KAMUSAL İNSANIN ÇÖKÜŞÜ
Richard SENNETT
1943 Şikago doğumlu Amerikalı sosyoloji profesörü Richard Sennett tarafından “İnsan”ın gelişimine paralel olarak toplumda sosyal, ekonomik, kültürel, politik, bilimsel ve sanatsal algı durumlarının ve buna bağlı olarak gerek bireysel ve/veya toplumsal edimlerin irdelendiği çok değerli bir kitap.
İnsanın kişisel bütünlüğüne kavuşmasının ancak toplumsal varlık alanında görünür olmasıyla mümkün olduğuna vurgu yapmıştır.
Başlangıçta hür ama tehlike ile yüz yüze yaşayan insanın sosyalleşerek toplumu oluşturduğu ve kamusal bir varlık olarak güvende olmayı başardığını söyleyen ancak kamusal bir insan olarak varlığını sürdürmesinin gittikçe zorlaştığını dile getiren düşünür kamusal alanı kuşatan kuralların “özgür insanı”ı kontrol altına alarak onun kamusal alanla bağını zayıflattığını ve kendi iç dünyasına çekilerek etkililiğini azalttığını vurgular.
Kamusal alanda görünür olan insanlar artık kurgu insanlardır. Bu gün medyada olduğu gibi diğer tüm alanlarda görünen yüzlerin artık kamusal bir varlıkları söz konusu olmayıp sadece tasarıların parçası olarak ekranlara monte edilen insansılardır. Kamuda görünen etkili kişilerin bir fabrikadan çıkmış gibi aynı noktada duruyor olmaları kurgudaki spekülasyonu doğrular niteliktedir.
Teknolojinin sunduğu imkanlarla insanlar alanlardan evlerine çekilmişlerdir. Her bir insanı kendi cep telefonuna hapseden bir kamu gücüyle karşı karşıyayız. Çok kolay bir şekilde dünyanın her tarafına ulaşabiliyor olmamız hiç bir şeye ulaşma gayretimizin kalmaması sonucunu doğurmuş, duyarsızlaşmayı arttırmıştır.
İnsan kamusal olmaktan bireysel insan olmaya doğru gitmektedir. Bu durum da kamu gücünü elinde bulunduranların işini kolaylaştırıyor, heyecanlandırıyor, daha çok çalışmaları sonucunu doğuruyor.
Amaç insanı tamamen kontrol altına almaktır. Bilimsel gelişmeler insanı kamusal alandan dışlayarak tektip tasarımlara dayalı sosyal projelere gebe. Bireysellik derken yalnızlığına ve edilgenliğine doğru sürüklenmiş insanın pasif durumu kastedilmiştir. Aslına bakılırsa Freude’nin de, Marx’ın da “yabancılaşan insan” ile kastettikleri buydu.
Sosyolojiye meraklı olanların özellikle okumasında fayda var.