Kitabının giriş bölümünde "Destanlar olağanüstü hareket ve olayların ifadesidir. Hareketsiz toplumların ve milletlerin destanları olmaz." diyor Necati Demir Hoca. Türk toplumu olarak birçok destanımız ve küçümsenemeyecek hacimdeki mitolojik birikimimiz olduğu için şanslıyız. Lakin, bu engin birikimimizin hakkını ne kadar verebiliyoruz? Toplumumuzun üyelerinden ne kadarı milli varlığımızın mührünü taşıyan mitoslarımıza hakim? Sanırım konu üzerine düşünen hiç kimse bu sorulara olumlu cevaplar veremez.
Destanlar; bilindiği ve hocamızın da söylediği gibi olağan dışı, büyük olayların neticesinde oluşur. Yakın tarihimizden misalle Mehmet Akif'in Çanakkale Şehitleri ve İstiklâl Marşı şiirleri ile Nazım Hikmet'in Kuvayi Milliye Destanı şiirini aklımıza getirebiliriz. Saydığım şiirler, bildiğiniz üzere milletinizin verdiği ölüm kalım savaşının, varolma mücadelesinin neticesinde filizlenmiş destansı şiirlerdir. Her ne kadar bu şiirleri tür olarak destan kategorisine sokamasak da mana yönünden yapay destan olarak değerlendirebiliriz. Zira; olağan dışı bir dayanışma ve kahramanlığın hikayesidirler.
Bozkurt ve Ergenekon Destanı da benzer şekilde bir toplumun var olma mücadesi ve kahramanlık hikayesini konu edinir. Geçen yüzyıllar boyunca da araya mitolojik unsurlar karışarak bugünkü şekillerini alırlar. Bozkurt Destanı'ndaki kurttan türeme bahsi hakkında Çin kaynaklarında bu kurtun aslında kurt başlı kadın bir şaman olduğu ve Göktürk Devleti' nin kurucuları olan Aşina Kabilesi'nin Li Devleti tarafından ortadan kaldırıldıktan sonra 104 yıl boyunca ortadan kayboldukları belirtiliyor. 104 yıl sonra ise saklandıkları Ergenekon'dan, demir dağları eriterek çıktıkları ve Juan Juan'ların himayesinde demirci ustaları olarak yaşamaya başladıkları bilgisiyle karşılaşıyoruz. Bu bilgiler de Göktürk Devleti'nin mazisini anlatan destanımızın gerçek olaylara dayandığını gösteriyor bize. Necati Demir Hoca kitabında(emeğine sağlık) birbirinin devamı olan bu iki destan hakkındaki bütün belge ve bilgileri toplamakla kalmayıp, Ergenekon Destanı'nın geçtiği düşünülen Özerk Altay Cumhuriyeti sınırlarındaki Katıyaruk Vadisi'ne de giderek alan araştırmaları ve fotoğraflamalar yapmış. Derlediği diğer belgeleri de ekleyerek, konu hakkındaki en geniş çaplı incelemeyi sanırım Necati Hoca yapmış.
Kitapta, Bozkurt ve Ergenekon Destanı'nın Göktürkler dışındaki diğer Türk toplumlarındaki yansımaları, Anadolu'daki izleri, Nevruz Bayramı ve belki de en şaşırtıcısı olan İtalyan mitolojisindeki izlerinden de bahsediliyor. Destanlara, mitolojik anlatılara ilgi duyanların hoşlanacağından eminim.
Kitapla ve sağlıcakla kalın.
A. Kadir UYSAL - 29.05.2025