Struma (İstanbul Açıklarında 72 Gün Boyunca 769 Yahudi'nin Dramı)

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.146
Gösterim
Adı:
Struma
Alt başlık:
İstanbul Açıklarında 72 Gün Boyunca 769 Yahudi'nin Dramı
Baskı tarihi:
Eylül 2012
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054607594
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Destek Yayınları
"Ülkemizin önde gelen araştırmacı akademisyenlerinden yazar dostum Halit Kakınç, Struma olayı hakkında bugüne kadar karanlıkta kalmış birçok bilgiyi de içeren önemli bir eseri yayımlıyor.

Ben, Struma cinayetini bire bir yaşadım. 1941 yılında, 15 Aralık'ta Struma gemisi Sarayburnu açıklarına demir attı. Rıhtıma yanaşmasına izin verilmedi. Gece gündüz polis nezaretinde, 769 insan 72 gün boyunca deniz ortasında hapsedildi ve sonra katledildi.

Yazar Halit Kakınç'ın bu eserinin en sonunda, Anadolu Ajansı'nın 24 Şubat 1942 tarihli açıklamasını bulacaksınız. Vatandaşlarına saygısı sıfır olan ceberut ve despot devlet anlayışını yansıtan bu açıklama, aynı zamanda utanç verici bir yalanı da içeriyor: "Geminin tamiri hitam bulduğu halde..." diye başlıyor.

Aslında motor arızalı olarak, atölyede kalmıştı. Yani, Struma motorsuzdu. Motorsuz bir gemi, kaderine terk edilen 769 insanı taşıyan bir büyük yüzen tabuttu. Ve devletin Anadolu Ajansı, utanç verici bir şekilde, geminin tamirinin bittiğini iddia ediyor, yalan söylüyordu. Katillerin cinayetlerini örtmeye çalışıyordu.
Struma cinayetinin üzerinden 70 yıl geçti. Mensubu olduğum Türk toplumunun eleştirilecek birçok yönü var. Bence bunların başında, eskiden beri süregelen geçmişte kalmış sayısız günahlarıyla yüzleşememek ve huzura erememek var. Bu cesareti ıskalamak... Cesetleri arka arkaya, üst üste yığıp dolap kapılarını kilitlemek... İyi de, cesetler orada kokuşup duruyor. Koku etrafa yayılıyor, havayı zehirliyor. Şu dolapları artık açıp havalandırsak, günahlarımızla yüzleşsek, huzura ermeyi denesek daha iyi olmaz mı?"
-İshak Alaton-
(Tanıtım Bülteninden)
232 syf.
·3 günde·Puan vermedi
STRUMA bana bakıyor yanıbaşımda, ben STRUMA'ya ...

#SPOILER

Ne yazsam boş geliyor artık ,bu günahlar bu ayıplar beni yoruyor mu artık ne ?
her okuduğum kitap kalbime başka bir keder yüklüyor ..
___kaçmam gerek bu çemberden dedikçe daha çok batıyorum savaş hikayelerine ..

__bu artık "merak" değil "saplantı " diyorum ...

___okuma keyfi değil "Mecburiyet " ... daha çok okumalısın, daha çok yazmalısın ki sende bil _bilmeyene de bildir ....(yanlış yapıyorum )


STRUMA bir yüzen mezar ..
en klasik tabiri bu herkezce bilinen ... ilk defa onun hakkında bir kitap okuyorum. .tabiiki adını duymuşuğum var pek çoğunuz gibi ..

72 gün ve 769 insan'a gelmeden önce (özellikle insan diyorum ) geminin kendisi bile " hazin ".
Son umut adına biletleri 1000 dolar ve üzeri fiyatlara satılırken bile bir kandırmaca mağduru ..
"ışte insan insanın kurdu"dur dediğim yer burda başlıyor ..
Fotoğraflarda ranzalı, yemek salonlu lux transatlantik Queen Mary servis edilirken karşımıza çıkan 4 banyo 8 tuvaletli sadece 2 tahliye sandalına sahip ..Motoru Tuna nehrindeki eski bir batıktan çıkarılan ,Panama bayraklı (savaşta tarafsız ateş edilemez demek bu bayrak )
Denize açılması bile mümkün görülmeyen bir perişan gemi .. "hüzün "lü bir insan gibi ,gölgesi suların üzerine vuruyor STRUMA 'nın..

Romanlaştırımaya çalışılarak yazılmış kitap ama aslolan tarihler ,rakamlar ,kararlar ...

"1941 ikinci dünya savaşı yahudi hareketi Romanya yı da içine alarak devam ediyor ..
Filistin'e gidebilmek için (henüz israil diye bir yer yok biliyorsunuz ) binilen gemiler pek çok bölgede batırılıyor ..25/Kasım /1940 Patria gibi .(onun da öyküsü araştırılacak )...
yine de insanlar Alman zulmünden kaçabilmek için bu tehlikeli yolculuğa çıkıyorlar .. gemilere binmekten vazgeçmiyorlar çünkü her yol tehlike her yol ölüm onlar için ..
"dünya toprağı üzerinde yaşayacaķ yer yok size ! Jude Verrecke !!!! "

Kitaptaki "Türklerin samimiyeti " bölümü başka bir araştırmaya sevk edecek sizi ki .. 22 Nisan 1926 ticari yazışmalarda sadece Tükçe kullanılması kanunu bir örnek olsun burada dursun ..


Konuyu dağıtmayayım ..STRUMA'nın yolcu listesine bakıyorum ..12 Aralık sabahı güvertesine yüz kişi zor sığar denilen geminin 769 kişiyi nasıl alacağını düşünüyorum ..

STRUMA efendim ..
Bir savaş ,insan,politika hikayesi ve ne yazık ki gerçek ...

14 Aralık 1941 sabahı Istanbula ulaştı ..
Önce motorları stop etti ..
üzeri ağlarla kaplanmış mayınları doğru sürüklendi ..
Türk römorkörü "Alemdar "a bağlanarak Boğaziçine çekildi ..
Sarı bayrakla karantina ya alındı ve gemiden kimsenin inmesine izin verilmedi...

Bundan sonrasını siz okuyun 72 gün STRUMA da ne yaşandı ..

Çocukları bile umursamadan verilen kararların altında kimlerin imzası var ...

Dip not ..

"Ülkelerini işgal eden Batılı güçleri kovan ve Cumhuriyeti kuran Mustafa Kemal Atatürk 'ün ölümünden bu yana çok şey değişti Türkiyede ...
Atatürk son derece şahsiyetli bir liderdi .Dengeleri gayet iyi takip ederdi ama kimselere de pabuç bırakmazdı.
Yerine geçen Ismet Inönü ise son derece pasif ve epey korkak "
Sf/213

Sizlere
Iyi okumalar ... derken kendime de "yemek ye artık diye not düşüyorum "
Çünkü bu dramlar insana akşam yemeklerini ,normal sabah kahvaltılarını unutturuyor ...

Sevgiyle kalın ..NOKTA.
232 syf.
·9 günde·Beğendi·8/10 puan
15 aralık 1941 yılında gelen bir gemi...
24 şubat 1942 yılı ilk baştaki amaçları neyse onun gerçekleştirildiği zaman.

Yaşamak için ellerine geçen şanslarını kullanan, bir o kadar da ölüm ihtimalleri yüksek olan çoluk çocuk, genç, ihtiyar. Hastalık, soğuk, yemek, pislik her türlü sıkıntı...Umut dolu yaşam savaşı....Ve hep denizin üzerinde...

Okuduğum kitapları hep gerçek yaşammış gibi hayal edip okurum ama bu bambaşka... gerçekten yaşandığını bilmek çok acı...

"Alamanya bizden krom almaz" vs... vs....

Maddi değerler uğruna, manevi! değerlerden vazgeçmek...


Hep söylüyorum Allah'tan müslümanız, Allah' tan... Kula kulluk edene yazıklar olsun diye şarkılar yapıp ve komik ki en başta bunu yapan biz oluyoruz.


Sayfa 6 "İnsanoğlu planlar, Tanrı güler"



Dili, dini, ırkı her ne olursa olsun her canlının yaşama hakkı var. Ki bu bir katliam, utanç verici- yüz kızartıcı... ne ilk ne de son ama bu bir gerçeği değiştirmiyor; ortaksınız, suçlusunuz ve katilsiniz, bunun hiçbir bahanesi olamaz!!!
232 syf.
·10 günde·Puan vermedi
Bu gemiyle ilgili ilk detaylı hikayeyi Zülfü Livaneli’nin Serenad‘ında okumuştum. Halit Kakıç’ın Struma’sı ise faciayı tarihi ve politik detaylarıyla, daha çok belgesel niteliğinde ele alıyor. Tarihin tozlu sayfaları bir kere aralandı mı karşılaşılanlar yenilir yutulur cinsten olmuyor genelde. Bu geminin hikayesi de insanlık tarihteki utanç duvarına adını yazdırmış.
232 syf.
·17 günde·10/10 puan
Ne demeli, ne yorum yapmalı ki? Yaşanan o kadar acı, kaybedilen o kadar can… Yazık…
Okudukça, “Ne çok nefret barındırabiliyor insanoğlu içinde böyle,” dedim. Kendi çıkarları doğrultusunda her şeyi yapabileceğini, yapabileceğimizi okumak gerçekten de sarsıcı. İnsanları sınıflandırmak, bize doğru gelmeyen sınıfı dışlamak, acılarından mutlu olmak, hatta öldürmek ve ölümlerinden memnuniyet duymak… İnsanlığımızı sorgulatıyor.
Kitabın geçtiği zaman, İkinci Dünya Savaşı ve en acımasız diktatörlerden Hitler’in Dünya’da başlattığı kaos dönemi. Ölümden kaçıp, gelecek umuduyla başka bir ülkede yurt edinmek için, başka milletlerden medet uman milyona yakın insan. Genç, yaşlı, çocuk… Biraz diplomasi, biraz nefret, biraz ırkçılıkla sonları ölüm masum insanlar…
Bu kitabı okuduktan sonra Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı’ndaki etkisi konusunda hiçbir fikrim yokmuş dedim. Daha fazlasını öğrenme isteğim ve yine bu konudan bahseden Zülfü Livaneli’nin eserini okuyarak başlama arzum arttı.
Sadece kitabı okurken, bu kadar genel değil de daha öznel yazılmış olsaydı bu kitabın daha da vurucu olabileceğini düşündüm ama buna rağmen bu hali de oldukça etkileyici.
Ben politikadan, diplomasiden, birinin taraf olup olmamasından anlamıyorum. Ben bu kitabı duygularımla okudum. O 800 kişinin neler yaşadığını, neler hissettiğini düşünerek okudum. Okuyacak olanlara tavsiyem de budur. Benim gibi duygularıyla okumaları.
232 syf.
·Puan vermedi
Struma'yı Zülfü Livaneli'nin Serenad kitabında okuduktan sonra daha detaylı bilgi kazanmak amacıyla araştırdım.Şaşırtıcı derecede bilgilere ulaştım.Malesef kendi adıma söylemek isterim ki öğrenim gördüğümüz bütün yıllar boyunca sadece bize verilen bilgileri almışız.Özellikle tarih ile ilgili kitaplar okumaya başladığımdan itibaren okulda öğrendiklerimi zihnimden silmeye başladım.Kendi bilgilerimi farklı kitaplar okuyarak yeniliyorum.Bu kitabın da mutlaka okunmasını geçmişle yüzleşilmesini ve gelecekte de bu tür olaylarla karşılaşılmamasını diliyorum.
232 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Zülfü Livaneli'nin Serenad kitabı ile öğrendiğim büyük bir insanlık trajedisidir. Halit Kakınç ise bu olayı birebir yaşadığını söylüyor, şahit olduklarını biraz araştırma da yaparak derlemiş. Sade dille tarihi bir roman oluşturmuş.

Nazi soykırımından kaçmak pahasına, son kuruşlarını ödeyerek bu gemiye binen 769 insan, 15 aralık 1941 günü sarayburnu açıklarına gelir dayanır.
Struma yolcuları türkiye ve ingiltere arasındaki siyasi pazarlıkların sürdüğü yaklaşık 2,5 ay boyunca karantina koşulları altında bu limanda bekletilir.
Türkiye bu gemideki mülteciler için Almanya ile değil Ingiltere ile mücadele etmiştir, bu gemideki Yahudiler Turkiyeye yerleşmek için değil, Filistine geçmek için transit olarak kullanmak üzere karaya çıkmak istiyorlardı.
Istanbul’da kaldığı süre içinde, bir kaç şanslı yolcu, çeşitli gerekçelerle bu talihsiz gemiden kurtulmayı başarır. 800’e yakın yolcu ve mürettebatla köstence’den gelen gemi, siyasi pazarlıkların beklenen neticeyi vermemesi sonucu, 1942 yılının şubat ayında bu limandan koparılarak, geldiği yere, karadeniz’e iade edilir. ertesi gün, şile açıkların bir sovyet denizaltısı tarafından torpillenerek batırılır.

Tarih, acılarla, savaşla doludur; değişmesine olanak yoktur, ama gelecek? Hoyratlık, hiç ders alınmamışcasına sürüyor. Zalimler her devirde zalim.
232 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
Keşke kurgulanmış bir kitap olsaydı,
Keşke her satırı hayal ürünü, her satırı betimsel olsaydı.
Ama değil. STRUMA belgesel bir roman. Her satırı değil belki ama her sayfası gerçeklik barındırıyor içerisinde. Bu yüzden bazı kitaplar insanlık için okunmalı. 1880 yılında yapılmış, 1941 yılında 15 Aralık ta yaklaşık 800 kişilik bir yahudi grubunu Filistin'e ulaştırmaya çalışırken 24 Şubat 1942 yılında 769 yahudinin dramını anlatan bir kitap.
Struma sadece gemide geçen 72 günü anlatmıyor. Umudu, sabrı, aşkı anlatan muhteşem bir kitap.
Doğmamış bebekleri, büyümemiş çocukları, yaşanmamış çocukluğu anlatan muazzam bir kitap.
Yarim kalmış nişan törenleri, tamamlanmamış evlilikler, küle dönmüş aşklar...
Evladını kucağına alamamış anne-babalar ya da onlara doyamamış olanlar...
Kısacası Struma anlatamadığım herşey.
Okuyun, Strumayi siz de okuyun.
232 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10 puan
Gözlerimi kapattığımda  769 insanın çığlıklarını duyuyorum yardım çığlıkları sanki , nasıl  anlatılır bilmiyorum ama kitabın her sayfası struma kokuyor gibi  o muhteşem pazarlanan gemi bir tabut  olarak beliriyor gözümde kendi çıkarları için yok edilen çaresiz belki ac ,sussuz,hasta,yaşlı çocuk insanlar nasıl bu kadar cani olur aklım hayalim almıyor.
Din ,dil ve ırk yaşam denilen olgu bu kadar basit ve hiçe sayılamazdı. Unutamıyorum ben boğazımda düğüm düğüm iktidar hep zalimdir ve zalim kalacaktır. Struma Struma
232 syf.
·5 günde·10/10 puan
Acı gerçekler, yaşanan bir facia ve çaresizlik :(

Eser; biraz tarihi araştırma, biraz roman havasında. Yani size iki lezzeti de sunuyor...

Bazı yaşanmışlıklar olmasaymış ( Ülkemiz adına ) iyiymiş ama politika + bürokrasi vs... Olanları da yok sayamıyoruz maalesef :((((

Zülfü Livaneli = Serenad eserini okuduktan sonra, araştırma sonucu bu esere ulaşmıştım. Tarihi bilgilerle, gazete yazıları ile Struma ilgili bilgi dağarcığım genişledi...

İnsanlığımdan utandım :((((
232 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Struma
Bu kitabı Livaneli nin «Serenad»kitabından sonra tanıdım.1942 nin Ikinci dünya savaşı yıllarında Almanya nın Hitler ve Nazilerin acımasız soykırım,zulüm ve baskılarına,tehcir,tehdit,toplu ölümler,öldürmeler,gasp ve daha birçok zalimlerine maruz kalan Yahudi lerin yerlerinden koparılıp zorla gönderilmeleri,mallarına el konulması,gaz odalarında öldürmeler,zor işlerde çalıştırılanlar hepsi var.Kitapta Romanya musevilerinin struma gemisine binerek Filistine zorlu yolculuğu bu gemide yaşananlar,İstanbul'da demirlemesi Türklerin tarafsızlıklarını koruyabilmek için gemiyi Karadenizin açıklarına Şile taraflarına çekmeleri ve 72 gün bekledikten sonra bir Rus denizaltısının bombalanmasıyla ölüme terkedilen insanlar ve Filistine gidilemeyen zorlu yolculuk anlatılıyor.O kadar akıcı ki nasıl bittiğini bilemiyorsunuz.Okurken gerçekten insan olmaktan,savaştan,ırkçılıktan nefret edeceksiniz.
232 syf.
·13 günde·Beğendi·8/10 puan
Struma faciası günümüzde Zülfü Livaneli'nin kitabıyla gündeme gelmişti. Bu kitaptan sonra benimde ilgimi çekerek okumaya başladım.
Kitap genel anlamda tarihi bir inceleme içine küçük kurgu bölümler eklenerek bir tarihi roman ortaya çıkarılmış. Bu eklenen bölümlerin zayıf olduğunu söyleyebilirim.
Kitapta, Romenlerin Yahudi toplumuna yaptığı katliamlar, çıkardığı zorluklar, işlediği cinayetler ve buna paralel olarak yahudilerin Struma gemisiyle Filistin'e yaptıkları yolculuk (Struma gemisi ile) serüvenini ve hazin sonunu işliyor.
Genel anlamda bu olayı ilgisini çeken arkadaşlar rahatlıkla okuyabilirler.
İsyan dediğin şey, öyle kolay kolay çıkmaz. İnsanoğlunun içinde realitelere karşı daima bir reaksiyon vardır. Vardır da bireysel reaksiyonların toplu bir tepkiye dönüşmesi için normalden öte birikimler gerekir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Struma
Alt başlık:
İstanbul Açıklarında 72 Gün Boyunca 769 Yahudi'nin Dramı
Baskı tarihi:
Eylül 2012
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054607594
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Destek Yayınları
"Ülkemizin önde gelen araştırmacı akademisyenlerinden yazar dostum Halit Kakınç, Struma olayı hakkında bugüne kadar karanlıkta kalmış birçok bilgiyi de içeren önemli bir eseri yayımlıyor.

Ben, Struma cinayetini bire bir yaşadım. 1941 yılında, 15 Aralık'ta Struma gemisi Sarayburnu açıklarına demir attı. Rıhtıma yanaşmasına izin verilmedi. Gece gündüz polis nezaretinde, 769 insan 72 gün boyunca deniz ortasında hapsedildi ve sonra katledildi.

Yazar Halit Kakınç'ın bu eserinin en sonunda, Anadolu Ajansı'nın 24 Şubat 1942 tarihli açıklamasını bulacaksınız. Vatandaşlarına saygısı sıfır olan ceberut ve despot devlet anlayışını yansıtan bu açıklama, aynı zamanda utanç verici bir yalanı da içeriyor: "Geminin tamiri hitam bulduğu halde..." diye başlıyor.

Aslında motor arızalı olarak, atölyede kalmıştı. Yani, Struma motorsuzdu. Motorsuz bir gemi, kaderine terk edilen 769 insanı taşıyan bir büyük yüzen tabuttu. Ve devletin Anadolu Ajansı, utanç verici bir şekilde, geminin tamirinin bittiğini iddia ediyor, yalan söylüyordu. Katillerin cinayetlerini örtmeye çalışıyordu.
Struma cinayetinin üzerinden 70 yıl geçti. Mensubu olduğum Türk toplumunun eleştirilecek birçok yönü var. Bence bunların başında, eskiden beri süregelen geçmişte kalmış sayısız günahlarıyla yüzleşememek ve huzura erememek var. Bu cesareti ıskalamak... Cesetleri arka arkaya, üst üste yığıp dolap kapılarını kilitlemek... İyi de, cesetler orada kokuşup duruyor. Koku etrafa yayılıyor, havayı zehirliyor. Şu dolapları artık açıp havalandırsak, günahlarımızla yüzleşsek, huzura ermeyi denesek daha iyi olmaz mı?"
-İshak Alaton-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 456 okur

  • Ece
  • yakup koçoğlu
  • Yasemin Udül
  • Sultan
  • Binnur Gönen
  • Emine Şen Akkan
  • Sefa
  • Savaşçı
  • Ozan Karaca
  • Nihal Mol Guzel

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%0
13-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%16.7
25-34 Yaş
%27.8
35-44 Yaş
%42.6
45-54 Yaş
%9.3
55-64 Yaş
%1.9
65+ Yaş
%1.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%75.7
Erkek
%24.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%27.5 (49)
9
%20.8 (37)
8
%25.3 (45)
7
%15.2 (27)
6
%3.9 (7)
5
%3.9 (7)
4
%2.2 (4)
3
%0.6 (1)
2
%0
1
%0.6 (1)