Gönderi

Puan vermedi·144 syf.··
2025 24. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 06 Temmuz 2025 17:07
Necla Akdeniz'in Tereddüt Çizgisi adlı romanı üslûp ve içerik olarak edebiyatımız için önemli bir kazanım. Yazarın iki kitabı daha var, bunlardan sadece bir tanesini okudum. O kitaba, Tereddüt Çizgisi'ne ve bu öykü kitabı En Eski Oda'ya bakarak yazarın dille ilgili yaklaşımın, kendine mesele edindiği dertlerin birbirine yakın yerler olduğunu, veya yeni kitabıyla bu çemberi biraz daha genişlettiğini söyleyebiliriz. Yazarın temel meselelerinden biri, kendisi olmak isteyen insanlar, kendisi kalmak isteyen diğer canlılar ve hepimizin yuvası olarak da doğa. Belli ki Necla Akdeniz eşcinsellik ve farklı cinsellikler meselesini insan türünün meselelerinden biri olarak görerek onları hikâyelerine ya da romanlarına konu ediyor. Aynı şekilde hayvanlar, doğa canlıları, ağaçlar ve diğerleri de bu hikâye özneleri olarak karşımıza çıkıyorlar. Tereddüt Çizgisi ise işte bu başka olmanın, insan türüne ait olmamanın yüceltilmesini de içeren çok etkileyici bir haykırıştı. Kitabın adında karşımıza çıkan kuir sözcüğü, dikkat çekiyor öncelikle. İngilizcedeki queer kelimesinin karşılığı olarak türkçeleştirilmiş bir sözcük belli ki. Kategorileştirmeler, isim takmalar gibi yaklaşımlardan uzak belirsizlikler içerisindeki doğal şekilde var olma hallerine bakmak gibi düşündüm. Örneğin bir kadın eşcinsele bakıp onu bu kelimeyle kafamızda kategorize ederek yaftalamak ve belki onun kendisine özgü var olma ve kendisi olma hâlini kavrayamamak gibi düşünebiliriz, eğer doğru olan bu ise. Bu hikâyelerde karşımıza çıkan bazı kadınlar, bazı erkekler işte bu belirsiz, isimsiz, kendi kendilikleri ile diğer hikâyelerde karşımıza çıkan başka canlılar, türlerden bağımsız var olma hâlleri ile birlikte bu ismin hakkını veriyorlar anladığım kadarıyla. Bu çaba, yazarın temel gayretlerinden birisi olmalı ki bir kez daha karşımıza çıkmış oluyor. En Eski Oda, Tereddüt Çizgisi ile kıyaslanma bahtsızlığını yaşamak zorunda, her ne kadar bir roman olmasa da. Bu anlamda bu hikâyeler daha çok Tereddüt Çizgisi'nden önce yazılmış gibi de duruyor belki de, böyle de söylemek yanlış olmayabilir. Bir huzursuzluk, rahatsızlık hissi vermiyorlar, daha çok karakterlerinin kendileri olmaları için verdikleri mücadelenin, o gayretin içinden hikâyeler bunlar. Bütün hikâyelerde üslûp, dil kullanımında birbirine yakınlıklar söz konusu. Bütün hikâyeler arasında Salıncak belki daha arabesk bir hissi andırması sebebiyle bana daha etkileyici geldi, bilemiyorum. Ama hikâyelerin birbirlerine eklenebildiği yerlerin de olması, bazılarının bir diğerine devam olabilmesi yazarın metin içerisinde kendine alan açmak için neler yapabildiğini de düşündürüyor. İlk kez bir hikâye kitabı yazdığı için Necla Akdeniz kendi edebiyat bölgesini genişletiyor, hikâyelerini çoğaltıyor, ve en başından beri anlattıklarını da büyütmüş oluyor. Burası, yazarın dünyası. Burada insanlar, insan olmayan canlılar ve doğa bir şekilde Tereddüt Çizgisi'nde anlatılan o heyecan verici başkaldırı kitabının sayfalarından hikâyeler anlatıyor gibi. Çok şaşırtıcı değiller ve edebiyat okurları olarak şaşırmayı beklemek de zaten asla bir amaç olamaz. Ama dertleri olan yazarların hikâyelerini okumak güzel. Çünkü onlar bu dünyada farklı bir damarı incesinden yakalayıp orayı çağlayarak akacak bir nehre dönüştürecek kadar güçle ve ısrarla yazmayı seven insanlar oluyor genelde. Bu anlamda Necla Akdeniz işte bu damarı genişletip bizlere bakacak, görecek yeni yerler, yeni doğa ve dünya alanları, edebiyat güzellikleri yaratmak için gayret gösteren yazarlardan biri. Hem bu kitabı, hem tereddüt çizgisi'ni mutlaka öneririm yazarı tanımak için.
En Eski Oda - Kuir ÖykülerNecla Akdeniz · Agora Yayıncılık · 04 okunma
·
243 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.