Tüm 'Ötekiler' için
10/10
·304 syf.··
2025 33. kitabı
Evet, gecikmiş bir incelemeyle başlayalım bakalım. Öncelikle kitap 'öteki' olarak bahsettikleri bizler hakkında. Yani Trabzonlu olmadan Trabzonspor'a gönül vermiş taraftarların röportajlarına yer verilmiş. Müzisyen Musa Eroğlu'ndan tutun, spiker Sinem Fıstıkçıoğlu'na kadar bir çok örneği mevcut. Fakat esas odaklanmamız gereken nokta bu kadar çok ünlü simanın röportajları, konuştukları, anlattıkları değil. Hisleri. Onlar da her Trabzonlu olmayan Trabzonspor taraftarları ne hissediyorlarsa onu hissediyorlar. Derleyen Yavuz Saltık, kitapta bu taraftarlar hakkında kitaba ismini veren 'Ötekiler' olarak bahsediyor. Çünkü biz, yok sayılanlar, kabul görmeyenler, varlığından bihaber olunanlar ve ötekileriz. Bu durumu bir örnekle açıklamak gerekirse; -Hangi takımı tutuyorsun? +Trabzonspor. -İyi de Niğdelisin. Trabzon ne alaka? +Sen de İzmirlisin. İstanbul'da alelade bir semt takımını tutmak ne alaka? -İyi de Fenerbahçe tüm ülkeye mâl olmuş bir takımdır. +... (Sessizlik) Bu ve bunun benzeri ardı arkası kesilmeyecek akıl sır erdiremeyeceğiniz sohbetlere maruz kalmamıza sebebiyet veriyor Trabzonsporlu oluşumuz. İnsanlar bir türlü idrak veya kabul etmek istemiyorlar durumu. Ehh kendi camiamızda da pek farklı sayılmaz aslında. Trabzonlular, Trabzonspor kulübünün sadece kendilerine ait olduğunu düşünüyorlar. Biz ötekilere saygı duyup, sempati besliyorlar, pekâlâ bağrılarına da basıyorlar. Ancak biz sempati duyulanlar olmak istemiyoruz, biz Trabzonspor'un hepimize ait olduğu gerçeği kabul edilsin istiyoruz. Bu kitapta da yer aldığı gibi Trabzonlular kimliklerinde yazan Trabzon yazısından dolayı bu takımın renklerine gönül verenler, bizler ise hiç görmeden, uzaktan uzağa sevenleriz daha değerli ve kıymetli değil mi? Trabzon şehri Eren bülbüller çıkartan bir şehir, vatanla kurdukları bağı memleketleriyle de kuruyorlar, o biçim milliyetçilik. O yüzden anlayabiliyorum Trabzonspor'u Trabzon şehriyle sınırlamaya çalışmalarını, bilerek yapmıyorlar aslında ruhlarında var sahiplenmek. Ama bu kadar büyük ve köklü bir camiayı tek bir şehirle sınırlandırmak ona yapabileceğimiz en büyük kötülük olmaz mı? Trabzon şehrini sevmediğim için anlatmıyorum bunları aksine biz o hiç görmediğimiz Trabzon'un Karadeniz yaylalarında oturup çay yudumladığımızı hayal edenlerdeniz. Mesela her birimizin ikinci memleketi olmuştur. Buraya kadar bahsettiğim şeyleri bir Trabzonlunun veya herhangi bir takımı tutan herhangi bir takım taraftarının anlaması pek de mümkün görünmüyor. Fakat kitap benim anlatmaya çalıştığım ve kelimelerimin kifayetsiz kaldığı duygularıma hem tercümanlık hem de kılavuzluk ediyor. O yüzden tavsiyemdir. Hangi takıma hangi şekilde gönül veriyorsanız alın ve okuyun. Derleyen Yavuz Saltık ve röportaj veren her bir isme de teşekkür etmek istiyorum. Açıkçası "Bize her yer Trabzon." sloganının deplasmana maç izlemeye giden Trabzonlulara değil de başka kentlerden ve ülkelerden Trabzonspor'a gönül vermiş bizlere ait olduğunu çok güzel bir şekilde açıkladıkları için. Öteki olmakla gurur duymamız gerektiğini bir kere daha hatırlattıkları için. Niğde Bor'da 40 metrekarelik dükkânında arkasında Atatürk Trabzonspor ve maşallah yazısının bulunduğu duvara yaslanarak nalburluk yapan Niyazi dayı'yı unutmadıkları için. Ve teşekkürler, içimdeki Trabzonspor aşkıyla yanıp tutuşan küçücük kız çocuğunun bastıramadığım sesine kulak verdikleri için. Ve teşekkürler Kazım'ı, Eren'i, Onur'u asla unutmamız gerektiğini hatırlattıkları için.
Edebiyat
Öteki TrabzonsporKolektif · Alfa Yayıncılık · 202212 okunma
··
164 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.