·168 syf.····Okunma: 04 Temmuz 2025 18:55 Maria'nın Raif ile tanıştıktan sonra kendisiyle sadece arkadaş kalmak istediğini söylemesi, aklına aşık olmanın gelmemesini tembih etmesi tanıdık geliyor: Beyaz Geceler.
Maria: "Bana sakın darılmayın..." diyordu. "Boş ümitlere kapılmamanız için sizinle apaçık konuşmak daha iyi olacak... Ama bana darılmayın... Dün yanınıza geldim... Beni evime götürmenizi istedim... Bugün beraber gezmeyi teklif ettim... Akşam yemeğini beraber yiyelim dedim... Adeta size musallat oldum... Fakat sizi sevmiyorum..."
Nastenka da Anlatıcımıza, bana aşık olma, arkadaşız biz diye onu avuturdu. Her iki erkek anlatıcı da vuruldukları hanımların evinin önüne gider ve onları beklerlerdi. Biraz yürüyüş yapar daha sonra bir yerde (hüzünü ve karamsarlığı sembolize eden kapalı havaların haiz olduğu zamanlarda) bankta otururlardı.
İki erkek anlatıcımız da yalnızlıktan muzdarip. İnsanlara tahammülleri yoktur, gerçekliği kitapların tozlu sayfalarında ararlar. Bundandır ki gerçek yaşantıların odağında kalmak istemezler, kendi köşelerinde, kendi normları çerçevesinde hayat sürdürürler. Ancak Raif Efendi'nin yalnız kalması, geçmişte yaptığını öğrendiğimiz davranışlardan dolayıdır. Onun hayata karşı yalnızlığı ve sıkılganlığı, ona hayatın tabii bir mevcudiyeti olduğunu öğreten, hayatın çiçeklerle dolu bir park gibi olduğunu gösteren insana karşı yanlış düşüncesi ve o insanın trajik sonunu öğrenmesiyle teşekkül ediyor.
Sabahattin Ali, Rus edebiyatının etkisi altında kalarak bu romanda sabit düzenin insanları nasıl silikleştirdiğini ve onların güçlü tutkusu etrafında dönen bir aşkı ele almakta.