Kaybolmuşları, susturulmuşları ve görmezden gelinenleri başrole taşıyan derin, dokunaklı bir hikâye…
Toplumda görünmez hâle gelen insanlara “bisküvi” deniyor bu kitapta.
Seslerini kimse duymuyor. Göz göze gelinmiyor. Ve zamanla silinip gitmeleri olağan karşılanıyor.
Ama biri var…
Seslere karşı aşırı duyarlılığı olan, ailesi tarafından dışlanmış bir çocuk. Onun yeteneği, başkalarının duymadığı sesleri işitebilmesi.
Bu çocuğun hikâyesi, görünmeyenleri görmeye başlamamız için yazılmış gibi.
Ruh Sağlığı Merkezi ile ailesi arasında sıkışmış bu genç, zamanla kendi gibi “bisküvileşen” insanlara ses olmayı seçiyor.
Ve her şey, bir İngilizce kursu bahanesiyle başlıyor…
⸻
Bu kitapta sizi neler bekliyor?
Toplumun dışına itilmiş karakterler
“Görünmezlik” metaforu üzerinden derin bir eleştiri
Duyulmayan sesleri duyan bir baş karakter
Genç bir arkadaş grubunun hayatlara dokunuşu
Mizahi anlatımla harmanlanmış acı gerçekler
⸻
Yorumum:
Bazı kitaplar vardır, sizi öyle bir yakalar ki keşke herkes okusa dersiniz.
Bisküvi, hem kalbe dokunan hem düşündüren türden. Mizahi diliyle sert gerçekleri yumuşatmadan anlatıyor.
Özellikle “insanları bisküvi hâline getirenler” için yazılmış ama ironik olan şu ki… muhtemelen onlar asla okumayacak.
Ama biz okuduk. Ve gözümüz artık başka görüyor.
Bu kitabı okuyun. Birilerini fark etmeye hazır olun.