Yazmasaydım delirecektim,” der Said Faik Abasıyanık. Bu söz, yazmanın bir eylem olmanın ötesinde, ruhsal bir ihtiyaç olduğunu anlatır. Ferit Edgü de Yazmak Eylemi adlı kitabında bu düşünceye yakın bir noktada durur. Yazmak, onun için gerçekliğin sayısız biçimde ifade edilebileceğini belgeleyen yaratıcı bir eylemdir.
Ferit Edgü, bu eserinde yazma eylemini 101 farklı metinle ele alır. Her bir metin, aynı olayı farklı biçimlerde anlatır: 14 Şubat 1980 Perşembe günü, kendilerini devrimci olarak tanımlayan bir örgütün çağrısıyla İstanbul’un birçok semtinde esnafın kepenk kapatması. Edgü, bu olayı “101 ağızdan, 101 farklı yazma biçimiyle” aktarır. Böylece yazının sınırlarını ve anlatımın çeşitliliğini okura ustaca gösterir.
Kitabı ilk elime aldığımda kafamda soru işaretleri vardı: “Nasıl yani? Aynı olay 101 kez mi anlatılacak? Bu nasıl mümkün olabilir?” Ancak Ferit Edgü’nün yazın dili ve anlatım becerisi, bu sorularımı hızla unutturdu.
Kitabın önsözünde yazar, bu fikrin kaynağını da paylaşır. Birkaç yıl önce Raymond Queneau’nun Üslup Alıştırmaları (Exercises in Style) adlı eserini çevirmeye çalışmış, fakat çevirinin zorluğu nedeniyle bu çalışmayı yarıda bırakmak zorunda kalmıştır. Çeviri sürecinin güçlüğü onu öylesine yıldırmıştır ki, bu kitabı Türkçeye kimsenin çeviremeyeceğini bile düşünmüştür. Ancak yıllar sonra söz konusu kitap Biçem Alıştırmaları adıyla Sel Yayıncılık tarafından 2003 yılında yayımlanmıştır.
Edgü ise çeviri sürecinden doğan bu yaratıcı boşluğu kendi projesiyle doldurmak istemiştir. “Bu eylemi ben gerçekleştireyim,” diyerek Yazmak Eylemi kitabını ortaya koymuştur. İyi ki de öyle yapmış… Zira Edgü’nün kalemini her zaman severek okuyan biri olarak, bu eserinden de büyük bir keyif aldım.
Henüz okumayanlar için söyleyebilirim ki çok şanslısınız: Çünkü bu kitabı ilk kez okuyacak olmak başlı başına bir ayrıcalık. Diğer kitaplarını da merakla bekliyorum. Şimdiden herkese keyifli okumalar!
Yazmak EylemiFerit Edgü