Bin Muhteşem Güneş, sadece bir roman değil; kadınların dayanışmasını, sabrını ve hayata karşı verdikleri mücadeleyi anlatan yürek burkan bir destan. Kitabı okurken insanın içi acıyor, gözleri doluyor ve zaman zaman sayfalar arasında kaybolup gitmek istiyor. Meryem ve Leyla öyle gerçek, öyle güçlüler ki… Onların hikâyesi sizi Afganistan’ın savaşla paramparça olmuş sokaklarından alıp, kadın dayanışmasının en derin köşelerine götürüyor.
Roman boyunca iki kadının birbiriyle önce mesafeli, sonra yavaş yavaş büyüyen dostluğu; zorluklar karşısındaki direnişleri ve birbirlerine olan bağlılıkları kitabın en güçlü yönü. Birbirlerine sarılarak hayatta kalmaları, okuyucuya şu gerçeği hatırlatıyor: Bir kadın için en büyük dayanak, yine bir başka kadının omzudur.
Okurken zaman duruyor adeta, sayfalar akıyor. Ama gözyaşlarınız duramıyor. Kitabın sonunda Meryem’in sessiz fedakarlığı, Leyla’nın umuda tutunuşu okurun kalbinde derin bir iz bırakıyor.
Bu kitap; savaşın, kaybın ve şiddetin gölgesinde bile kadınların nasıl dimdik durabildiğini, nasıl sevip mücadele edebildiğini anlatıyor. Bir kadının hikâyesi değil, hepimizin hikâyesi.