Struma İstanbul Açıklarında 72 Gün Boyunca 769 Yahudi'nin Dramı

8,4/10  (22 Oy) · 
69 okunma  · 
14 beğeni  · 
1.232 gösterim
"Ülkemizin önde gelen araştırmacı akademisyenlerinden yazar dostum Halit Kakınç, Struma olayı hakkında bugüne kadar karanlıkta kalmış birçok bilgiyi de içeren önemli bir eseri yayımlıyor.

Ben, Struma cinayetini bire bir yaşadım. 1941 yılında, 15 Aralık'ta Struma gemisi Sarayburnu açıklarına demir attı. Rıhtıma yanaşmasına izin verilmedi. Gece gündüz polis nezaretinde, 769 insan 72 gün boyunca deniz ortasında hapsedildi ve sonra katledildi.

Yazar Halit Kakınç'ın bu eserinin en sonunda, Anadolu Ajansı'nın 24 Şubat 1942 tarihli açıklamasını bulacaksınız. Vatandaşlarına saygısı sıfır olan ceberut ve despot devlet anlayışını yansıtan bu açıklama, aynı zamanda utanç verici bir yalanı da içeriyor: "Geminin tamiri hitam bulduğu halde..." diye başlıyor.

Aslında motor arızalı olarak, atölyede kalmıştı. Yani, Struma motorsuzdu. Motorsuz bir gemi, kaderine terk edilen 769 insanı taşıyan bir büyük yüzen tabuttu. Ve devletin Anadolu Ajansı, utanç verici bir şekilde, geminin tamirinin bittiğini iddia ediyor, yalan söylüyordu. Katillerin cinayetlerini örtmeye çalışıyordu.
Struma cinayetinin üzerinden 70 yıl geçti. Mensubu olduğum Türk toplumunun eleştirilecek birçok yönü var. Bence bunların başında, eskiden beri süregelen geçmişte kalmış sayısız günahlarıyla yüzleşememek ve huzura erememek var. Bu cesareti ıskalamak... Cesetleri arka arkaya, üst üste yığıp dolap kapılarını kilitlemek... İyi de, cesetler orada kokuşup duruyor. Koku etrafa yayılıyor, havayı zehirliyor. Şu dolapları artık açıp havalandırsak, günahlarımızla yüzleşsek, huzura ermeyi denesek daha iyi olmaz mı?"
-İshak Alaton-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2012
  • Sayfa Sayısı:
    232
  • ISBN:
    9786054607594
  • Yayınevi:
    Destek Yayınları
  • Kitabın Türü:
Fatoş Çetiner 
16 Eki 2016 · Kitabı okudu · 17 günde · 10/10 puan

Ne demeli, ne yorum yapmalı ki? Yaşanan o kadar acı, kaybedilen o kadar can… Yazık…
Okudukça, “Ne çok nefret barındırabiliyor insanoğlu içinde böyle,” dedim. Kendi çıkarları doğrultusunda her şeyi yapabileceğini, yapabileceğimizi okumak gerçekten de sarsıcı. İnsanları sınıflandırmak, bize doğru gelmeyen sınıfı dışlamak, acılarından mutlu olmak, hatta öldürmek ve ölümlerinden memnuniyet duymak… İnsanlığımızı sorgulatıyor.
Kitabın geçtiği zaman, İkinci Dünya Savaşı ve en acımasız diktatörlerden Hitler’in Dünya’da başlattığı kaos dönemi. Ölümden kaçıp, gelecek umuduyla başka bir ülkede yurt edinmek için, başka milletlerden medet uman milyona yakın insan. Genç, yaşlı, çocuk… Biraz diplomasi, biraz nefret, biraz ırkçılıkla sonları ölüm masum insanlar…
Bu kitabı okuduktan sonra Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı’ndaki etkisi konusunda hiçbir fikrim yokmuş dedim. Daha fazlasını öğrenme isteğim ve yine bu konudan bahseden Zülfü Livaneli’nin eserini okuyarak başlama arzum arttı.
Sadece kitabı okurken, bu kadar genel değil de daha öznel yazılmış olsaydı bu kitabın daha da vurucu olabileceğini düşündüm ama buna rağmen bu hali de oldukça etkileyici.
Ben politikadan, diplomasiden, birinin taraf olup olmamasından anlamıyorum. Ben bu kitabı duygularımla okudum. O 800 kişinin neler yaşadığını, neler hissettiğini düşünerek okudum. Okuyacak olanlara tavsiyem de budur. Benim gibi duygularıyla okumaları.

damla sarıhan 
04 Haz 17:35 · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

Zülfü Livaneli'nin Serenad kitabı ile öğrendiğim büyük bir insanlık trajedisidir. Halit Kakınç ise bu olayı birebir yaşadığını söylüyor, şahit olduklarını biraz araştırma da yaparak derlemiş. Sade dille tarihi bir roman oluşturmuş.

Nazi soykırımından kaçmak pahasına, son kuruşlarını ödeyerek bu gemiye binen 769 insan, 15 aralık 1941 günü sarayburnu açıklarına gelir dayanır.
Struma yolcuları türkiye ve ingiltere arasındaki siyasi pazarlıkların sürdüğü yaklaşık 2,5 ay boyunca karantina koşulları altında bu limanda bekletilir.
Türkiye bu gemideki mülteciler için Almanya ile değil Ingiltere ile mücadele etmiştir, bu gemideki Yahudiler Turkiyeye yerleşmek için değil, Filistine geçmek için transit olarak kullanmak üzere karaya çıkmak istiyorlardı.
Istanbul’da kaldığı süre içinde, bir kaç şanslı yolcu, çeşitli gerekçelerle bu talihsiz gemiden kurtulmayı başarır. 800’e yakın yolcu ve mürettebatla köstence’den gelen gemi, siyasi pazarlıkların beklenen neticeyi vermemesi sonucu, 1942 yılının şubat ayında bu limandan koparılarak, geldiği yere, karadeniz’e iade edilir. ertesi gün, şile açıkların bir sovyet denizaltısı tarafından torpillenerek batırılır.

Tarih, acılarla, savaşla doludur; değişmesine olanak yoktur, ama gelecek? Hoyratlık, hiç ders alınmamışcasına sürüyor. Zalimler her devirde zalim.

Gülay 
16 Nis 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Struma'yı Zülfü Livaneli'nin Serenad kitabında okuduktan sonra daha detaylı bilgi kazanmak amacıyla araştırdım.Şaşırtıcı derecede bilgilere ulaştım.Malesef kendi adıma söylemek isterim ki öğrenim gördüğümüz bütün yıllar boyunca sadece bize verilen bilgileri almışız.Özellikle tarih ile ilgili kitaplar okumaya başladığımdan itibaren okulda öğrendiklerimi zihnimden silmeye başladım.Kendi bilgilerimi farklı kitaplar okuyarak yeniliyorum.Bu kitabın da mutlaka okunmasını geçmişle yüzleşilmesini ve gelecekte de bu tür olaylarla karşılaşılmamasını diliyorum.

AYŞE LOKUMCU 
03 Eki 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Ülkemizin önde gelen araştırmacı akademisyenlerinden yazar dostum Halit Kakınç, Struma olayı hakkında bugüne kadar karanlıkta kalmış birçok bilgiyi de içeren önemli bir eseri yayımlıyor.

Ben, Struma cinayetini bire bir yaşadım. 1941 yılında, 15 Aralık'ta Struma gemisi Sarayburnu açıklarına demir attı. Rıhtıma yanaşmasına izin verilmedi. Gece gündüz polis nezaretinde, 769 insan 72 gün boyunca deniz ortasında hapsedildi ve sonra katledildi.

Yazar Halit Kakınç'ın bu eserinin en sonunda, Anadolu Ajansı'nın 24 Şubat 1942 tarihli açıklamasını bulacaksınız. Vatandaşlarına saygısı sıfır olan ceberut ve despot devlet anlayışını yansıtan bu açıklama, aynı zamanda utanç verici bir yalanı da içeriyor: "Geminin tamiri hitam bulduğu halde..." diye başlıyor.

Aslında motor arızalı olarak, atölyede kalmıştı. Yani, Struma motorsuzdu. Motorsuz bir gemi, kaderine terk edilen 769 insanı taşıyan bir büyük yüzen tabuttu. Ve devletin Anadolu Ajansı, utanç verici bir şekilde, geminin tamirinin bittiğini iddia ediyor, yalan söylüyordu. Katillerin cinayetlerini örtmeye çalışıyordu.
Struma cinayetinin üzerinden 70 yıl geçti. Mensubu olduğum Türk toplumunun eleştirilecek birçok yönü var. Bence bunların başında, eskiden beri süregelen geçmişte kalmış sayısız günahlarıyla yüzleşememek ve huzura erememek var. Bu cesareti ıskalamak... Cesetleri arka arkaya, üst üste yığıp dolap kapılarını kilitlemek... İyi de, cesetler orada kokuşup duruyor. Koku etrafa yayılıyor, havayı zehirliyor. Şu dolapları artık açıp havalandırsak, günahlarımızla yüzleşsek, huzura ermeyi denesek daha iyi olmaz mı?"
-İshak Alaton-

ebru cemre 
12 Ara 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

...12 Aralık sabahında,yolcular rıhtıma alındılar ve hiç beklemedikleri çok büyük bir şok yaşadılar.
Döküntü halindeydi... Güvertesi alsa alsa,en fazla 100 kişiyi zor sığdırırdı.Bırakın insan taşımayı,görünüş olarak hayvan nakliyesi için bile uygun olmadığı hemen anlaşılıyordu
'
'
Kandırılmalarına rağmen bu enkaz'la yolculuğa çıkmaya karar verdiler.Nede olsa
Kutsal topraklar'a erişildiğinde özgür,mutlu,huzurlu ve de en önemlisi "Yahudi" olduklarını saklamalarına gerek kalmadan,bundan hiç utanmadan yaşamayacaklar mıydı...
'
'
Zülfü Livaneli'nin serenad Kitabı'nı okuduktan sonra aklımda en çok Struma gemisi kalmıştı.Bu kitapla birlikte aklımdaki tüm sorular cevaplanmış oldu.Yolculara ve struma gemisine ait tüm detaylar tarihleriyle birlikte çok güzel anlatılmıştı.Struma'nın hüzünlü hikayesini merak edenler Bu belgesel niteliğindeki kitabı okumalı.

Dila. 
14 Oca 2016 · Kitabı okudu · 18 günde · Puan vermedi

Struma'nın gerçek hikayesi belgesel tadında anlatılıyor. Bu konu içinde bir yara olanlar için önemli bir araştırma kitabı. Bazı noktalarının "taraflı" olduğu söylenebilir. Ancak çocukların ölümüne de taraflı bakılmamalı.

Struma olayının daha duygusal bir yönünü hikaye tadında okumak içinse "Karanlıkta Bir Ninni: Struma" kitabını öneririm. Çok etkileyici!

Kuzey Şükrü Kaya 
 07 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 7 günde · Puan vermedi

Zülfü adlı tatlı yazarımızın "Serenad" adlı kitabında "Struma" olayı merak uyandırdı ben de. Ve ben de araştırmaya koyuldum. Hem kitabın gidişatıyla öğrendiğim. Hem de farklı kaynaklardan öğrendim bu olayı. Yani laf bulamıyorum söylemeye. Adeta, bütün bir dünyanın suçu bu!...

#Zaten bir şiir gelecek bu olay için...

Burak Akgün 
06 Mar 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 10/10 puan

Ne İngilizlerdi ne de Almanlardı Struma'yı torpilleyen. Tek suçları motoru dahi olmadan Karadeniz'de bulunuyor olmalarıydı 72 gün boyunca çektikleri yetmezmiş gibi. Onları orada kaderlerine terk edense bizim vakti zamanındaki hükümetimiz suçun büyük payı bize ait. Bu saatten sonra yapılacak bir şey yok tabi ki. Suçumuzla yüzleşmekten başka. Bunu yapmaktan da korkmayalım, çekinmeyelim bence. Lafı uzatmadan okuyun, okutun .. Gerçeklerin acı tarafı.

Öz 
 19 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Zülfü Livaneli'nin Serenad'ından sonra başka bir kitap okumak gelmiyor insanın aklına..Sarsıcı bir olay malesef..Bilinmedik tarihimizin acı taraflarına şahit olmak yıpratıcı..Bilmediğimiz daha nice acı olaylar var kimbilir..

Nur Atik 
18 Tem 11:00 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Zülfü Livaneli'nin Serenad kitabını okuduktan sonra, struma olayını merak edip bu kitabı bulmuştum. Tüm devletler için yüz karası bir olay. Çok üzücü. Okuduktan sonra insanlık sorgulamasına girdiğim, uzun süre etkisinden çıkamadığım kitaptır.

2 /

Kitaptan 1 Alıntı

Fatoş Çetiner 
16 Eki 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Türkiye'de doğru adamları bulduğun taktirde, halledilemeyecek hiçbir iş yoktu. Doğru adamlar ve bu doğru adamların da işlerine gelebilecek uygun teklifler...

Struma, Halit Kakınç (Sayfa 147)Struma, Halit Kakınç (Sayfa 147)

Kitapla ilgili 1 Haber

‘Kitap çıkınca, bana ‘bir avuç Yahudi için koca bir ülkeyi savaşa mı soksaydık’ diyenler oldu…’
‘Kitap çıkınca, bana ‘bir avuç Yahudi için koca bir ülkeyi savaşa mı soksaydık’ diyenler oldu…’ 1941 yılında Alman faşizminden kaçan Yahudileri taşıyan Struma gemisi Sarayburnu açıklarına demir attı. Türkiye’nin vereceği geçiş izni ile memleketlerine ulaşmak isteyen 769 Yahudi, aylar süren bürokrasi oyunlarıyla karaya yanaştırılmadı. Alman hükümetinin baskısı ve Genç Cumhuriyetin uluslaşma yolunda geliştirdiği Yahudi düşmanı dil ve propoganda, büyük bir faciaya neden oldu. Hastalıklarla boğuşan insanlar gemide tutuldu ve sonunda Karadeniz açıklarına çektirilip ölüme terk edildi. Usta gazeteci Halit Kakınç, belgesel romanı ‘Struma’ ile, hala yüzleşmeyi reddettiğimiz bir insanlık faciasını bize hatırlatıyor. Bir daha yaşanmasın diye…