Puan vermedi·60 syf.··
2025 574. kitabı
AMOK KOŞUCUSU (Novella yani Uzun Hikaye) STEFAN ZWEIG Stefan Zweig’in iç dünyasını anlamak için okuma yolculuğumuza devam ediyoruz. Zweig, bu hikayesinde bizi egzotik bir mekana götürüyor. Hikaye bir gemiye kaçak olarak binen ve hikayenin kahramanı olan doktor ile anlatıcı arasında gece geç saatlerde geminin güvertesinde ve denizin içinde gökteki muhteşem yıldızların altında gelişen diyaloglardan hareketle anlatılıyor. Hindistan’a Hollanda adına bir çalışma için sözleşmeli olarak gönderilen genç bir doktor kendi psikolojisinin dağılmakta olduğu ve yalnızlığın dayattığı hiçlik duygusunun pik yaptığı bir anda odasına gelen genç-güzel ve özgüvenli bir beyaz kadının yardım talebini/dayatmasını önce reddeder. Ancak kadının da onu umursamadan bırakıp gitmesi üzerine peşine düşer. Hiçlikte anlamın peşine düşmek gibi bir psikolojik süreçtir bu. Kadını arzulamış ve ondaki özgüven ve dayatmacı yapıyı kırmak istemiştir zira erkeklik gururunu canlandırmak istemiştir. Kadın, tavrıyla bu erkeksi yapısını kırıp geçmiştir. Hiçliğin içinde hiçliğini onaylayan veya teyit eden bir tavır sergilemiştir. Genç doktor bütün ideallerini, orada bulunma sebeplerini, geleceğini tehlikeye atarak kadına ulaşmaya ve pişmanlığını dile getirerek istediği yardımı sağlamaya çalışır. Kadın bir kez onu reddetmiştir ve geri dönmeyecektir. Aslında kadın kocasının bir yurt dışı seyahatinden yararlanarak başka bir erkekle yaşadığı yasak ilişki ile hamile kalmış ve bunu kimse duymadan kendi iradesi ve dayatmasıyla aldırmak istemiştir. Doktora da tüm hayatı boyunca harcamalarına yetecek kadar bir para teklif etmiştir. Doktorun da ve kadının da paraya düşkün olmadıkları görülüyor. Biri erkeklik kimliğini diğeri kadınlık kimliğini korumak uğruna parayı görmezden gelmiştir. Freudyen bir bakış ile esas olanın insanın iç yapısının korunması olduğunu ikisi de vurgular. İç yapıda yarılma başlamıştır. Kadın düşkün mahallelerden birinde merdiven altı bir mekanda bıçak altına yatar. Doktor ise Malezyalıların bildiği ve yaşadığı bir nevi öldürücü bir hastalık olan Amok hastalığına yakalanmıştır. Bu hastalığa yakalananlar içinde bulundukları bağlamla olan ilişkilerini kopararak psikolojideki sınırı aşarak ellerine aldıkları zarar verici aletlerle, bir bıçak olabilir, sürekli koşarak ve önlerine çıkan insanlara ve diğer her şeye zarar vererek saldıran bir çeşit delilik davranışlarını sergilerler. Ta ki bir köşede kendilerine vurulan bir kaç darbe ile öldürülene kadar. Doktor da bu hastalarına yakalanmış ve kadının peşinde koşan bir Amok Koşucusuna dönüşmüştür. Kadının peşinde koşarken adamlarına zarar verir. Kadın bıçağın altında başarısız bir ameliyatla kan kaybından ölür. Doktor onun yanına varmıştır ama yapacak bir şey yoktur. Cenazesi kocası tarafından gemiyle Amerika’ya götürülecektir ve güvertede gizlenen Amok koşucusu genç doktor tarafından kocasının kadının sırrını öğrenmemesi uğruna denize atılarak yok edilmiştir. Genç doktorun tabutla birlik denize atladığı ve öldüğü sonradan anlaşılacaktır. Yazarın burada özellikle çağına dönük bir eleştirisi vardır. Yaşadığı yüzyılda özellikle gördüğü 1. ve 2.Dünya savaşlarında insanların adeta bir Amok Koşucusuna dönüştüklerini çok iyi gözlemlemiştir. Herhangi bir toplumsal yapının etkisine girerek sorgulama ve eleştirme hakkından vazgeçen her birey, her asker, her politikacı, her bürokrat birer Amok Koşucusudur. Okunmaya değer çok güzel bir kitap. #sanat #kendimi keşfet #kendini önemse #kendini tanı
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,8bin okunma
·
19 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.