SATRANÇ
(Novella yani Uzun Hikaye)
STEFAN ZWEIG
Stefan Zweig’in duygu ve düşünce dünyasına yaptığımız yolculukta onun en çok bilinen ve sevilen eserlerinden olan SATRANÇ adlı uzun hikayesi ile devam ediyoruz.
Kitabın ismi ilgi çekici zira önce satranç ile ilgili bir kitap gibi bir çağrışım oluşturuyor okuyucuda. Kitabı okumaya başladığımızda hikayenin merkezine Nazi zulmünün vardığı noktaların insan yapısında ne gibi fizyolojik ve patalojik sonuçlara varacağına dair bir pencere açmaktadır.
Kurgusu şöyle:
Daha önce gemi kazasında vefat eden bir kaptanın kimsesiz kalan oğlu baba dostlarından biri olan başla bir kaptan tarafından aralıkta yetiştirilir. Çok özensiz yetiştirilen bu çocuk kaptanın arkadaşlarıyla oynadığı satranç oyunlarını sürekli gözlemleyerek usta bir satranç oyuncusu olur. Aşırı derecede asosyal ve anormal bir yapısı olan Czentoviç kısa bir sürede dünya satranç şampiyona olur.
Kurgunun diğer tarafında ise gestaponun eline geçen ve bir otel odasında yoğun hiçliğin içine terkedilen bir doktorun eline geçirdiği satranç ile ilgili bir kitap ile anormal derecede ilgi duyarak ve zaman geçirerek kuramsal anlamda satrançla ilgili tüm bilgileri öğrenerek daha sonra ekmek kırıntılarından yaptığı taşlar ve kareli çarşafının üzerinde tek başına ve iki kişi yerine oynayarak ustalaşması ve zamanla bu otel hücre odasında hayali olarak(taşsız ve tahtasız) oynaması ve ardından girdiği sinir krizleri ile sonuçlanan süreç sonucunda serbest kalması anlatılıyor.
Üçüncü olay halkasında ise satranç şampiyonluğu oyunları için gemiyle yolculuk yapan Czentoviç ile Dr. B’nin gemide tesadüfen karşı karşıya gelmeleri ve satranç oynamaları neticesinde Dr.B’nin Czentoviç’i mat etmesi ama ardından Czentoviç’in ikinci oyunda her hamlede 10 dk bekleyerek Dr.B’de gestapo işkencesi etkisini harekete geçirmesi ve tekrar sinir krizini tetiklemesi ve bu şekilde yenilmesi anlatılıyor.
Hikayenin dile getirmek istediği asıl mesaja gelince, Hitler Almanyasının Avrupa’ya ve insanlığa verdiği zararın insanlık adına utanç duyulacak noktalara varmış olması Dr. B’nin davranışlarından hareketle anlatılmıştır.
Diğer taraftan bu, yazarın da iç dünyasında varolan gelgitleri haber vermektedir.
İnsanın psikolojisinin sınırlarının test edildiği bu hikayede insanın yaşadığı hiçlik duygusunun ona neler yaptırabileceğini ve tam olarak bilmediğimiz insan zihinsel yapısının ve bu bağlamda fizyolojisinin kapasitelerinin hangi seviyelere kadar kullanılabileceğinin betimlenmesi açısından önem arz ediyor.
Çok güzel ve bir çırpıda okunabilecek değerli bir kitap.
#kendimi keşfet #kendini önemse #kendini tanı