Kitabın temel iddiası şu:
“Düşüncelerimiz, hayatımızı şekillendirir.”
Yani düşündüğün her şey – olumlu ya da olumsuz – evrene bir sipariş gibi gider. Ve evren de bu siparişi sana sunar.
İtiraf edeyim biraz fazla “pembe rüya” gibi.
Ama sonra fark ediyorsunuz ki;
Aslında bu kitap sadece dilek tutmayı değil, düşünce gücünü disipline etmeyi öğretiyor.
Yani şu çok basit ama çarpıcı fikri:
“Hayat sana karşı değil; seninle beraber yaratılıyor.”
Dilek dilemek yetmiyor; onu hissedeceksin, hayal edeceksin, sanki olmuş gibi davranacaksın. Ve sonra, onu gerçekleştirmek için gereken adımlar bir bir önüne serilecek.
Ama sadece oturup bekleyerek değil. Çünkü “sır”, hayal etmekle birlikte harekete geçmeyi de kapsıyor.
“Sen düşündüğün, hissettiğin ve hayal ettiğin kadar varsın.”
Bu kitabı okuduktan sonra her şeyi kontrol edemesem de, bakış açımı seçebileceğimi hatırlattı bana. Kendi içimde kurban gibi hissettiğim anlarda, düşüncemi yönlendirmeyi ve en azından o anı dönüştürmeyi öğretti. Eğer zihnimin içinde daha güzel bir hayat kurabiliyorsam, onu gerçek hayata da taşıma gücüm var.