·504 syf.····Okunma: 04 Temmuz 2025 23:24 Serinin ikinci kitabı, okurları bu kez Mezopotamya’nın çok katmanlı mitolojik zemininde karanlıkla yoğrulmuş bir bilinç evrenine çağırıyor. Modern öykünün türleriyle harmanlanan öyküler, Sümer tabletlerinin yankısını günümüz zihinlerinde duyururken tanrıların, demonların ve kayıp uygarlıkların izinde ilerleyen karakterler aracılığıyla geçmişin gölgeleri bugüne uzanıyor. Her biri spekülatif kurguya yeni bir kapı aralayan öyküler, yalnızca tanrısal iktidarın değil insan zihnindeki kötülüğün tasarımını sınırlarını sorgulayan etkileyici bir anlatı evreni kuruyor.
Nin Kur Kur Ra (Işın Beril TETİK); Sümer Mitolojisi temalı bilimkurgu öyküsünde bazı yerler yer yer Korku Gerilim ve Düşsel kurgu izleri uyum içinde gördüğümüzde kalemin korku gerilim alanında ustalığını bu sefer üç türü uyum içinde dans ettirmiştir. Öyküde Korona salgının ileri tehlikeli boyutu olan toprak zehirlenmesi türünü işlenmiştir. Öyküde Annunaki denilen uzaylı ırkının reenkarnasyonla ile insanların arasında sızdığını görüyoruz. Amaçları, kötülüğü seçen ve yer altına sızan soydaşları olan Ereşkigal'ı önlemektir. Öyküde çor, Ermeni miti olarak kabul etmesi yanlıştır çünkü çor, Türk Mitolojisi'nde cin demektir.
Bu salgın sırasında kalemin İskoçya'da doğmasına rağmen Türk geleneksel tıp alanındaki becerilerini kurgu olarak okurlara sunarken ilk defa -Eski dönemde- İştar ve Zühre olarak adlandırılan Venüs'ün adı Venüs değil de Çolpan olarak adlandırmasıyla Türk Halk Astronomisi'ni destekleğini görüyoruz. İnsan olarak reenkarnen olan Enki, İnanna, Ninhursag ve Nammu, hangi adlarla öyküde yer aldığına dair bilgi vermeyeceğim. Öyküde akıcılık, sürükleyicilik ve merak uyandırıcılık sahnede inmediği için bu uzun öykü üç gün boyunca kendini okutturdu.
Mezopotamya Tanrı Tasarımları Ve Demonlar (Mehmet Olgay SÖYLER); Kötülüğün Tasarımı ikinci kitabında Sümerler'in tabletlerinden dolayı bilinen ikinci dinsel metinleri esas alındığı için Sümer Dini dediğimiz politeizmden az bahsedildiğini görüyoruz. Genelde Mezopotamya uygarlıkları birbirini etkileme süreci anlatıldığından dolayı Mezopotamya Mitolojisi kavramı yaratılmış. Sümer (Kengir) uygarlığı hakkında detaylı bilgiler mesela nerden gelip Mezopotamya'ya yerleştiklerini anlatılır. Daha sonra İbrani Mitolojisi'ni büyük ölçüden etkileyen mitlerden bahsedilip ilk kötücül yaratığın kim olduğuna değinilebilinirdi. Erlik Han eşdeğeri Sümer kötücül yaratığının neden kötüyü seçtiğine dair detaylar verilebilinirdi.
Mezopotamya Avantür (Demokan ATASOY); Öykü teknikleri açısında başarılı olsa da sıkıcılık ve durağanlık sayfalarca devam ettiği için ister istemez öyküden kopabiliyorsunuz. Sanki 3 saatlık süren bir dizinin bölümünü izlerken his ettiğiniz sıkıcılık burada his ediyorsunuz. Öykü, durum öykücülüğü ışığında yazılırken gereksiz ayrıntılara yer verildiğinden dolayı merak unsuru yok denecek kadar azdır. Öyküde kırılma anına gelmeden önce öyküde İngilizce konuşma cümlelerine geldiğinde kalem, her okurun Süper Lise mezunu görüp ve onların anadili İngilizce kabul gördüğü için dipnotlarda çevirisini yazma ihtiyacını gütmemiştir. Öyküde kırma anı ise Sümerler'in Ölüler Diyarı olan Kur'un tespitiyle oraya gidecek anahtarların altın madalyon ve bileklik olduğunu anlatmasıyla öyküde akıcılık, merak ve sürükleyicilik sahneye çıkıyor. Öykünün sonuna nasıl geldiğini anlayamıyorsun. Sümer Miti, düşsel kurgu olarak kabul ettiğimiz için Bahar, zigguratın içinde kaybolmadığını ve Nafiz Bey'i ve NeoS'u atlatarak çıkıp İstanbul'a gitmiştir. Bahar, aslında Nafiz Bey'in kızı olup NeoS adına çalışan amatör filolog ve arkeologdur. Bu durumda öykünün bir yerinde Bahar'ın Nafiz Bey'i dudaktan öpmesi, dolaylı olarak ensest ilişkiye yüzeysel değinmiş algısı yaratıyor.
Mezopotamya mitoslarının derin arketiplerinden beslenerek kötülüğün doğasına dair kültürel, teolojik ve psikolojik bir sorgulama sunmayı hedefliyor. Ancak seçkideki bazı metinlerde, kötülüğü temsil eden varlık olarak Ereşkigal’in seçimi, mitolojik kaynaklar açısından tartışmalı bir tercihtir. Sümer mitolojisinde Ereşkigal, ölüler diyarı olan Kur’un kraliçesi olarak geçer; karanlığın ve izolasyonun simgesi olmakla birlikte doğrudan “kötücül” niteliklerle özdeşleştirilmez. O, daha çok ölümün düzenleyicisi, ilahi dengeyi sağlayan bir tanrıçadır. Oysa kötücüllüğün ilk temsilleri hakkında detaylı araştırmalar yapılmadığı için Ereşkigal’in sembolik derinliği daraltılmakta ve mitolojik anlatının özsel dengesi bozulmaktadır. Bu nedenle seçkide mitolojik doğruluk ve temsil edilen karakterlerin arketipsel yükleri üzerine daha titiz bir yaklaşım sergilenmesi, öykülerin spekülatif gücünü daha da artıracaktır.
Serinin üçüncü ilk göksel din kaynakları olan İbrani mitolojisi olduğu için kötülüğün tasarımında ilk olarak Lilith konusuna değinilebilinir. Oysa Tanah ve midraşlarda geçen başka kötücül unsurlar da vardır. Lilith dışında için ikinci kötücül varlık olarak Azazel, Musevi Angelolojisine göre; cin değil melek olup düzene karşı isyan ediyor. Havva annemize ilk sahip olan ve Kabil'in kötülüğü bu şekilde açıklanıyor. Üçüncüsü ise Lucifer'dir. Hatta Düşmüş Melekler de olabilir. Bakalım tahminim çıkacak mı?