"İfade edilmemiş duygular asla ölmez, sadece diri diri gömülür ve sonradan daha korkunç şekillerde tezahür ederler."
Sigmund FreudThe Bee Sting de travmaların farklı şekillerde gömülüşlerinin öyküsü.
Ekonomik buhranın etkisiyle sarsılan bir ailenin küresel ısınma hicivleriyle bezeli hikayesini okuyacağım sanarken; gerek üslup, gerekse olay örgüsü olarak beklediğimden çok farklı -iyi anlamda- bir anlatıyla karşılaştım.
Romanın katalizörü olan ekonomik buhran, adeta bir domino etkisi yaratarak aile fertlerinin materyalist bir maske altında gizledikleri 'gerçek' buhranlarını ortaya çıkarıyor.
Anlatı ailenin dört bireyinin de bakış açısından ayrı ayrı aktarılıyor. Paul Murray her karakter için ayrı bir üslup kullanarak, her karakterin kişiliğini ve zihnini BİÇİMSEL olarak da tecrübe etmemizi sağlıyor. Kendini sürekli baskılayan ve düzenin adamı olmaya uğraşan Dickie'nin bölümlerinde cümlelerin gayet kurallı, noktalama işaretlerine uygun ve kendine ait düzen içinde olduğunu görürken; asla tut(a)madığı yasının etkisiyle travma anında takılı kalmış İmelda'nın noktalama işaretleri olmadan, bilinçakışı içerisinde kaç veya savaş modundan kurtulamamış halde etrafını yorumladığına şahitlik ediyoruz. Roman Y kuşağının arada kalmışlığını ve Z kuşağının internete hapsoluşunu da güzel bir şekilde yansıtmış. Kitapta ayrıntılı bir şekilde incelediğimiz bastırılmış kuşaklar arası travmalar kitabın sonunda aynı anda diriliyorlar.
Biçimsel anlamda yazarlık hakkında bana çok şey katan bir kitap oldu.
Çok uzundu beni bitirdi ama yine de değdi diyebilirim.
Dua Lipa 2025 Kitap Kulübü Şubat Seçkisi.