Puan vermedi·68 syf.··
2025 1. kitabı
Çehov'u tanımlamak için iki kelime yeterli. Basit ve zarif... Basit, çünkü gevezelik etmiyor, okuru yormuyor; bunun yerine oklarını kalplere ve zihinlere fırlatıyor ve bütün bunları yani her şeyi sadece yetmiş sayfada yapabiliyor. Zarif, çünkü romanda yapmacık veya içinde hiçbir şey taşımayan, boş olan tek bir cümle bulamadım. Çünkü eseri büyük bir ayrıntıyla yazdığını gördüm... sanki bir roman yazmamış, bir nakış işlemiş gibi. 6. Koğuşun kapısını açalım... Akıl hastalarının tedavi için tutulduğu yer. Soğuk, hapishane benzeri bir koku her yerde. Çehov bize hayatını her zamanki gibi nazik ve pasif yaşayan doktor Andrei'nin hikâyesini anlatıyor. Andrei'nin hikâyesi bir insanın olumsuz düşüncelerine ve umutsuzluğuna nasıl yenik düşebileceğini ve bunların hayatlarının gidişatı üzerindeki etkisini gösteriyor. Bize, bir kelime bile anlamayan, çorak, cahil bir ülkede zeki veya düşünceli bir insanın çektiği acının boyutunu açıklıyor. Cahil, saf bir insan topluluğunun arasında düşünceli bir insan. Akıbeti ne olacak sizce? Andrei'nin hikayesi, o koğuşta hapsedilen genç adam İvan'ın hikayesiyle kesişir. Çehov bize iki bakış açısından başka bir konu sunar: acıdan bahsetmek. İnsanların acıdan korkunç bir kayıtsızlıkla bahsettiğini sık sık görürüz. Bir insan nasıl dayanabilir, sabırlı olabilir veya acıyı görmezden gelebilir? Belki biraz daha dengeli olanlar ve meydan okuyabilenler, acıdan kolayca kaçınabiliyorlar. Kaç kişi felsefe yapıyor ve gevezelik ediyor, ilk etapta o acıyı hiç yaşamamış olmalarına rağmen. Acı, dış uyaranlara verilen bir tepkidir. İnsanların yaratıldığı organik doku, ne kadar küçük olursa olsun her uyarana tepki verir. Acıyı görmezden gelen herkes uyuşmuş, duyarsız bir kişidir. Çığlık atmak ve gözyaşları, hepsi acıya verilen tepkilerdir. Tepki ne kadar yoğunsa, kişinin seviyesi o kadar yüksek ve gerçekliğe olan duyarlılığı o kadar fazladır. Çehov, Andrey'in hayatının temel taşının beyazdan siyaha kaymasından sonraki geri kalan hayatını anlatmaya devam ediyor. Çevresindekilerin onu nasıl gördüğünü: ciddiyetsiz, saf bir arkadaş, cahil bir doktor ve yüzeysel biri. Onu İvan gibi deli olarak nasıl gördüklerini. Onu nasıl sefil bir koğuşa yatırdıklarını. Bir gece bile acıya dayanamayıp nasıl yere yığıldığını...! Çehov bu eserinde ölümsüzlük, hastalık, ölüm ve ruh gibi kavramlar hakkında oldukça etkili bir hikâye ortaya koymuş. Akıl hastanelerinin, insanların öldüğü ve nadiren de olsa tedavi gördüğü yerler olduğunu anlatmış ve ilginçtir önemini de sorgulamış, sorgulatmış. Akıl hastaneleri olduğu sürece, onları oraya koyanlar da olacaktır. Çehov hükümetlerin kamu hastanelerini ihmal etmesinden ve hastalara zalimce ve ihmalkârca davranılmasından bahsederken, birey-toplum çatışmasını ve insan ruhunun derinliklerini sorgulayan bir eser yazmayı başarmış.
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,3bin okunma
·
59 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.