10/10
·383 syf.··
Beğendi
·
2020 35. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2020 02:37
Fakir Baykurt' un güçlü kaleminden çıkmış, 1970 siyasal çalkantı yıllarında, başkent Ankara' ya yakın bir köyde yaşayan fakir halkla, varsıl güçlü ve kötülüğü yaşam biçimi haline getirmiş insanlar ile ağalık düzeni üzerine güzel ülkemden bir kesit. Sınıfsal avantajlarını devlet erkiyle beraber, şahsi çıkarları için kullanan, önemli mevkiideki kişilerle ticari ilişkileri olan zengin ve güçlü bir ağanın, toplumun hor gördüğü çocuk yaşta alınıp satılan bir meta durumundaki kadın ve kadınlığın anlatıldığı müthiş roman. Romanda kadının gücü tekrar ele alışını, eserin yazıldığı yılların siyasi ortamını ve örgütlenmenin, dirliğin, birliğin, beraberliğin getirdiği umut verici sonucu bir çırpıda okuyacaksınız.
Edebiyat
TırpanFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 19721,799 okunma
Türkiye gerçeği, yarasi
10/10
·383 syf.··
2020 8. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2020 11:08
KöygöçürenKöygöçüren , Eşekli KütüphaneciEşekli Kütüphaneci , Onuncu KöyOnuncu Köy ve şimdi de TırpanTırpan . Her romanında, ayrı bir Türkiye yarasını ele alan Fakir BaykurtFakir Baykurt , Tirpan'da da yazarliginin bütün hünerlerini sergiliyor. Tırpan'a birazdan geleceğiz, ama önce biraz Fakir Dede'yi tanıyalım. Daha önceki Fakir Baykurt incelemelerimde değinmişimdir mutlaka, tekrara kaçarsa affeyleyin. Yazarımız, çok çocuklu bir ailenin ferdi olarak Burdur'da doğmuş. Bütün yaşamı büyük sıkıntılarla geçmiş. Çocukluğundaki sıkıntılar doğuştan. Yoksulluk, garibanlik bükmüş bellerini. Küçük yaşta çalışmaya başlamış. İrgatlik, dokumacılık... Kendilerine bakan dayısı 2. Dünya Savaşı sebebiyle askere alınınca hepten perişan olur. Aslında köy enstitüsü hayat olur onun için. Gönen köy enstitüsüne girer, hayatı değişir. Öğrenciliginde Nazım Hikmet RanNazım Hikmet Ran 'le tanışır. Hastası olur. Nazım Hikmet yasaklı olduğu için, kitaplarini kaçak gocek bulur, ezberler. Çünkü Nazım sesi olmuştur onun. Tüm ezilenlerin sesidir Nazım. Sonraki sıkıntıları ise insanlığındandir. Öğretmen olarak köy köy dolaşır Anadolu'nun kuş uçmaz yerlerinde. Köylülerin, sorunlarını,sıkıntılarını dile getirir. Çözüm yolu bulmaya çalışır. Çünkü köylüler perişandir, dönem ağaların beylerin devridir. Ağaların beylerin tekerlerine çomak sokmak mangal gibi yürek gerektirir o dönem. Yaptıkları birilerinin hoşuna gitmez. Soruşturmalar, kovuşturmalar, tehditler, sürgünler. Üstüne sen bı de git öğretmenleri tek bir çatı altında birleştir. Türkiye öğretmenler sendikasını kur. (TOS) Hoppala... Al başına derdi, belayı. Sıkıntısı daha da artar. Ama bildiğinden geri kalmaz. Bütün derdi köylü çocuklarıni da okutmaktir. Köylüleri bilinçlendirmektir. Ağaların beylerin saltanatına son vermektir. Fakir Baykurt, çok iyi bir eğitimci olduğu kadar çok da iyi bir yazar. Romanları insanın içine o kadar işliyor ki,
Edebiyat
TırpanFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 19721,799 okunma
Puan vermedi·383 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
Mücadele etmenin, birlik olmanın gücünü anlatıyor. Cesaret sözde kader denilen dayatmalara karşı. Korkulara karşı kafanızda ışıklar yakacak türden devrimci bir eser.
Edebiyat
TırpanFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 19721,799 okunma
Fakir Baykurt - Tırpan
9/10
·383 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2025 14:29
Türk Edebiyatının önemli köy romanı yazarlarından olan Fakir Baykurt'a iki ödül kazandıran (1970 TRT ve 1971 TDK) bu eserinde ezilen köylü sınıfın başkaldırmasına tanık oluyoruz. İç anadolunun kırsal bölgelerindeki hayatı konu alan bu romanda fakir köylü kızı Dürü, komşu köyün zengini Musdu ağanın dikkatini çeker. Musdu Ağa, Dürü'yü görür görmez beğenir ve onu ikinci eşi yapmak için hemen babasıyla konuşur. Dürü ise henüz 14 yaşındadır. Annesi Havana çocuğunun yaşının küçük olduğu gerekçesiyle razı olmaz bu işe ve bir süre diretir. Ancak Musdu ağa aile üzerinde büyük baskı kurar ve zor da olsa ikna eder. Köyde Uluguş adında yaşlı bir kadın vardır. Bilge bir kadın olan Uluguş baştan beri bu evliliğe karşı çıkar. Yine köyün kahvecisi Linlin isimli adamla Dürü'yü bir süre saklarlar. Ama yine de Dürü bulunur ve gelin edilir. Uluguş'un ise planları henüz bitmemiştir. Romanın başından beri kayıp olan Uluguş'un tırpanı sonunda bulunur ve Dürü'nün sandığına konur gizlice. Dürü'ye önceden öldürme planı anlatılır. Gerdek gecesi Dürü bu tırpanla Musdu ağayı öldürür ve dağa eşkıyaların yanına kaçar. Daha öncede köylerde böyle genç kızlar ağaların ikinci eşleri olmak için evlendirilmek istenmiş ama kızlar intihar etmişlerdir. Uluguş bu durumu tersine çevirmek için Dürü'yü öldürme konusunda ikna eder ve bu sefer genç kızlar değil ölen ağadır.
Edebiyat
TırpanFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 19721,799 okunma
Uluguş Nine
10/10
·383 syf.··
2021 83. kitabı
Aklım erdiğinde ilk bu kitabı okumuştum. Kitaplara sevdalanmamda bu kitabın yeri apayrı. Öyle acıklı, öyle isyankar, öyle sade bir kitap ki.. Çocuk gelinlerin ağalara nasıl peşkeş çekildiğini köylülerin diliyle anlatmış Fakir Baykurt. İyilerle kötülerin mücadelesini, bu çetin mücadelede annelerin, babaların, kız çocuklarının çektiği eziyetleri okuyacağınız ve uzun süre aklınızdan çıkaramayacağınız Tırpan'ı alın okuyun. Hiç pişman olmayacaksınız.
Çocuk Gelin
TırpanFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 19721,799 okunma
"Sanatta devrimci tavır" ve Fakir Baykurt
10/10
·383 syf.·
2020 127. kitabı
"Sanatta devrimci tavır, hayatı değiştirme tavrıdır. Kitaplarımız, bize ün sağlamaktan yada kalıcı olmaktan önce, toplumu devrim yönünde etkilemek içindir. Hayatı değiştirme amacına yönelmemiş bir sanat, insanın bilinçlenmesine ve birleşmesine yardım edemez." Tırpan'ın Ön Söz'ünün ilk paragrafı bu şekildedir. Fakir Baykurt'u tanıyanlar için bu birkaç cümle onun bütün eserlerini okuma isteğini doğurur. Tanımayanlar için en azından merak uyandıracak bir şeyler yazmak da tanıyanların önemli bir ödevidir. Sanatta devrimci tavır salt okumalar yapmakla elde edilemez. Bu eserledeki düşünceleri yaymakla, başkalarına bu eserleri okutmakla ve başkalarından bu devrimci düşünceleri duymakla elde edilir. En önemli olan durum ise metinlerde işlenen sömürü durumunu ortadan kaldırmak için yazarın açtığı yolda yürüyebilmek ve o yola yoldaşlar bulmaktadır. Tırpan'ın daha önce okuduğum Fakir Baykurt eserlerinden ayrılan çok önemli bir yönü var: Diğer eserleri genel bir güçlü-zayıf ilişkisini ele alırken bu eser Anadolu kadınının değişmez denilen yazgısını ele almıştır. Bu açıdan çok ama çok önemli bir kitaptır. Fakir Baykurt'un kısasa kısas dediği romandır bu. Bertolt Brecht'in dediği gibi: Ya hep beraber ya da hiçbirimiz. Kurtulmak yok tek başına Yumruktan ve zincirden. Ya hep beraber ya da hiçbirimiz. Ya hep beraber ya hiçbirimiz.. Brecht'in bu sözlerini bu eserde çocuk gelinlerin, kadınların dayanışmasını ele alarak işliyor Fakir Baykurt. Hiçbir yerli yazar bu kadar keskin bir kız kardeşlik duygusunu bir romanda işlememiştir kanaatimce. Şimdi Ön Söz'ün ikinci paragrafını yazmanın zamanı geldi. " Bakıyorum, bazı arkadaşlar, kendini asan kızların öyküsünü yazıyorlar. Kızı, istemediği birine vermiş oluyorlar. Kurtulamayınca asıyor o da kendini. Eski öyküler de böyleydi. Ve hep
TırpanFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 19721,799 okunma
10/10
·383 syf.··
Beğendi
·
2022 28. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 31 Temmuz 2022 05:35
Kesinlikle muhteşem bir kitap. Karakterleriyle, olay örgüsü ile metaforlarıyla harika . Gorki'nin Ana kitabından çok daha iyi. Bir dünya klasiği olmayı hakeden bir şaheser. Kesinlikle tavsiye ederim.
TırpanFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 19721,799 okunma
10/10
·358 syf.··
Beğendi
·
2021 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2021 22:03
Tırpan romanı Fakir Baykurt'un kalemine başlama romanım oldu. Bir platformda çok methedilen bu eseri alıp iyi ki de okumuşum diyorum şimdi. Yazar oldukça sade bir dille yazmış. Bence halk diliyle roman yazmak çok daha zordur bunu çok da başarmış Fakir Baykurt. Bölgesel konuşma ağızlarına,şivelere sıkça yer vermiş. Çok da güzel bir konuyu ele almış: Kadının parayla satılması, zengin olan kişilerin kendinden yaşça çok küçük kızları eş edinmesi. Toplum olarak bayılırız aşiret dizilerine. İçinde ağa olduğu zaman aşiret olduğu zaman gözlerimizi pörtletir izleriz. Bu da işte bu şekilde bir konu işlenmis roman. Farkı ne biliyor musunuz? Dizilerde ağalar, parası olanlar hep istediğine sahip olur, her sey onların lehine gerçekleşir. Fakat Fakir Baykurt roman sonunda öyle bir ters köşe yapmış ki " Keşke gerçek hayatta da böyle olsa!" diyeceğimiz bir son olmuş. Zengin değil fakir, ağa değil halk, töre değil olması gereken kazanmış. Kesinlikle okunması gereken bir kitap :) Şiddetle tavsiye ediyorum.
Edebiyat
TırpanFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 19721,799 okunma
9/10
·383 syf.··
Beğendi
·
2020 36. kitabı
O nasıl bir kurgu ve anlatım. Gelecek bölüm ne olacak diye merak ede ede 2 günde okumuşum kitabı. Ankara’nın Civarının varsıl beyi Kabak Musdu ve bölgenin gonca gülü Dürü.. 14 yaşında zorla evlendirilmeye çalışılan küçük yürek. Parasına güvenip çeşitli hediyeler ile 50 hanelik köyün ileri gelenlerini emri altına almış, 50 yaşında bir zorba ..Diğer köylüler de ses çıkartmamış ve çıkartamamışlar . Ancak bu kadar sessizliğin içinde içinde gün görmüş geçirmiş Uluguş öyle mi ya... Köyünün feraset Sahibi akıl küpü doğru bildiğini söyleyen bilge kadın.. Her ne kadar Dürü’ nün bahtsızlığı devam etse de Kabak Musdu gibilere verdiği ders dillere destan. Tırpan yazar Fakir BAYKURT’un muhteşem ötesi bir 379 sayfalık romanı... Yöresel dil kullanılmış. Olayları okurken yaşıyorsunuz. Her kitap sevdalısı okumalı okumalı okumalı... kitapla kalın.
Edebiyat
TırpanFakir Baykurt · Remzi Kitabevi · 19721,799 okunma

Yazar Hakkında

Fakir BaykurtYazar · 55 kitap
Fakir Baykurt (Asıl adı Tahir'dir) Türk yazar, sendikacıdır. Çocukluğu Fakir Baykurt (Asıl adı Tahir'dir) Burdur'un Yeşilova ilçesine bağlı Akçaköy'de doğdu, Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber şu sözleri ile 1929 yılında haziran ortası olduğu varsayılmaktadır; "1929 doğumlu olduğum doğru. Ay, gün bilinmiyordu. Anamla konuştuk. Köyde orak mevsimi. Tarlada sancılanıp eve gelmiş. Haziran ortasıdır..." Tahir Baykurt'un annesinin adı Elif ve babasının adı Veli'dir. Doğduğunda ona savaşlarda vurulup geri dönmeyen Amcasının adı olan Tahir adı verilir. Tahir 1936 yılında Akçaköy İlkokulu'na başlar ve iki yıl sonra babasını kaybeder. Babasının ölümünden sonra dayısı Osman Erdoğuş tarafından Balıkesir iline bağlı Burhaniye köyüne götürülür ve orada dayısının yanında dokumacılık yapmaya başlar. II. Dünya Savaşı'nın başlaması ile dayısı askere alınır ve Tahir Akçaköy'e dönerek okula devam etme imkânı bulur. 1942 yılında ağır bir sıtma geçirir bu dönem aynı zamanda şiir yazmaya başladığı dönemdir. Köy Enstitüsü yılları İlkokulu bitirdikten sonra Isparta Gönen Köy Enstitüsü'ne yazılır. Köy enstitüsü yıllarında özellikle şiire olan ilgisi artar, kendini okumaya verir. Bu dönemde özellikle Türkçe'ye çevrilen klasikleri okur. Fakir Baykurt Köy enstitüsündeki yıllarını ve kendisine kazandırdıklarını şu şekilde anlatmıştır; "...Köy enstitüsü benim için olağanüstü bir fırsat oldu. İlkokulu bitirdikten sonra gidebileceğim başka hiçbir okul yoktu. Ailemin gücü yetmezdi. Ben okumak istiyordum enstitü benim gibi köy çocuklarını çağırıyordu..." "...Klasiklerin en iyi okuru enstitülü gençlerdi. Ceplerimizi ona göre yaptırırdık, kitap sığsın. Kız arkadaşlarımız koyun kuzu gütmeye giderken, torbaya azıkla birlikte kitap da katardı..." Bu yıllarda Bursa Cezaevi'nde olan Nazım Hikmet'in şiirleri ise gizli gizli yayılmaktadır. Tahir Baykurt da bu dönem Nazım Hikmet'in şiirlerini bulur ve gizli gizli okumaya başlar. "...Kitaplıkta Nazım Hikmet'in kitapları yoktu. Yasaklandığını öğrenince Çivril'in bir köyüne gidip onları buldum. Nazım'ın yedi kitabını kendi yaptığım defterlere kitap harfleri ile yazıp defalarca okudum." Köy enstitüsü yıllarında ilk şiiri Fesleğen Kolum Eskişehir'de çıkan Türke Doğru dergisinde çıkar. Edebiyata olan ilgisinden dolayı enstitüde de kitaplığın yönetimine seçilir ve daha fazla okuma fırsatı bulur. 1947 yılında Köy Enstitüleri ve Kaynak Dergisi'nde şiirleri çıkar ve bu yıllarda önce şiirlerinde daha sonra tüm yazılarında Fakir Baykurt adını kullanmaya başlar. Köy enstitüleri üzerindeki baskıların artması ile birlikte tüm enstitülere daha baskıcı yönetimler atanmaya başlar. Bu dönemde enstitüler daha önceki bir çok özelliğini yitirmeye başlarken eski öğrencilerin yaşam alışkanlıkları da bu yeni yönetimlerce sorun olmaya başlar. Fakir Baykurt da yeni atanan müdürle sorunlar yaşar ve defalarca kovuşturmaya maruz kalır. Ancak 1947 yılında Köy enstitüsünü başarı ile bitirir ve Yeşilova'nın Kavacık Köyü'ne öğretmen olarak atanır. Öğretmenlik ve yazarlık yılları 1951 yılında ölene kadar birlikte olacağı Muzaffer Hanım'la evlenir. Bu yıl ayrıca körbağırsağı patlar ve iki kez amelliyat olur. Öğretmenliği Dereköy'e aktarılır. Üzerindeki baskılar devam eder, savcılıkça evine baskın yapılır ve koğuşturma geçirir. 1953 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’ne girer ve bir sene sonra bu sefer Gayret Dergisi'nde çıkan bir yazısı nedeni ile yargılanır. 1955 yılında Gazi Enstitüsü'nü de başarı ile bitirirerek Hafik'de açılan ortaokula atanır. Aynı yıl ilk kitabı olan Çilli yayınlanır. 1957 yılında askere alınır ve Ankara Piyade Yedek Subay Ortaokulu'na öğretmen olarak atanır. İlk kızı Işık da bu yıl dünyaya gelir. 1958 yılında ilk romanı Yılanların Öcü Cumhuriyet Gazetesi'nin açtığı Yunus Nadi Roman Ödülleri'nde birinci olur. Ancak roman nedeni ile hem Baykurt hem Cumhuriyet koğuşturma geçirir. Baykurt bu dönemden sonra Cumhuriyet Gazetesi'nde yazmaya başlar. Askerlikten sonra Şavşat Ortaokulu'na öğretmen olarak atanır ve ikinci kızı Sönmez dünyaya gelir. Yılanların Öcü adlı romanı da Remzi Kitapevi tarafından basılır. Ardından Köy ve Eğitim Yayınları tarafından Efendilik Savaşı adlı kitabı yayımlanır. Cumhuriyet'teki bazı yazıları yüzünden öğretmenlikten alınıp Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı Yapı İşleri Bölümü'nde görevlendirilir. Sürüp giden yazıları ve Yılanların Öcü romanı yüzünden Bakanlık buyruğuna alınarak cezalandırılır. Altı ay açıkta kaldıktan sonra 27 Mayıs 1960'da Ankara İlköğretim müfettişliğine atanır ve aynı yıl Efkar Tepesi adlı kitabı basılır. 1961 yılında yazarın Yılanların Öcü adlı romanı tiyatroya ve filme uyarlanır. Tiyatro gösterimi yasaklanır, film ise ancak Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in konuya el koyması ile gösterime girer ancak filmin gösterimi sırasında olaylar çıkar. Bu yıl ayrıca yazarın Onuncu Köy, Karın Ağrısı, Irazca'nın Dirliği kitapları yayımlanır. Bir sene sonra yazarın oğlu Tonguç dünyaya gelir. Baykurt Amerika'ya giderek, Bloomington'daki Indiana Üniversitesi'nde göze kulağa hitap eden ders araçları ve yetişkinler için yazma öğrenimi görür. 1963 yılında yurda dönerek Ankara İlköğretim müfettişliği görevini sürdürür. Onuncu Köy Bulgarca'ya çevrilir ve kitapları Bulgaristan'da Türkçe olarak da basılır. Yılanların Öcü ile Irazca'nın Dirliği de Almanya'da, "Die Racheder Schlangen" adıyla basılır. Yılanların Öcü Rusça'ya çevrilir. Türkiye Öğretmenler Sendikası 1965 yılında TÖS'ün kuruluşuna katılır ve genel başkan seçilir. 1966 yılında İlköğretim müfettişliğinden uzaklaştırılarak yeni kurulan Milli Folklor Enstitüsü'nde uzman olarak atanır. Kaplumbağalar ve Amerikan Sargısı romanları yayımlanır. 1967 yılında Onuncu Köy adlı eseri de Rusça'ya çevrilir. Yazıları ve TÖS'teki çalışmaları yüzünden sık sık kovuşturma geçiren Baykurt Gaziantep'in Fevzipaşa bucağına sürülür. TÖS "Devrimci Eğitim Şurası"nı düzenler. Bir yıl sonra da TÖS "Büyük Eğitim Yürüyüşü"nü bir sene sonra da "Genel Öğretmen Boykotu"nu düzenler. Bu faaliyetlerinden sonra tekrar görevden alınarak bakanlık emrine alınır ancak Danıştay kararı ile görevine geri döner. 1970 yılında Fevzipaşa'dan Ankara'ya Ortadoğu Teknik Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Yayın Müdürlüğü görevine getirilir. Anadolu Garajı ve Tırpan kitapları yayımlanır. Tırpan ve Sınırdaki Ölü ile TRT Ödülleri'ni kazanır. Ardından Onbinlerce Kağnı adlı kitabı yayımlanır. Sıkıyönetim yılları 1971'de ordunun yönetime el koyması ile başlayan sıkıyönetim döneminde Baykurt iki kere gözaltına alınır. Aynı yıl Tırpan ile Türk Dil Kurumu Ödülü'nü kazanır. Kitaplarının yeni basımları yapılırken yazar askeri tutukevinden Ankara Merkez Cezaevi'ne aktarılır. 1973 yılında Can Parası ve Köygöçüren basılır. Baykurt'un yurt dışına çıkışı da yasaklanmıştır. 1974 yılında İçerdeki Oğul basılır. Keklik romanını yazar. Can Parası ile Sait Faik Ödülü'nü kazanır. Askeri Yargıtay'da TÖS Davası'ndan beraat eter. Sınırdaki Ölü ve Keklik kitap olarak basılır. 1976 yılında Sakarca basılır. Emeklilik Yılları Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan emekli olan Baykurt Madaralı Roman Ödülü'nün kuruluşuna yardımcı olur. 1977 yılında İsveç'te öğretmen yetiştirme çalışmalarına katılır ve Yayla romanı basılır. Frankfurt Uluslar arası Kitap Fuarı'na katılır ve Almanya, Hollanda ve İsviçre'ye geziler yapar, göçmen işçilerle iletişim kurar. 1978 Yılında Sakarca sahneye uyarlanarak İstanbul Şehir Tiyatroları'nca oynanır. Kara Ahmet Destanı ile Orhan Kemal Ödülü'nü kazanır ve Kültür Bakanlığı'na danışman olur. 1979 yılında Tırpan adlı eseri de tiyatroya uyarlanır. Devlet Tiyatrosu tarafından İzmir, Ankara ve Antalya'da oynanır. Baykurt, göçmen işçi konusunu incelemek üzere tekrar Almanya'ya gider. Duisburg şehrinde yaşamaya başlar. Yandım Ali kitap olarak basılır. Bu dönemde ODTÜ'de öğrenci olan oğlu Tonguç da tutuklanır. 1980 yılında Tırpan İstanbul Şehir Tiyatroları'nca da sahneye konulur ve iki mevsim oynanır. Tırpan'dan ötürü Baykurt ve Taner Barlas, "Avni Dilligil En Başarılı Yazar" ödülü kazanırlar. Suna Pekuysal da "En Başarılı Oyuncu" seçilir. Rur Havzası'nda Türk işçi çocukları için başlatılan RAA programında görev alır ve bir İngiltere gezisi yapar. Kızı Işık da bu yıl tutuklanır. Baykurt, Taner Barlas ve oyunda rol alan sanatçılar "İsmet Küntay Ödülü" kazanırlar. Tırpan'daki oyunu nedeniyle Suna Pekuysal "Ulvi Uraz Ödülü"nü kazanır. 1981'de "Sakarca" İsveç'te çizgi film yapılır ve Macarca'ya da çevrilir. DDR'de bir inceleme gezisi yapar. Öyküleri Gürcistan'da da kitap olarak basılır. "Kaplumbağalar" filminin senaryo çalışmalarına katılmak üzere İsviçre'nin Neuchatel şehrine gider. Almanya'daki göçmen işçilerin yaşamını konu alan öyküleri "Gece Vardiyası" adıyla basılır. İşçi çocuklarının yaşamını dile getiren öyküleri de "Barış Çöreği" adıyla basılır. Kitaptan yapılan seçmeler Almanya ve Hollanda'da iki dilli olarak yayımlanır. 1983 yılında "Yüksek Fırınlar" kitap olarak basılır. Oğlu Tonguç'la birlikte Sovyetler Birliği gezisi yapar. Moskova, Bakü, Batum ve Leningrad şehirlerine ve Yasnaya Poliana'ya giderek Tolstoy'un Yurtluğu'nu ziyaret eder. 1984 yılında Berlin Senatosu Çocuk Yazını Ödülü'nü kazanır. Gece Vardiyası ve Kara Ahmet Destanı Almanca, Yılanların Öcü ile Irazca'nın Dirliği Bulgarca basılır. Türkiye'de "Barış Derneği İkinci Davası"nda sanık olarak aranır. 1985 yılında Gece Vardiyası ile Alman Endüstri Birliği BDI'nin Yazın Ödülü'nü alır. Dünya Güzeli ve Saka Kuşları adlı Kitapları Türkçe ve Almanca olarak basılır. 1986 yılında Duisburg'ta öğretmenliğe başlar ve yurt dışında oluşan Türkiye Aydınlarıyla Dayanıma Girişimi'nin yönetiminde görev alır. "Duisburg Treni" adlı eseri basılır. Kopenhag'ta Dünya Barış Kongresi'ne katılır aynı yıl Koca Ren basılır. 1987 yılında Keklik romanı 20 öyküsüyle birlikte Rusça’ya çevrilip basılır. Londra’ya bir gezi yaparak Highgate’te Karl Marx’ın gömütünü ziyaret eder. Aynı yıl aralarında birçok yabancı dile çevrilen kitabının da bulunduğu 19 kitabı Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Aziz Nesin, Halikarnas Balıkçısı, Mihail Şolohov, Ernest Hemingway, İvan Gonçarov, Tolstoy, Gogol, Panait Istrati gibi yazarlarla beraber gerekçe göstermeden yasaklanır. Aynı yıl Sakarca adlı eseri de Hollandaca ve Almanca olarak basılır. Türkiye – Yunanistan Dostluk Gelişimi’nin Avrupa’da kuruluşunda görev alır. Tiflis’te İlaya Cavcavadze’nin 150’nci doğum yıldönümü konferansına katılır. 1988 yılında İçerdeki Oğul’u oyun olarak tekrar yazar. A. Çetinkaya ile birlikte Fridan Halvaşi’nin şiirlerini Türkçe’ye çevirir; Kitap Eninde Sonunda adıyla Almanya’da basılır. 1989 yılında Kuru Ekmek romanını yazar. İçerdeki Oğul, Amersfoort Halk Tiyatrosu’nda oynanır. Şiirleri de Bir uzun yol adıyla basılır. Moskova’ya yeni bir gezi yaparak Nâzım Hikmet’in evinde ve arşivinde çalışır. Baykurt ders vermeyi Pestalozzi Okulu’nda sürdürür. Şiirleri Hollanda’da “Vuurdoorns – Ateşdikenleri” adıyla basılır. 1991 yılında Ortaokul öğrencileri için, “KALEM – Schreiber” dergisini çıkarmaya başlar aynı yıl boynundan bir ameliyat geçirir. 1992 yılında, bugün Literaturcafé Fakir Baykurt adıyla varlığını sürdüren Duisburg Edebiyat Kahvesi'ni kurar. Bir Uzun Yol’un Almanca’sı “Ein langer Weg” adıyla çıkar. Yazar bu yıl bir de Çin gezisi ertesi yıl da Avustralya gezisi yapar. 1995 yılında Almanya’da öğretmenlik yaptığı çalıştığı Pestalozzi Okulu’ndan emekliye ayrılır. Öykü Kitabı bizim İnce Kızlar basılır ve 7 kitaptan oluşan Özyaşam öyküsünü bititir. 10 Mart'ta Devlet Tiyatroları Opera ve Balesi Yardımlaşma Vakfı tarafından “Fakir Baykurt’a Saygı Gecesi” düzenlenir. Bu yıl Yarım Ekmek romanı da yayımlanır. 1998 yılında Telli Yol öykü kitabı ile birlikte, “Özyaşam” dizisinin ilk cildi “Özüm Çocuktur” yayımlanır. Gezi yazılarının bir bölümünü Dünyanın Öte Ucu (Avustralya Gezi İzlenimleri) adıyla yayımlanır. Benli Yazılar deneme kitabıyla birlikte “Özyaşam” dizisinin ikinci ve üçüncü ciltleri (Köy Enstitülü Delikanlı; Kavacık Köyünün Öğretmeni) çıkar. 1999 Nisan genel seçimlerinde Özgürlük ve Dayanışma Partisi İzmir milletvekili Adayı olur. 11 Ekim 1999 Pazartesi günü tedavi gördüğü Almanya’da Essen Üniversitesi Kliniği’nde pankreas kanserine yenik düşerek ölmüştür.