sara

@sxxrrqq
8/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2025 132. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2025 13:08
İlk önce bunları demek istiyorum. Biraz spoiler içeriyor; okumayı planlıyorsanız inip okumayın.-Uyarı koyacağım.- Neyse, ilk önce kitap bende ne hissettirdi, onu demek istiyorum. Kitabı okurken çok ürktüm. Neden bilmiyorum ama sürekli biri ihanet edecek kafası vardı bende. Biliyordum bir veya iki kişi kalacağını ama ben birinin ihanet edeceğini düşünüyordum. O yüzden okurken çok ürktüm. Başkası ürkmeyebilir, normal. Onun dışında kitabı genel anlamda sevdim. Karakter dinamikleri hoşuma gitmedi çünkü çok azdı. Belki ilahi bakış açısının etkisi vardı diyeceğim ama ilahi bakış açısını kullanıp bal gibi karakter dinamiği yazan var. Ve karakterlerle bağ kuramadım... Karakter ölünce üzülmedim, sadece şaşırdım. Ama en azından şaşırttığı için Scott Reintgen'i alkışlıyorum çünkü bazı yazarlar hem karakterle bağ kurduramıyor hem de karakterin başına bir şey gelince bir duygu kıpırtısı bile yapamıyor. Sonrasında, yazım dilini beğendim. Benim için çok üst düzey değildi ama okurken çok keyif aldım. Asıl hoşuma giden şey ise sınıfsal farkın belirgin bir şekilde yansıtılması ve karakterimizin bunu sonlandırmaya çalışması. Beni kitaba bağlayan bu oldu. Ben de sınıfsal farkı değiştirmeye çalışan karakter yazmayı, okumayı, izlemeyi çok seviyorum ve bu yüzden kitabı çok sevdim. Kitap ortalamanın üstünü garantiliyor benim için. Şimdi ana konuya geçiyoruz. -Spoi.- Ren Monroe büyüyle yönetilen, sınıf ayrımlarının son derece katı olduğu bir dünyada yaşıyor. Büyü burada bir güç değil, aynı zamanda bir servet biçimi. Kim daha zenginse daha çok büyü kullanabiliyor. Ren bu düzene aykırı bir kız. Alt sınıftan geliyor ama zekâsı ve azmi sayesinde Balmerick adlı prestijli bir büyü okuluna kabul edilmiş. Ancak oraya sadece okumaya değil, aslında sistemin içine sızmaya gidiyor. Babası bir devrimciydi ve bu sistem tarafından öldürüldü. Ren’in tek amacı var: sistemi içeriden çökertmek. Bunun için de güçlü biri olmalı. Gerekirse sevdiği insanları bile feda etmeye hazır. Bir gün okuldan birkaç öğrenciyle birlikte büyülü bir geçidi —"waxway" denilen teleport sistemini— kullanarak evlerine gitmek üzere yola çıkıyorlar. Fakat bu geçit arızalanıyor ve altı öğrenci kendilerini büyünün işe yaramadığı, ölümcül bir ormanın ortasında buluyor: adı Dires. Burası haritada bile olmayan, vahşi hayvanların ve çok eski büyülerin kol gezdiği bir yer. Daha da kötüsü, bu kazada bir öğrenci ölüyor. Ama hangisinin öldüğü ilk başta belli değil. Kaos başlıyor. Ren hayatta kalmak için hemen liderliği ele alıyor. Bu sırada yanında çeşitli kişiliklere sahip beş öğrenci daha var. Kimse bir diğerine güvenmiyor. Yiyecek yok, büyü şişeleri sınırlı ve herkesin amacı farklı. Bazıları yardım istiyor, bazıları sadece kaçmak derdinde, bazıları da gizli planlar peşinde. Ren ise hepsinden farklı olarak, bu kaosu lehine çevirmek istiyor. Gruptaki herkesin bir sırrı var. Ve yavaş yavaş anlıyoruz ki bu geçit kazası bir “kaza” olmayabilir. Ormanın içlerine ilerledikçe işler daha da kötüleşiyor. Gruptan biri hastalanıyor. Biri bir tuzağa düşüp kayboluyor. Ren herkesi yönlendiriyor gibi görünse de içten içe onlara oyun oynuyor. Hangi büyü şişesini ne zaman vereceğine, kimi koruyup kimi gözden çıkaracağına hep o karar veriyor. Ve bir noktadan sonra açık açık manipülasyon başlıyor. Güçlü olanın ayakta kalabileceği bir dünya burası. Ren de bu oyunu kazanmak için her yolu deniyor. Zaman geçtikçe gruptan daha fazla kişi ölüyor. Bazıları canavarlara yeniliyor, bazıları ise başka insanlar tarafından öldürülüyor. Ren’in kendi iç sesi bile zaman zaman ona “sen artık başka birine dönüşüyorsun” diyor. Ama o durmuyor. Hayatta kalmanın, güce ulaşmanın bedelini biliyor. Ve ödemeye hazır. Sonunda sadece Ren ve bir kişi daha hayatta kalıyor. O kişinin kim olduğu bazı kaynaklarda değişken ama büyük ihtimalle Theo Brood —zengin, kibirli ama güçlü bir büyücü adayı. Ren onunla ya ittifak kuruyor ya da onu da alt ediyor, kitap bunu net söylemiyor ama tek gerçek şu: Ormanda yaşanan her şey Ren’i daha güçlü, daha karanlık ve daha yalnız biri hâline getiriyor. Kitabın sonunda Ren tekrar medeniyete dönüyor. Ama artık o, o eski Ren değil. Elinde daha çok bilgi, daha az vicdan ve daha büyük bir plan var. Babasının ölümünün arkasındaki gerçekleri öğrenmeye bir adım daha yaklaştı. Ama bunu yaparken birilerini öldürdü mü, ihanete uğradı mı, yoksa kendisi ihaneti mi tercih etti —bunun cevabı okuyucunun vicdanına bırakılıyor. Yani bu kitap, sadece bir hayatta kalma hikâyesi değil. Aynı zamanda bir karakterin içindeki ışığın yavaş yavaş sönüp karanlığa dönüşmesinin de hikâyesi. Ren Monroe artık sadece bir öğrenci değil; bir tehdit, bir planlayıcı, belki de bir devrimin kıvılcımı. Açıkçası kitaptan zevk aldım, çok bir eksik yönü yok. Bu yüzden devamı alıp okuyacağım, tabii yeterli param olursa...
1000Kitap
Karanlıkta Bir KapıScott Reintgen · Artemis Yayınları · 2023144 okunma
·
147 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.