·48 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Temmuz 2025 11:21 Proust ilk kitabi olan "Hazlar ve Günler"i yazarken, beğenmediği için bu kısa öyküyü kitabindan çıkarmıştır. Ancak sonradan bir dergide yayınlanmasına izin vermiştir. Yazar yıllar sonra bile geriye dönüp bu yazdıklarına budalaca bir öykü olarak bahsetmektedir.
Öykünün konusu, seçkin bir hanımefendinin aşkının billurlaşması üzerine bir incelemedir. Madeleine, o zamana kadar neredeyse hiç dikkat etmediği bir adama, geçici bir hevesle kendini kaptırıverir. Bu olayın tetikleyicisi ise, adamın yakın bir zamanda uzun bir yolculuğa çıkacağını öğrenmesidir. O zaman aşkının farkına varır. Ancak aşkına karşılık bulamaz. Kendisine takındığı kayıtsız tavrı anlamaya çalışır, kendisi gibi kimsenin asla hayır demeyeceği değerli birine yapılan bu kayıtsızlığı anlamaya çalışır. Araştırmaları sonucunda da adamım kendisi gibi soyluları değil, değersiz atfedilen insanlara ilgi duyduğunu öğrenir.. Ve beklenmedik bir şekilde kitap bir anda biter.
Bana kalırsa ne kadının ki gerçek bir aşk ne de erkeğinki kayıtsızlıktı..
Sırf kendisi ona bakmadığı için ilgiye alışkın bir kadının bir anda ona kapılması sonucu olaylar gelişmeye başlamış gibi göründü. Ama o kadar güzel betimlemeleri var ki, 45 sayfalık bu kısa kitabi sadece bunun için okuyun derim. Alıntılarımda da görebilirsiniz.
Proust severlerin araştırmaları sonucunda bulunan yazısı hemen kitaba dönüştürülmüştür. Ocak 2024 de ilk baskısı Yapı Kredi Yayınları tarafından yapılmıştır. Proust ne yazarsa okurum diyenler buyrun okuyun. Hiç okumadıysa da bu kısacık kitabıyla onunla tanışabilirsiniz.
《Tek bir mücevher takmamıştı, sarı tülden bluzu cattleyalarla kaplıydı, karanlık bir kuleden sarkan cansız ışık süslemeleri misali siyah saçlarına da birkaç cattleya (katleya: parlak renkli, gösterişli çiçekleri olan bir orkide cinsi) takmıştı.》
《Gerçekten de çiçekleri seviyordu, en basit tabirle ne kadar güzel olduklarını ve kendisini be kadar güzelleştirdiklerini biliyordu. Onların güzelliklerini, neşelerini, hüzünlerini de seviyordu, ama sadece dışarıdan, güzelliklerinin bir hali olarak. Tazeliklerini yitirdiklerinde onları rengi solmuş bir elbise gibi bir kenara atıyordu.》