BİNBİR ÇİÇEKLİ BAHÇE
Yaşar KEMAL
Binbir Çiçekli Bahçe’de
çeşitli yazılarında, doğanın ve kültürün yozlaşmasındaki tehlikelerin altı çiziliyor, sorunların kökenlerine dair saptamalarda bulunuluyor ve çözüme dair öneriler sunuluyor.
Yaşar KEMAL her dönem güncelliğini koruyan bir bellek ama özellikle ülkemizdeki makrososyal sorunlara dair üretilen pratiklerin başında gelen “Çözüm süreci” “ Açılım süreci” gibi süreçler gündeme geldiğinde özellikle “Yaraya merhem” diye umutla başvurulan bir bellek.
Yaşar KEMAL, okuduğumuz bu kitapta özellikle yakıcı/yıkıcı bir sorun olan “Kürt sorunu”, “Demokrasi sorunu”, “Feodalite sorunu” gibi sorunlar söz konusu gündeme geldikçe baş vurulan bir kılavuz belleğe dönüşmüş durumda.
Bu günlerde gündeme gelen yeni bir toplumsal barışı güçlendirme sürecinin daha sağlıklı yürümesi için Yaşar KEMAL gibi bir bilgenin ne dediğinin anlaşılması ve doğru adımlar atılması için bu kitabın okunması gerekir diye düşünüyorum.
Yaşar KEMAL daha önce bir mahkemede yazdıkları ve konuştukları hakkında dava edilince şöyle bir savunma yapmıştı:
“Benim yazılarım halkımıza birer çağrıdır. Öncelikle batıdaki, doğudaki çocukları, savaşta ölmüş anaları çağırıyorum. Bu savaş en çok sizin yüreğinizi yaktı. Herkesi çağırıyorum, sayın yargıçlar sizleri de bu savaşı durdurmak isteyenlere katılmaya çağırıyorum. Bu ülke hepimizindir ve bu ülke insanlık tarihinde çok uzun yaşamaya layıktır. Hem de onuruyla yaşamaya... Unutmayalım ki, bir ülkenin insanlarının onuru en azından toprağı kadar kutsaldır.”
Kendi perspektifini bu cümlelerle doğrultan Yaşar KEMAL, yine aynı perspektifle Anadolu’yu “BİNBİR ÇİÇEKLİ BAHÇE” olarak gördüğünü dile getirmiştir.
Yaşar KEMAL, dünyanın “TEKLEŞMEYE” doğru evrilen bir siyasi gidişatına itirazını bu kitapla dile getiriyor ve şöyle söylüyordu:
“Dünyanın şimdi başı belada. Dünyamız şimdi tek kültürlü bir dünyaya doğru başını almış gidiyor. Bu insanlığı insanlıktan çıkaran bir durumdur. Tek kültürlü bir dünyada insanlığın halini göz önüne getirelim: Tek çiçeğe kalmış, tek renge, tek kokuya kalmış bir insanlık ve tek dile kalmış bir dünya.”
Yaşar KEMAL’in Anadolu’ya bakınca tahayyül ettiği ve Anadolu coğrafyasındaki yaşam izlerine bakınca somutlaştırdığı bu ütopimsi dünyaya ulaşmak için bir yönüyle Hümanist ve İdealist olmak gerekiyor bir yönüyle de buna ulaşmanın zorluğunu da görerek Gerçekçi olmak gerekiyor.
Yaşar KEMAL, bu kitabın sayfalarında dile getirdiği düşüncelerini konferans salonlarında, ödül törenlerinde, mahkeme salonlarında, bayramlarda, şenliklerde, mülakatlarda, konuşmalarda muhataplarının yüzüne yüzüne hiç çemkirmeden dile getirdi ve de zaman zaman bedel de ödedi.
Çoğu zaman da kendi anlattığı hikayedeki gibi “Zilli Kurt” muamelesine tabi tutulmuştur.
Ama yılmamış ve ölümüne kadar da bunları dile getirmeye devam etmiştir.
Yaşar KEMAL dünyasını anlamak ve kendimizi daha iyi özeleştiriye tabi tutmak için, empati kültürünü edinmemiz için mutlaka ama mutlaka okunması gereken bir kitap.